754 2012 - 2013 Yılı 11.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları [Biryay Yayınları]

Yazar:



Sayfa 9
3- Batılılaşma sözünden ne anladığınızı söyleyiniz.
Batı ülkelerine göre geri kalmış;siyasi,ekonomik,teknik, eğitim, hukuk vs. gibi alanlar da Batı seviyesine çıkma arzusu anlmına gelir.
4- Başlangıçtan günümüze değin edebiyatımızın dönemleri:
1-İslamiyet öncesi Türk Edebiyatı
a) Sözlü Edebiyat Dönemi
b) Yazılı Edebiyat Dönemi

2-İslamiyet sonrası Türk Edebiyatı
a) Divan Edebiyat Dönemi
b) Halk Edebiyat Dönemi

3- Batı Etkisindeki Türk Edebiyatı
a) Tanzimat Edebiyatı Dönemi
b) Servet-i Fünun Edebiyatı
c) Fecri A-ti Edebiyatı
d) Milli Edebiyatı
e) Cumhuriyet Dönemi
f) 1940 sonrası


Ünite Değerlendirme
Y
D
D

Seçmeli Sorular
C
D
B

Boşluk doldurma
sosyal ve siyasi
6.Sosyal ve siyasi düşünceden etkilenrler ve gelecek nesiller yazdığı eserlerle yönledirirler .

Sayfa 15
Yenileşme Dönemi
1. Yenileşme ihtiyacı, mevcut olanın ihtiyaçlara cevap verememesinden doğar.

1. "Yenileşme Dönemi" ifadesi devletteki gerilemenin sonucu olarak ortaya çıkan bir durum olup eski düzenin eski düzenin, çağın gereksinimlerini karşılayamadığı durumlarda ortaya çıkar.

2. Bir nesne veya yapı artı ihtiyaca cevap veremediği ya da yenileri, işlevselleri çıktığı için tanzim edilir.

3. Batı medeniyetlerini veya batılı milletleri taklit etme ve onlar benzeme hareketi. (batılılaşma, garplaşma, avrupalılaşma, modernleşme, asrileşme, çağdaşlaşma da denir.) Avrupanın (sonradan Amerikan'nın da) başta teknolojisi olmak üzere siyasi, sosyal ve hatta kültürel sistemini aktarma ya da iktibas etmeye dayanan fikirler ve uygulamarın tamamı bu kavramın çerçevrsine girer.


Sayfa 16
ONDOKUZUNCU ASIR METNİ
(SADULLAH PAŞA)

1.Ortaçağa Özgü Dünya Görüşü : Işın sanatçılar tarafından haberciye benzetilmesi, ölümsüzlük çeşmesi, Sührab'ın ilacı, büyü kitabı, büyü kitabı, tılsımın hükmü.... Uğurlu vakit, burçların uğursuzluğu(müneccimlik) remil, baykuşun uğursuzluğu, Atlas'ın dünyayı omuzlarında taşıması, Eflatun'un düşünceleri, zorbalık, keyfilik, efendi, köle.

Modern Dünya Anlayışını İfade Eden Kelimeler : Akıl, anlayış gücü, deney, uzay, parlak akıl, yerçekikimi, elektrik, ışık, buhar, mıknatıs, icatlar, kanunlar, bilimler, bilgi, medeniyet, ilerleme, yükselme, eşitlik, hak...

2. Geleneksel zihniyet baskıcı, hurafe ve batıl inançlara dayanan, yeniliğe kapalı, dogmatik fikirlerin egemen olduğu bir anlayıştır.
-Modern dünya görüşünde ise akıl ve deneyi baz alarak bilinmezlere ve yanlış bilinenlere ışık tutan, yenilikçi gelişmeye açık, bilimi üstün tutan bir dünya görüşüdür.

3. 21 ve 22. beyitlerde hak, hukuk, kanun, eşitlik gibi kavramlardan söz ediliyor. Bu kavramlar tanzimat zihniyeti ile doğrudan ilişkilidir. Çünkü Tanzimat Dönemi'nde Osman toplumunda yapılan düzenlemelerle hak, adalet, eşitlik konuları önem kazanmaya başladı.

4. Sadullah Paşa toplumların sonsuza kadar yaşamasının cehaletle mümkün olmayacağını, bunun ancak bilim, ilerleme ve medeniyet bakımında yükselme şartıyla sağlanacağını belirtiyor.


Sayfa 17 ile Sayfa 21 Arası
1.TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU
SORU: TANZİM ETME VE KÖKTEN DEĞİŞTİRME ARASINDAKİ FARKLILIKLAR NELERDİR?
Düzeltme, düzenleme, düzen verme…anlamlarına gelen tanzim etme var olanın gereksinimlere göre yeniden düzenlenmesidir.Kökten değişim ise yüzeyde değil derinlemesine yapılan değişimdir.Örneğin eski bir konağı restore edip ihtiyaca uygun şekilde eklentiler yapmak tanzim etmek, konağı yıkıp yerine yepyeni bir bina yapmak kökten bir değişimdir.

SORU:TÜRK EDEBİYATINDA 1860 YILINDAN ÖNCE “ÖYKÜ,ROMAN,MAKALE,DENEME,FIKRA,TİYATRO” GİBİ TÜRLERDE YAZILMIŞ ESERLER VAR MIDIR?
Öykü,roman,makale,deneme ve fıkra gibi türler Tanzimat edebiyatıyla (1860-1896)edebiyatımıza girmiştir.İlk çeviri roman Yusuf Kamil Paşanın Fenelon’dan çevirdiği Telemak adlı eserdir,ilk yerli roman ise 1872’de Şemsettin Sami tarafından yazılan Taşşuk-ı Talat ü Fitnat’tır.(Talat ve Fitnat’ın Aşkları) İlk edebi roman : Namık Kemal tarafından 1876′da yazılan “İntibah“tır.  Batılı tekniğe uygun ilk kusursuz roman ise Aşk-ı Memnu’dur.İLK yerli tiyatroyu ise Şinasi 1859 yılında yazmıştır: Şair Evlenmesi…İlk makale: 1860′ta Şinasi tarafından “Mukaddime” adıyla, Tercüman-ı Ahval’de yazılmıştır.

SORU: TANZİMAT FERMANI İLE ADLİ,SİYASİ,ASKERİ,MALİ VE İDARİ ALANLARDA GERÇEKLEŞTİRİLEN YENİLİKLER NELERDİR?
YENİLEŞME DÖNEMİ HAKKINDA
Yenileşme dönem 17. Yy ın sonundaki Karlofça (1699) antlaşması ile başlamıştır. Ancak 19 yy da hız kazanmıştır. Bu yüzden yenileşme dönemi 19 yüzyılı  kapsamaktadır.



 

19. yüzyılda siyasi  alanda yapılan yenilikler :
  • -Yönetim merkezi olan Babıali güçlendirildi
  • Divan örgütü kaldırılarak yerine bakanlıklar (nazırlıklar) kuruldu.
  • Yenilikler için askeri, adli ve idari meclisler oluşturuldu
  • Valiler doğrudan merkezden atandı Köy ve mahalle için muhtarlıklar kuruldu
  •  Memurlara rütbe ve nişan verildi,
  • Devlet memurlukları dahiliye (iç işleri), ve hariciye (dış işleri) olarak ikiye ayrılıp maaş bağlandı.
  • İller merkeze bağlanmış ve “ayan”lık sistemine son verilmiştir.
  • İlk kez mahalle ve köylerde muhtarlıklar kurulmuştur.
  • Şeyhülislamın yetkileri sınırlandırılmıştır.
  • Askeri ve mali amaçlı olarak ilk nüfus sayımı yapıldı
  • Polis teşkilatı ile posta teşkilatı kuruldu
  • Müsadere usûlü (devletin kişilerin mallarına el koyması) kaldırılıp özel mülkiyet güvenceye alındı.
  • Takvim-i Vekayi adıyla ilk resmi gazete çıkarıldı
  • Meclis-i ahkam-ı adliye (mahkeme) kuruldu
  • Yeni meclisler komisyonlar kuruldu
  • Ceza ve ticaretle ilgili yasalar çıkarıldı, yabancılarında katıldığı karma ticaret mahkemeleri kuruldu.
  • Padişahın yetkileri kısıtlandı yönetim yetkisi meclise verildi.
  • Ülke vilayetlere sancaklara kazalara köylere ayrıldı valiler kaymakamlar görevlendirildi

 

19. yüzyılda sosyal hayatta yapılan yenilikler
-Posta telgraf  teşkilatı kuruldu, haberleşmede gelişme sağlandı.
Ceket, pantolon ve fes giyme zorunluluğu getirildi
-Yeni yollar yapıldı, ilk demiryollarının yapımına başlandı.
-Belediyeler kuruldu
-İlk nüfus sayımı yapıldı (askere gidecekleri belirlemek için)
-Kıyafet değişikliği yapıldı, devlet memurlarına ceket gömlek fes giyme zorunluluğu getirildi.
-Halk avrupai yaşama özenmeye başladı, evlerde yurtdışından mobilyalar ve ev eşyaları kullanılmaya başlandı, eğlence şekilleri değişti.

 

19 yüzyılda askeri alanda yapılan yenilikler
-Yeniçeri ocağı kaldırıldı
-Nizam-ı cedid kuruldu
-Ordunun eğitim şekli değişti.
-Ordu beş ordu şeklinde teşkilatlandırıldı.
-Askerlik süresi beş yıl olarak belirlendi.
-Askere alma işi kura ile yapılmaya başlandı.

 

19. yüzyılda eğitim alanında yapılan yenilikler
-İlk eğitim bakanlığı kuruldu (meclis-i maarif-i umumiye)
-Rüştiyelerin (ortaokul) sayısı arttırıldı.
-İlk kız rüştiyesi kuruldu
-Rüştiye üzerinde eğitim veren idadilerin ilki kuruldu.
-Robert koleji, galatasaray sultanisi, duşşafaka adlarında ilk özel okullar açıldı.
-Mektebi mülkiye (siyasal bilimler fakültesi) açıldı.
-Darülfünun (üniversite) kuruldu
-Avrupaya öğrenci gönderilip, öğretmenler getirildi.


SORU:TANZİMAT FERMANI İLE GETİRİLMEK İSTENEN DEĞİŞİKLİKLERİ HALK MI AYDINLAR VE YÖNETİCİLER Mİ İSTEMİŞLERDİR? BU DEĞİŞİKLİKLERE NİÇİN İHTİYAÇ DUYULMUŞTUR? 
Tanzimat Fermanı ile getirilmek istenen yenilikler devlet yöneticileri tarafından devletin varlığını sürdürebilmesi ve devletin eski gücüne tekrar kavuşması amacıyla yaptırılmıştır.

SORU: 19.YÜZYIL TANZİMAT DÖNEMİNDE İSTANBUL’DA SÜRDÜRÜLEN İKİ FARKLI YAŞAMI KARŞILAŞTIRINIZ?SONUÇLARI İFADE EDİNİZ. 
Tanzimat döneminde Beyoğlu eskiden beri gayr-ı Müslimlerin (Hristiyan ve Yahudiler)zorunlu ikamet yeri olarak Batılı yaşamı sürdüren ve Batı’dan gelen yeniliklerin görüldüğü ilk yer olma özelliğine sahiptir.19.yüzyılda Beyoğlu’nda Batı mimarisiyle yapılan binalar bulunmakta eğlence ve Avrupai bir yaşamın ön planda olduğu dini kaygılardan uzak bir hayat sürülmüştür.
İstanbul’un en eski yerleşim yeri olan Surlar içindeki İstanbul ise Osmanlı geleneksel sosyal yaşam yapısını koruyan  Doğu-İslam kültürünün hakim olduğu  merkez konumundadır.

SORU: “Turfanda mı Turfa mı?” romanından hareketle Tanzimat Dönemi eserlerinin yazılış amacı nedir? 
Tanzimat dönemi eserlerinde “Sanat halk içindir.” Anlayışıyla halkı eğitme,bilgilendirme amacı vardır.Bu dönemde edebiyat amaç değil araç olarak görülmüştür.

SORU: TANZİMAT DÖNEMİNDE YAYIMLANAN GAZETELER VE BU GAZETELERİN ÖZELLİKLERİ  NELERDİR?
TANZİMAT DÖNEMİNDE ÇIKARILAN GAZETELER
I-TAKVİM-İ VEKÂYİ ( 1831)
            Toplumlarda gazetenin iki önemli görevi vardır. İktidarın bildirdiklerini halka iletmek ve halkı siyasi güncel olaylar hakkında bilgilendirmek. 1826 yılında Yeniçeri Ocağını kaldıran ve devlet yönetiminde reform hareketlerine girişen II. Mahmut'un bu gelişmelere paralel olarak 1831 de Takvim-i Vekayinin Osmanlıca ilk resmi gazete sıfatı ile çıkması tesadüf olamaz. 1830 yıllar II.Mahmut'un iktidarı merkezleştirmeyi amaçladığı bir dönemdir. Padişah, reformlarının gerçekleşmesinde siyasi basın gücünün farkındadır. Yurt içinde kamoyu oluşturmayı hedeflediği kadar imparatorluktaki reform ve değişileri batı dünyasına duyurma arzusu içinde Arapça, Ermenice,Farsça, Fransızca, ve Rumca baskılarıda yayımlanmıştır. Ayrıca Mısır 'da Kavalalı Mehmet Ali  Paşa'nın  teşebbüsü ile 1831 de Takvim-i Mısriyye yayımlanmıştır. Osmanlı Devletine karşı etkin bir propaganda aracı olarak kullanılmıştır. Takvim-i Vakayi haftalık olarak yayınlanan bir gazetedir. Resmi ilanların yanı sıra iç ve dış gelişmelere ilişkin haberler yer almaktaydı.  Resmi bir gazete olmasından dolayı makale içerikleri devletin görüşleri doğrultusundaydı. 1860'tan sonra sadece resmi duyurular ve kabul edilen yasa metinleri yayınlanır oldu. II.Abdülhamit devrinin büyük bir kısmında yayınlanmasına karşın, 1878 yılından 1891 yılına kadar yayınlanmadı. 1892 de yeniden yayın hayatı durdu. 1908 de Jön Türk İhtilali sırasında yenıden yayınlandı.  Türkiye Cumhuriyeti döneminde onun yerini Resmi Gazete almıştır.
II-CERİDE-İ HAVADİS( 1840) 
Ceride-i Havadis, Türk basın tarihinin ilk özel türkçe gazetesi olarak kabul edilir ancak devletten yardım alması yarı resmi bir yapı doğurmuştur. William Churchill adında bir ingiliz tarafından 1840 yılında çıkarılmaya başlanmıştır. sadece haber içerikli olan gazete ilk yayınlandığı günlerde hiç ilgi görmemiş, ilk üç sayı bedava dağıtılmıştır. gazete haftalık olarak çıkarılmaya başlanmış ardından on günde bir çıkarılması kararlaştırılmıştır. ardından William Churchill siyasi nüfuz kullanarak devletten ayda 2500 kuruşluk yardım almayı başarmıştır. gazetede, dış ülkelerden muhabirleri vasıtasıyla dış haberlere yer verilmiştir. bu özelliği nedeniyle gazete seçkin zümre tarafından takip edilmiştir. gazeteye iskenderiye’den haber gönderen bir muhabir türk basın tarihinin ilk muhabiri sayılmaktadır. Gazetenin diğer bir özelliği ilanlara yer vermesidir. ilk ölüm ilanları bu gazetede yer almıştır. 1854 Kırım savaşına, gazete savaş muhabirlerini göndermiştir, gazete 1864 yılında 1212 sayıyı geride bırakarak kapanmıştır.

III- TERCÜMAN-I AHVAL(1860)
            Tercüman-ı Ahvâl, İstanbul'da 1860-1866 arasında yayımlanan ilk özel Türkçe gazetedir. Bu gazete hem gazetecilik hem de edebiyat yönünden tam bir dönüm noktası olmuştur. Sosyal ve siyasal olayların yoğunluk arzettiği halk tarafından merak ve heyecanla izlenen olaylar bu gazetede yayınlanmıştır.Bir övgü gazetesi değil , düşünceve tartışma gazetesi olmuş,fertlerin düşünce ve kanatlarını açığa vurulmasına katkı sağlamış, imtiyazlı baş yazı geleneği ilk bu gazetede başlamış, tefrika ve tartışmalar, haberi ön plana çıkaran araştırmalar, eğitim sisteminin aksaklıkları ve siyasi elaştiri örnekleri yine ilk bu gazetede yer almıştır 22 Ekim 1860'ta Agah Efendi tarafından çıkarıldı. Önceleri pazar günleri çıkan gazete 22 Nisan 1861'deki 25. sayısıyla birlikte haftada üç gün yayımlanmaya başladı. Gazete zamanla Ceride-i Havadis gazetesiyle rekabet edebilmek için yayınını beş güne çıkardı. Bahçekapı'da bir matbaada basılan gazete, matbaanın altındaki bir tütüncü dükkanından satılıyordu.
            Şinasi, Ahmed Vefik Paşa, Ziya Paşa, Refik Bey'in sık sık bu gazetede yazıları yer aldı. Bu yazılarda Osmanlı toplumunun geri kalma nedenleri ve ülkede olup bitenler tartışılıyordu.Ayrıca edebi eserlerin de yayımlandığı gazetede, batılı anlamda ilk Türkçe oyun olan Şinasi'nin Şair Evlenmesi de (1860) dizi olarak yayınlamıştı.
            Gazete, Ziya Paşa'nın kaleme aldığı sanılan ve eğitim sistemine sert eleştirilerde bulunan bir yazı yüzünden Mayıs 1861'de iki hafta süreyle kapatıldı. Bu olay Türk basınında yayın durdurmanın ilk örneği oldu. 792 sayı yayımlanan Tercüman-ı Ahval 11 Mart 1866'da yayınına son verdi
NOT: Mukaddemesi ilk makale özelliği  taşır

IV- TASVİR-İ EFKÂR( 1862)
            Tercüman-ı Ahvalin açtığı yolda çok emek ve titizlikle yayın hayatına giren, daha ileri bir adam atan (Tasvir-i Efkar) olmuştur. Şinasi’nin kalemiyle özgürlük düşüncesini yayması bakımından bu gazetenin Türk basın tarihinde çok önemli bir yeri vardır. O dönemin en özlü ve kültürlü yazıları onun kaleminden çıkmıştır
            İlk sayıdaki giriş bölümünde gazetenin amacının haber ulaştırmak, halkın kendi yaraları düşünmeyi, kendi sorunları üzerinde durmayı, öğretmek olduğu belirtilmiş bulunmaktadır. padişahın tahta çıkış ve doğum günlerinde övgüler koymayı reddeden Şinasi parlamenter sistemi savunmuş, bu konuyla ilgili olarak Avrupa Basınından çeviriler yayınlanmıştır.
            Şinasi’ye göre gazete ilimin ve eğitimin gelişmesi sorunları ele alacak ve halkın anlayacağı dille yayınlanacaktır. bu amaçla yayın ve eğitimle ilgili haberlere önem vermiş, hatta bunlarla ilgili ilanları parasız basmıştır.Tasvir-i Efkar haftada iki gün çıkıyordu. Gazete iç ve dış haberler için ayrı ayrı sütunlar ayırmış ve bunlar ‘’Havadis-i Dahiliye ve ‘’Havadis-i Hariciye’’ diye süslü başlıklarla verilmiştir. Şinasi, kamuoyu, düşünce özgürlüğü gibi konularda uyarıcı başyazılar yazıyordu.
            .Gazeteyi üç yıla yakın bir süre Şinasi çıkardı.O sıralarda bir arkadaşının tutuklanmasından tedirgin olan Şinasi,1865 İlk baharında Paris’e kaçtı.Fazıl Mustafa Paşanın kendisini bu yolda desteklemiş olduğu öne sürülür.
            Şinasi’nin ayrılışından sonra gazetenin başına Namık Kemalin geçtiğini görüyoruz. Şinasi’nin etkisi altında kalan Namık Kemal daha 25 yaşında iken başyazı yazmaya başladı. Yazılarında özgürlük konularına değiniyor ve aydın çevrelerde geniş yankılar uyandırıyordu. 1867de çıkan ‘’Şark meşalesi ‘’ başlıklı bir yazı dizisi üzerine Namık Kemal in gazeteciliği yasak değildi. Bunun üzerine Namık Kemal de Avrupa ya kaçtı ve gazetenin yönetimi Recaizade Mahmut Ekrem'e kaldı. . Tasvir-i Efkar 835 sayı yayınlanmıştır.Tasviri Efkarın eğitim ve edebiyat alanlarında yepyeni bir yaklaşım oluşturduğu da kabul edilir. Halk dilini ön plana çıkarması, sade anlatım ve keskin fikirli stili, gazetesine izin için yaptığı başvurusundaki olabildiğince Türkçe anlatım ilgisine sadık kaldığını gösterir. Okuyucu mektuplarına ve fikirlerine sütunlarını açmıştır. Arap harfleriyle dizgiyi kolaylaştırmak için dizgi kasasındaki harf sayısını 112 ye indirmiştir.

V-AYİNE-İ VATAN (1866) 
Ayine-i Vatan,Eğribozlu Mehmed Arif Bey’in gazetesi 1866’da çıkmıştır.İlk resimli gazetedir. Kapatıldıktan sonra İstanbul adıyla yeniden çıkmıştır.
VI- MUHBİR GAZETESİ (1866)
Kurucusu Ali Suavi’dir..Hükümeti sert bir dille eleştirdiğindinden gazete kapanmıştır. Yurt dışında çıkan bu muhalif basının ekseriyeti Türkçe olmakla birlikte; Fransızca, Arapça, Almanca, İngilizce ve hatta İbranice olarak yayın yapıyordu. Bu gazetelerin en eskisi, Ali Süavi’nin Avrupa’ya kaçmasından sonra Londra’da yayınlamaya başladığı Muhbir’dir. Fransızca ve İngilizce ekler de veren Muhbir, Mustafa Fazıl Paşanın maddi desteğiyle 1867-1868 yıllarında 50 sayı kadar yayınlandı. Muhbir’den sonra Yeni Osmanlıların yayın organı olan Hürriyet, Ziya Paşa ve Namık Kemal tarafından 1868-1869 yıllarında Londra’da seksen dokuz sayı çıkarıldı. Ali Süavi’nin, Sadrazam Ali Paşa hakkındaki bir yazısı üzerine, İngiltere adliyesi tarafından takibata uğrayınca, 1870 yılında Cenevre’de Ziya Paşa tarafından on bir sayı olarak çıkarıldı. Altmış üçüncü sayıdan itibaren Namık Kemal gazeteden ayrıldı ve 1869’da yurda döndü. Ziya Paşa ise 1871’de döndü. Ali Süavi, Mustafa Fazıl Paşanın verdiği para ile Paris’te Ulum adlı bir gazete çıkarmaya başladı. İnkılap fikirlerini yayan ilk gazetedir.
VII-TERAKKİ GAZETESİ (1868) 
Terakki, 1868’de Ali Raşid ve Filip Efendi’lerin çıkarttığı gazetenin bir hususiyeti haftada bir kadınlara mahsus bir gazete çıkarmasıdır. Yine haftalık mizah nüshası da vardır.
VIII-MÜMEYYİZ GAZETESİ (1869) 
Mümeyyiz,1869’da çıkan gazetenin sahibi Sıtkı Efendi’dir. En büyük meziyeti çocuklar ait bir nüshasının olmasıdır.hafta içi 5 gün yayımlanan bir gazete idi. İlk sayısı Çarşamba’ya denk düşmesine rağmen geri kalan baskıları gazetenin Cuma günkü baskılarının yanında ve aynı ismi, Mümeyyiz ismini taşıyan, yanında ise “çocuklar için gazetedir” yazısı bulunan bir ilave olarak Mümeyyiz, dönemin Süpyan Mektepleri’nde (ilkokul) verilen eğitime ek olarak çocuklara, daha çağdaş daha Batılı eğitimle destek vermeyi ve bu yolla uzun vadede de olsa Türk toplumunun daha eğitimli ve daha çağdaş bir konuma gelmesi hatta Batılı ülkelere karşı yitirdiği eski itibarını ve gücünü yakalaması için çözüm üretmeyi hedeflemişti.
IX-İBRET GAZETESİ (1870) 
1870 yılında yayın hayatı başlayan gazetenin adı iki yıllık çalkantılı bir dönem geçirdikten sonra Ahmet Mithat Efendi tarafından “kiralanır” ve 1872’den başlayarak Namık Kemal, Ebüzziya Tevfik gibi ünlü adların bulunduğu kadrosuyla çıkmaya başlar. Başyazarı Namık Kemal’dir. Özellikle Namık Kemal’in yazıları nedeniyle ilgi gören gazete, yine Namık kemal yüzünden 1873’de kapatılır. Sebebi de yazarın “Vatan Yahut Silistire” adlı oyunudur. Oyunu beğenen ve tezahüratlarla İbret gazetesi önünde toplanan halkın heyecanı Osmanyı Sarayını ayağa kaldırınca gazete 1873 yılı Nisan ayında kapatılır. Ebüzziye Tevfik ile Ahmet Mithat Efendi Rodos adasına gönderilir. Gazete ancak 132 sayı yayınlanabilmiştir. Namık Kemal bu gazetede, özgürlükçü fikirleri savunmuş, basının işlevlerini ve önemini vurgulamıştır.

X-MUSAVVER GAZETESİ (1872) 
Musavver,1872’de çıktı. En önemli özelliği tercümelere yer vermesi ve Fotoğraflı olarak yayımlanan ilk gazete olmasıdır.
XI-TERCÜMAN-I HAKİKAT( 1878) 
II. Abdülhamid döneminde yayımlanan en önemli gazete,1878’de çıkmaya başlayan Tercüman-ı Hakikat Gazetesi, Ahmed Mithad Efendinin başarılı kalemi ile ve hükumeti tenkid etmeyen büyüklere şantaj, sansasyon özelliğinde olmayan ciddi haberciliğiyle bu devrin en uzun ömürlü ve itibarlı gazetesi oldu. Daha sonraki senelerde Ahmet Midhat Efendinin damadı Muallim Naci’nin idare ettiği bir edebi ilave verdi. Bu son derece ciddi ve terbiyevi bir edebiyat mecmuasıydı. Çocuklar için haftalık ilaveler verdi. Bu gazetede telif romanlar tefrika edildiği gibi, batı klasikleri de veriliyordu. Midhat Efendi bu arada 150’den fazla roman ve ilmi kitap yayınladı. Kitaplar, çekici ve akılcı bir üsluba sahib olduğundan, okutucu ve öğreticiydi. On dört ciltlik Avrupa Tarihi, üç ciltlik Dünya Tarihi serileri, o devirde halk tarafından merakla okundu.
            Ayrıca, Tercüman-ı Hakikat gazetesi tarafından açılan yardım kampanyası Osmanlı hükûmetinin yaptığı yardımların paralelinde olarak, İstanbul’da yayımlanan ve Ertuğrul’un battığını ilk kez Bahriye bakanı da dahil kamuoyuna duyuran Tercüman-ı Hakikat gazetesi tarafından da şehit ailelerine ve yetimlerine yardım toplanmaya başlanmıştı. Bu gazete gericiliğe ve tutuculuğa savaş açmıştır. Daha sonraları Ağaoğlu Ahmet’inde sert yazılar yazdığı gazete , devamlı suretle ittihatçılarla yapılan tartışmaların yayın aracı olmuştur. Balkan Harbi’nden sonra Ahmet Mithat’ın ölümü üzerine gazete Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar yayınlarını sürdütmüş daha sonra kapanmıştır.
XII-MİZAN GAZETESİ (1886) 
Mizan Gazetesi : 21 Ağustos 1886’da haftalık mizan gazetesi çıkarılmıştır. bu gazeteyi Mizancı Murat adıyla anılan Murat bey çıkarmıştır. Gazetede iç ve dış politika konularına , ekonomi eğitim , maliye ile ilgili çeşili problemlerin çözümüne yer verilmiştir.Mizan Gazetesi 1897’de  kapatılmıştır. 
NOT : Tasvir-i Efkar, Tercüman-ı Hakikat, Mizan gazeteleri halkın okuma alışkanlığının artmasında etkili olmuşlardır.

XIII-İKDAM GAZETESİ  (1894) 
Ahmet Cevdet tarafından İstanbul’da çıkarılan günlük gazete. Yazarları Bâbanzade İsmail Hakkı, Abdullah Zühtü, Ahmet Rasim idi. 24 Temmuz günü Hüseyin Cahit’te onlara katılmıştır. Abdülhamid döneminde birkaç defa kapatılmıştır. Ahmed Cevdet (Oran) kurduğu bu gazeteyi “siyasi Türk Gazetesi” olarak nitelemiştir
 Sonuç olarak baktığımızda, Tanzimat ile birlikte Batı ya ait pek çok edebi tür edebiyatımıza başarıyla uyarlanmıştır. Günümüzdeki yayınlanan pek çok yayın çeşidinin temelleri bu dönemde atılmıştır. Yukarıda belirtilen gazetenin dışında pek çok gazete bu dönemde yayınlanmış halkı bilgilendirme görevini başarıyla yapmıştır. Bu dönemde dikkat çeken bir başka önemli konu 1860 ta Türk basınının devlet ve hükümete karşı tavır alması,diğer dillerde yayınlanan gazetelerinde devletin birlik ve bütünlüğünü bozucu yayınlar yapması üzerine devlet bazı tedbirler almıştır.1864 te Matbuat Nizamnamesi düzenlenmiştir. Nizamname ile daha önce kurulmuş olan Babıali Tercüme odası, Matbuat müdürlüğü gibi kurumlara yeni görevler veriliyordu. Bunlar; siyasi nitelikteki yayınlara ruhsat vermek, yayınların içeriğini kontrol etmek, gazetelere verilecek resmi ilanları düzenlemek, Avrupa'da ülke aleyhi yayınlar yapan mecmuaların ülke içine girmesine engel olmak,aykırı davrananlara para ve hapis cezası uygulamak. Böylece devlet başta padişah ve diğer mensuplarını koruma altına almış oluyordu. Bu durum 1909 a kadar devam etmiştir.
SORU: TANZİMAT DÖNEMİNDE GAZETECİLİĞE NİÇİN ÖNEM VERİLMİŞTİR?
·         Gazetenin Batılı devletlerdeki işlevinin ve gücünün anlaşılması

·         Gazetenin ticari bakımdan kitaba göre daha avantajlı olması,pazarlanmasının kolay olması

·         Halkın anlayabileceği bir dille yazılması

·         Gazetenin basılan kitaplarla ve oynan tiyatro oyunlarıyla ilgili haber vermesi

·         Roman ve tiyatro eserlerinin tefrika edilmesini sağlaması ileriki yıllarda şiirlere ve edebiyat konularına halkın kolayca ulaşmasını sağlaması

·         Toplumsal konuların edebi türlere girmesini sağlaması
SORU: ŞİNASİ,ZİYA PAŞA VE NAMIK KEMAL’İN YETİŞME TARZLARI VE ALDIKLARI EĞİTİM NASILDIR?
I. dönem Tanzimat edebiyatını oluşturan sanatçılar Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Vefik Paşa, Ahmet Mithat Efendi, Şemsettin Sami'dir.
Bu dönem sanatçıları, genel olarak toplumun zengin kesiminden çıkmış, iyi yetişmiş kişilerdir. Halk kökenli değillerdir; ama halkı bilinçlendirip uyandırmaya çalışmışlardır.
"Toplum için sanat" düşüncesini benimsemişlerdir.
Bu sanatçıların yetişmeleri tümüyle eski kültürle olmuştur.
Tanzimatçıların idealleri ile uygulamaları, inançları ile yaşantıları arasında büyük farklılıklar vardır. Bu yüzden Tanzimat döneminde hep bir "ikilik" söz konusudur.
Dilde sadeleşme düşüncesini savunmuşlardır; ancak bu düşünce uygulanamamıştır.
Divan şiirini şiddetle eleştirmişler, ancak özellikle biçim yönünden Divan şiiri örneği sayılacak şiirler yazmışlardır (Gazel, kaside, terkib-i bent). Hece ölçüsünü ve Halk ede¬biyatını savunmuşlar, ama bu düşüncelerini de -birkaç örnek dışında- uygulamaya geçirememişlerdir.
Tanzimat şiirinde söyleyiş değil, fikirler önem kazanmıştır. Yukarıda da belirtildiği gibi şiirlerde yeni konulara yer vermişlerdir.
Bu dönem sanatçıları aynı zamanda birer devlet adamıdır, idarecidir, siyasetçidir. Özellikle şiirleriyle toplumu etkilemeye ve yönlendirmeye çalışmışlardır. Toplumsal sorunlara çözüm arayışına yönelmişlerdir.
SORU: TANZİMAT EDEBİYATI NE ZAMAN VE HANGİ OLAYLA BAŞLAMIŞTIR?
Tanzimat edebiyatı 1860 yılında Şinasi ve Agah Efendinin birlikte çıkardıkları İLK ÖZEL GAZETE Tercüman-ı Ahval Tanzimat edebiyatının başlangıcı olmuştur.
SORU: TANZİMAT DÖNEMİNDE ORTAYA ÇIKAN EDEBİ TÜRLER HANGİLERİDİR?
Makale,roman,öykü,tiyatro,eleştiri,fıkra,anı(hatıra)…
SORU: TANZİMAT DÖNEMİNDEKİ İLKLER NELERDİR?
Tanzimat Dönemindeki İlkler

* İlk çeviri roman: Les aventures de Télémaque, çeviri: Yusuf Kamil Paşa
* İlk roman: Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, Şemseddin Sami
* İlk köy romanı: Karabibik, Nabizade Nazım
* İlk realist romancı: Recaizade Mahmut Ekrem
* İlk realist roman: Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem
* İlk edebi roman: İntibah, Namık Kemal
* İlk tarihi roman: Cezmi, Namık Kemal
* İlk kadın romancı: Fatma Aliye
* İlk tiyatro: Şinasi’nin Şair Evlenmesi’dir.
* İlk mizah gazetesi: Teodor Kasap
* Matbaada basılan ilk kitap: Vankulu Lügati
* İlk mülakat (röportaj): Rüya,Ziya Paşa
* İlk makale: Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi, Şinasi
* İlk kez noktalama işareti kullanılan eser: Tercüman-ı Ahval, Şinasi
* İlk şiir çevirisi: Tercüme-i Manzume, Şinasi
* İlk gazete: Takvim-i Vakayı, sahibi devlet (1831)
* İlk özel sanat, fikir, edebiyat gazetesi: Tercüman-ı Ahval, Şinasi, Agah Efendi (1860)
* İlk anı: Defter-i Amal, Ziya Paşa
* İlk oynanan tiyatro: Vatan yahut Silistre, Namık Kemal
* İlk edebiyat ders kitabı: Talim-i Edebiyat, R. Mahmut Ekrem
* İlk naturalist roman: Zehra, Nabizede Nazım
* İlk öykü: Letaif-i Rivayet, A. Mithat Efendi
* İlk gerçekçi öykü: Küçük Şeyler, Sami Paşazade Sezai
* İlk doğa betimlemesi: Sahra, Abdülhak Hamit Tarhan
* İlk eleştiri:Tahrib-i Harabat,Namık Kemal

SORU: TANZİMAT DÖNEMİ ESERLERİNDE TOPLUMUN EĞİTİLMESİ Mİ,ESTETİK KAYGI VE ZEVK Mİ ÖNEMLİDİR?
Toplumun eğitilmesi önemlidir,bu dönem eserlerinde “fayda” ön plandadır.

SORU: TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ ZİHNİYETİNİ MADDELER HALİNDE YAZINIZ.
Tanzimat edebiyatı zihniyeti yüzünü her anlamda Batıya dönmüş,Batı’daki gelişme ve değişimleri yakın takibe almış bir karakter gösterir.Başka bir ifadeyle devletin kötü gidişatına çare bulmak için yeni tedbirler alıp kanunlar çıkararak her alanda Batı’ya yönelmek ve çağın gereklerine uygun olarak yenileşmektir.

SORU: BATI’DAKİ RÖNESANS İLE BİZDEKİ TANZİMAT HAREKETİ ARASINDA HANGİ YÖNLERDEN BENZERLİKLER VARDIR?

·         İki hareket de Ortaçağ zihniyetine karşı girişilen bir yenileşme hareketidir.

·         İki harekette de yeni kavram ve düşüncelere yöneliş başlamıştır.

·         İki harekette de insana değer verilen bir gelişme başlamıştır.

·         İki harekette de eleştirel bir yaklaşımla içinde yaşanılan dini-sosyal ekonomik kültürel ve felsefi değerler ve bunları temsil eden kurum-kuruluşlar sorgulanmaya başlanmıştır.

·         Rönesans’ta kralların iktidarında zayıflama Tanzimat’ta padişahların yetkilerinde sınırlama görülmüştür.

·         ARADAKİ FARK İSE RÖNESANS DOĞAL ŞEKİLDE GELİŞMİŞ ,TANZİMAT İSE DEVLET ELİYLE YAPILAN BİR YENİLEŞME HAREKETİDİR.

Sayfa 23 İle Sayfa 24 Cevapları

Sayfa 23
Değerlendirme
1) Y,  D, Y, Y, Y
2) C şıkkı şiir.

Sayfa 24
3) Boşluk Doldurma
  • .....Tanzimat Edebiyatı......
  • Toplumu eğitmek, bilinçlendirmek, bilgilendirmek
4) Tanzimat dönemiyle ilgili yukarıdaki değerlendirme Batılılaşmanın sosyal hayat üzerindeki etkisini göstermektedir. Bu durum kendini kılık-kıyafet de hissettirmeye başlamıştır.

5) E
6) A
7) B



Sayfa 24 ile Sayfa 33 Arası Cevaplar
2.ÖĞRETİCİ METİNLER  (Soru ve Cevap)
SORU: Tanzimat’tan sonra ortaya çıkan türlerden hangilerini öğretici metin kapsamında değerlendirebiliriz? 
Makale, deneme, sohbet, fıkra, eleştiri, röportaj…
SORU: Öğretici metinlerin yazılış amaçları nelerdir? Maddeler halinde yazınız.

·         Öğretici metinler, açıklama, aydınlatma, bilgi verme amaçlarıyla yazılır.
·         Bu metinlerle sağlanan iletişimin amacı bilinmeyeni açıklamak; herhangi bir yer ve olay hakkında bilgi vermek; bir düşünceyi, duyguyu kanaati bildirmektir.
·         Öğretici metinler günlük hayatın gerçeklerini, tarihî olayları, felsefi düşünceleri ve bilimsel gerçekleri anlatan metinlerdir.

SORU: Çağdaş uygarlık düzeyi ne demektir?
Her bakımdan içinde bulunduğumuz zamanın gereklerini benimseme, o gereklere uyma, o gerekleri yerine getirme demektir. İleri ülkeler, gösterdikleri siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmelerle içinde bulundukları çağın uygarlığını temsil etmek üzere belli bir düzey çizerler. İşte bu düzey "çağdaş uygarlık düzeyi"dir.
VAZİFE VE MESULİYET HAD VE HAK  METNİYLE İLGİLİ SORULAR
GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİYLE  (GÖREV VE SORUMLULUK,SINIR VE HAK)

SORU: ESERİN YAZILIŞ AMACI NEDİR?YAZARIN HEDEFLEDİĞİ OKUYUCU KİTLESİ KİMLER OLABİLİR?
Eserin yazılış amacı okuyucuyu bilgilendirmek,görev ve sorumluluk sınır ve haklar konusunda halkı aydınlatmaktır.Yazarın hedeflediği okuyucu kitlesi halktır.

SORU: METNİN TAMAMINDA YAZARIN İLETMEK DÜŞÜNCEYİ(ANA DÜŞÜNCEYİ) BİR CÜMLE İLE BELİRTİNİZ.
Bir toplumdaki bütün insanlar eşittir, yöneticiler, görevlerinin gereklerini yerine getirmedikleri sürece halktan da bir şey isteme hakkına sahip değildirler…

SORU: ANA DÜŞÜNCE İLE TANZİMAT DÖNEMİ ARASINDAKİ İLİŞKİYİ AÇIKLAYINIZ.
“Hak,eşitlik,adalet,kanun” gibi kavramlar Tanzimat’la edebiyatımıza giren kavramlar olup bu ana düşünce dönemin zihniyetiyle yakından ilişkilidir.

SORU: ANA DÜŞÜNCENİN TANZİMAT DÖNEMİNİN SOSYAL HAYATI İLE NASIL BİR İLİŞKİSİ VARDIR?
Metindeki ana düşünce dönemin toplumsal yaşayışı ve gerçekliğiyle doğrudan ilişkilidir.Çünkü Tanzimat Fermanıyla birlikte devlet ve toplum düzeninde birtakım yenileştirmeler,düzenlemeler yapılmış, eşitlik, hukuka uygunluk,kanun,hak,adalet gibi kavramlar yasal bir zemin kazanmıştır.

SORU: YAZAR GÜNLÜK HAYATTAN ALINAN KELİMELERLE KAVRAM VE TERİMLERİ  NİÇİN BİR ARADA KULLANMIŞ OLABİLİR? 
SOYUT OLAN KONUYU SOMUTLAŞTIRMAK, KONUNUN HALKIN DAHA İYİ ANLAYABİLMESİNİ SAĞLAMAK AMACIYLA BİR ARADA KULLANMIŞTIR.

SORU: METNİN ANLATIM TÜRÜNÜN ÖZELLİKLERİ NELERDİR? TAHTAYA YAZINIZ.
Öğretici metinlerin ortak özellikleri şunlardır:
·         Açıklama, aydınlatma, bilgi verme amaçlarıyla yazılır.
·         Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.
·         Öğretici metnin anlaşılması ve yorumlanması için okuyucunun verilen bilgiyi kavrayabilecek birikime sahip olması gerekir.
·         Söz sanatlarına, kelimelerin mecaz anlamlarına yer verilmez.
·         Verilen bilgiler örneklerle ve tanımlarla pekiştirilir.
·         Daha çok nesnel cümleler kullanılır.
·         İfade hiçbir engele uğramadan akıp gider.
·         Gereksiz söz tekrarı yapılmaz.
·         Ses akışını bozan, söylenmesi güç sesler ve kelimeler yoktur.
·         Dil ve ifade sade, gösterişsiz ve pürüzsüzdür.
·         Düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir.
·         Bu anlatım türü daha çok ansiklopedilerde ve ders kitaplarında kullanılır.
·         Tarihi metinler, Felsefi metinler, Bilimsel metinler gibi bölümleri vardır.


SORU: METİNDE GEÇEN TANZİMAT’IN GETİRDİĞİ ÖZGÜR ORTAMLA DİLE GETİRİLEBİLEN YENİ KAVRAM TERİM VE İFADELERİ BULUNUZ.
Kanun,hukuk,eşitlik,hürriyet,,hak,vekil,müvekkil…

SORU: Metin hangi geleneğe bağlı kalınarak yazılmıştır?
Öğretici metin geleneği(makale)

SORU:MUALLİM NACİ İLE RECAİZADE MAHMUT EKREM ARASINDA GEÇEN TARTIŞMALAR VE TANZİMAT DÖNEMİNDEKİ ESKİ-YENİ TARTIŞMASINI AÇIKLAYINIZ.
"Recaizâde Mahmut - Muallim Naci" Tartışması
Serveti-i Fünûn Edebiyatının doğmasında Muallim Naci ile Re­caizâde arasındaki "eski-yeni" tartışması çok önemli bir rol oy­namıştır.
Muallim Naci, eski edebiyata karşı daha "ılımlı" duruyordu. Ye­ni edebiyata geçişin yavaş ve doğal bir süreçte olması gerek­tiğini savunuyordu. O, "eski-yeni sentezi"nin gerçekleştirilmesi amacıyla, eski edebiyatın üstün yönlerine de sadık kalınması gerektiğine inanıyordu. Yerli ve millî niteliklerle donanmış bir yeni edebiyat düşüncesini dillendiriyordu. Türk edebiyatının kökten değil, kısmî bir şekilde modernleştirilmesine taraftardı. Ortada durup, iki tarafın da güzelliklerinden yararlanılması ge­rektiğini düşünüyordu. Ancak "yeni"ye daha hoşgörülü davra­nan sanatçıları eleştirmekten de geri kalmıyordu. Recâîzâde Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamit'in edebiyatta "biçimi" ve "sağlam üslubu" pek umursamayan yaklaşımlarını eleştiriyor­du. Bu nedenle, rakipleri tarafından "eski edebiyatın temsilcisi" olarak algılandı.
Bazı genç sanatçılar da eski edebiyatın savunucusu zannettik­leri Muallim Naci'ye karşı, yeni edebiyatın kesin ve sert bir sa­vunucusu olarak görülen Recaizâde'nin tarafını tutuyordu. Bunda Recâîzâde'nin, kendisini yeni edebiyatın üstadı görme­sinin de büyük etkisi vardı. Recaizâde Mahmut Ekrem, Naci'nin şiirlerini, sadece estetiği öne çıkardığı gerekçesiyle ağır şekil­de eleştiriyordu.
Bu tartışmada, her ikisinin de etrafında geniş birer halka oluş­muştu. "Muallim", eski edebiyata dair köklü bilgisiyle; "üstad" olarak görülen Recaizâde ise sanatın ne olduğu konusundaki dikkate değer fikirleriyle çevrelerindekileri etkileri altında tutu­yorlardı.
Bu dönemde "eski" edebiyatın kesin savunucusu ise Elhac (Hacı) İbrahim Efendi ve onun etrafındaki sanatçılardı. Şeyh Vasfı, Halil Edîp, Faik Esat (Andelîb), Müstecâbilizâde İsmet, Mehmet Celâl, Ahmet Rasim, Sâmih Rıfat gibi sanatçılar "Hazine-i Fünûn", "Resimli Gazete", "Musavver Malûmat", "Musav­ver Fen ve Edeb", "İrtika" gibi dergi ve gazetelerde Servet-i Fünûn'a karşı sert eleştiriler yönelttiler.
Edebiyatta eskiyi savunanlarla ılımlılar, geleneksel yaşam tarzı­nı sürdürmüşlerdir. Yeniyi savunanlar ise Batılı yaşam biçi­mine uymaya çalışmışlardır.
Yeniyi savunanlar, Recaizâde Mahmut Ekrem'in teşvikleriyle Servet-i Fünûn dergisi etrafında birleştiler. Fransızca başta ol­mak üzere çocukluk yıllarında Batı dillerini öğrendiler. Batı ede­biyatı zevkiyle yetiştiler, istanbul'da Batılı bir yaşam biçimi sür­dürmeye eğilimli oldular. Edebî yazı ve etkinliklerini Tevfik Fik­ret'in başkanlığı altında gerçekleştirdiler. Böylece Recâîzâde ile Naci arasındaki çekişme, Servet-i Fünûn edebiyatının doğma­sını sağladı.
Edebiyatımızda ''kafiye göz için mi kulak için mi tartışması'' ,
                                       (ABES-MUKTEBES TARTIŞMASI)

abes ( ) - muktebes ( ) kelimeleri yüzünden çıkmıştır.
"abes" kelimesinin sonundaki "s" harfi Arap alfabesinde "peltek s" ile; "muktebes" kelimesinin sonundaki "s" ise "sin" ile yazılmaktadır. Bu tartışma bir anlamda bu şekilde bir kafiyelendirme yapılıp yapılamayacağı tartışmasıdır.
Recaizade Mahmut Ekrem'le (ZEMZEME), Muallim Naci (DEMDEME), tartışmanın taraflarıdır.
Demdeme ve Zemzeme adlı eserlerde cereyan etmiştir. Eski-yeni edebiyat tartışması da denir.
Zemzeme sözlük anlamı: Şırıltı; mecazî anlamda ise nağmeli ve uyumlu söz anlamına gelmektedir.
Demdeme sözlük anlamı: Hoşa gitmeyen sözler; hiddetli gürültülü ses.
Zemzeme, Recaizade Mahmut Ekrem tarafından yazılmış 3 ciltlik şiir serisidir. Recaizade Mahmut Ekrem, Zemzeme eserini yazdıktan sonra eski-yeni çatışmasında yenilikçi tarafı seçmiştir.Zemzeme kitabının önsözü Servet-i Fünun akımının öncüsü olarak da görülür. Eski şiir anlayışının (Divan şiiri) takipçisi olarak bilinen Muallim Naci, Zemzeme'ye karşılık olarak Demdeme adlı eserini yazar. Zemzeme-Demdeme çatışması ve etrafında gelişenler edebiyat çevrelerini uzun süre meşgul etmiştir.
Eski>>> kafiye göz için: Muallim Naci
Yeni>>> kafiye kulak için: Recaizade Mahmut Ekrem
Bu yazının kaynağı  www.turkceciler.com


SORU: TANZİMAT DÖNEMİNDE GAZETELERİN ÖNEMİNİ AÇIKLAYINIZ.
·         Halkın bilgilendirilmesinde ve eğitilmesinide bir araç olmuştur.
·         Basılan kitaplar ve oynanan tiyatrolarla ilgili haber vermişlerdir.
·         Roman ve tiyatro eserlerinin  yazı dizisi halinde (tefrika) yayımlanması sağlanmıştır.
·         Edebi yapıtlarda halkın sorunlarının işlenmesine araç olmuştur.
·         Toplumun haberlerden ve yeniliklerden haberdar olmasını sağlamıştır.
·         Dilin sadeleşmesinde önemli katkıları olmuştur.
·         Geniş insan topluluklarına ulaşılması gazete sayesinde olmuştur.


SORU: MİZANCI MURAT’IN  FİKRİ VE EDEBİ KİŞİLİĞİ HAKKINDA BİLGİ VERİNİZ.ESERLE YAZAR ARASINDAKİ İLİŞKİYİ BELİRLEYİNİZ.
Tanzimat'tan sonraki Türk fikir hayatının önde gelen şahsiyetlerinden olan Mizancı Murad, gerek Mekteb-i Mülkiyye'deki hocalığı gerekse Mîzan gazetesindeki yazılarıyla hürriyet ve meşrutiyet özlemi çeken genç nesle önderlik yapmış, onlara tarih bilinci kazandırmış bir aksiyon adamıdır. Hayatı boyunca fikir ve hayallerinin doğruluğuna inanmış, bu şuur onda giderek kendi kendini idealleştirme duygusu meydana getirmiştir. Bundan dolayı kendini daima örnek bir idealist olarak görmüş, çevresini ve yaşanan olayları kolayca değiştirebileceğini sanmış, ancak hep çatışma halinde ve sonunda yalnızlık içinde kalmıştır. Bir müddet fiilen aralarında bulunmasına, hatta liderliklerini bile yapmasına rağmen rejim meselesinde Jön Türkler'den çok farklı düşünen Mizancı Murad bu konuda daha çok Yeni Osmanlılar'a yaklaşır. Mısır'da iken yayımladığı "Fırkamızın Hatt-ı Hareketi" başlıklı yirmi bir maddelik reform projesi onun diğer Jön Türkler'den ayrılan taraflarını göstermektedir. Mizancı Murad, devlet yönetimi için ileri sürdüğü meşveret usulünün şeriatın gerektirdiği bir sistem olduğunu savunur. Ona göre devletin resmî ideolojisi Osmanlılık, kültürel anlamdaki ideolojisi de ittihâdı İslâm olmalıdır. Osmanlı Devleti'nin siyasî ve coğrafî bütünlüğüne zarar vermeyecek millî bir politika izlenmesini isteyen Mizancı Murad bunun için dış politikada muvazeneden yanadır.
Mizancı Murad'ın hemen hepsi gazete sayfalarında kalan makalelerinde devrine göre oldukça yeni ve modern sayılabilecek görüşlere sahip olduğu dikkati çeker. Onun çıkardığı Mîzan bir haber gazetesi olmaktan ziyade fikir politikacılığı organı niteliğindedir. Burada gerek dış gerekse iç politika konusunda çok sayıda fikir yazısı yazmış. "İç Siyaset" başlığı altında devlet, rejim meselesi, yöneticiler, iktisat, maliye, eğitim Öğretim ve sanayi konulan ile fakirlere yardımdan fuhşun yasaklanmasına kadar dönemin hemen bütün sosyal meselelerini ele almıştır.
Bir romanı, bir piyesi. “Mebâhis-i Edebiyye" ve "Üdebâmızm Numûne-i İmtisalleri" başlıklı yazılarıyla aynı zamanda edebî bir hüviyeti oian Mizancı Murad'a göre edebiyat bir milletin maddî ve manevî hayatının ifadesidir. Bir milleti millet  yapan bütün değerler o milletin edebî eserlerindedir. Geçmişte yazılı bir edebiyatı olan milletler çeşitli sebeplerle yeryüzünden silinseler bile adlan, hayat maceraları, fikirleri ve medeniyetleri edebiyatları sayesinde yaşamaya devam eder. Bir toplumun ahlâkı, düşünceleri, gayeleri, bütün değer hükümleri ve medeniyet seviyesi de edebî eserlerinde görülebilir. Edebiyat toplumların hem aynası hem de gelişme vasıtasıdır; bu önemli rolü yerine getirebilmesi için belli bir ahlâk anlayışına bağlı olmalıdır. Mizancı Murad'a göre şiir, roman ve tiyatro türündeki eserlerin esas amacı mensup olduğu milletin ahlâkî güzelliğini geliştirmeye çalışmaktır. Bu görüşlerini edebiyata uygulayan Mizancı Murad eski Türk edebiyatını "iki üç yüz senelik hâb-ı gaflet" olarak nitelendirir. Yeni Türk edebiyatında ise güzel eserler ortaya konulmaktadır, fakat bunlar henüz Batılı eserler seviyesinde değildir. Türk edebiyatının gerçek anlamda millî ve Avrupaî olmasını önleyen iki önemli zaafı vardır: Taklitçilik ve ahlâkî edebiyata önem vermemek. Körü körüne Doğu'yu veya Batı'yı örnek almak aynı derecede zararlıdır. Nâmık Kemal gibi divan edebiyatını müstehcen ve gayri ah*lâkî bulan Mizancı Murad, edebî eserlerde ele alınan konu ve şahısların mutlaka topluma örnek teşkil etmesi gerektiği üzerinde ısrarla durur. Ona göre bir şiirde mâkul ve dengeli olmak şartıyla hem hayal hem fikir bulunmalıdır. Ahlâkî edebiyatın bir türü olan şiirin gayesi de "tehzîb-i ahlâk"tır. Roman ve piyeslerde anlatılan konu ve olayların pek fazla önemi yoktur, çünkü bunları çok defa yazarlar uydurur. Fakat olay ve konuların mutlaka millî terbiyeye ve genel âdaba uygun olması gerekir. Mensup olduğu milletin duyuşlarını ve görüşlerini aksettirmeyen eserler okuyucuda gerçeklik duygusu uyan-dıramaz. Bir edebî eserin mükemmelliği üslûp ve ifadesinin sade ve düzgün olması yanında okuyucuya bir ibret dersi vermesine bağlıdır. Bir toplumun hayata bakış tarzını, manevî değerlerini en veciz şekilde aksettiren atasözlerine de ayrı bir önem verilmelidir. Felsefeleri olmadığı iddiasıyla eleştirilen Türk milletinin sadece atasözlerine bakmak bile bu tenkidin yanlışlığını gösterir. Bu sebeple Mizancı Murad, yazarların tasvirlerinde Ölçülü olmak şartıyla atasözlerini kullanmalarını hayata bakış tarzlarını göstermesi bakımından gerekli görür.
Mizan gazetesinde Nâmık Kemal'in Vatan yahut Silistre, Recâizâde Mah-mud Ekrem'in Vuslat piyesiyle Sâmipa-şazâde Sezai'nin Sergüzeşt romanı hakkında "Üdebâmızın Numûne-i İmtisalleri" başlığı altında yayımlamış olduğu yazılar, Tanzimat devrinde Türk edebiyatın*da uygulamalı tenkit türünün ilk örnekleri kabul edilmektedir. Turfanda mı Yoksa Turfa mı? adıyla kaleme aldığı tek romanında yazılarında teorik biçimde İleri sürdüğü fikirleri somut örneklerle ortaya koymuştur. Mizancı Murad, bu eseriyle Türkiye'de ilk defa sosyal kalkınma ve ilerlemenin ilkokuldan başlamak suretiyle yukarıya doğru gerçekleştirilebileceği görüşünü ele almıştır. Tarihçiliği ilmî olmaktan ziyade ideolojik olan Mizancı Murad'ın hâtıraları ise hem kendisi hem içinde yaşadığı devir açısından önem taşımaktadır. Devr-i Hamîdî Âsân da Türk kütüphanecilik tarihi bakımından dikkate değer bîr eserdir.


Sayfa 20 - Değerlendirme
1 - Doğru , Yanlışlar
D
Y
Y
D
2 - Boşluk Doldurma
Tanzimat
Batılaşma
3 - Boş

Ölçme ve Değerlendirme Soruları
1 - B
2 - C
3 - C
4 - D
5 - D
6 - D
7 - -
8 - B - D olabilir.
9 - D
10 - E

Eşleştirme
Tanzimat Fermanı - Eşitlik
Medrese - Geleneksel Eğitim
Darülfünun - Modern Eğitim
Pozitivizm - Deney ve Gözlem

Sayfa 21 - Ölçme ve Değerlendirme Soruları
1-
B
2-
B
3-
C
4-
D
5-
D
6-
A
7-
A
8-C

9-E

14-
Tanzimat Fermanı - Eşitlik
Medrese - Deney ve gözlem
Darülfünun - Modern eğitim
Pozitivizm - Geleneksel eğitim

Sayfa 25 - Soruların Cevapları
*Eserin, yazıldığı dönemin zihniyeti ile ilişkisi: Var. Siyasi, sosyal ilişkileri metine yansımıştır.
*Eserde ele alınan temel çatışma (tema): Eski-Yeni
*Eserin anlatıcı ve anlatıcının bakış açısı: İlahi bakış açısı
*Eserin destan, masal,mesnevi, halk hikayesi gibi metinlerle ilişkisi: Anlatmaya bağlı olması

Sayfa 26
b. Edebiyat kitabında sayfa 17 deki 11 madde bu sorunun cevabı

4. Aydınlar ve yöneticiler istemiştir.

NOT : Bu fotoğradta bir yandan batı tarzı gelişmeler görülürken bir yandan da eski osmanlı tarzı görülmektedir.

Sayfa 27
3.
idealist tip ve eğitimsiz tip görülmektedir.
4.Şairler sanat aracılıüıyla toplumu uyandırıp yükseltmek , geri kalmışlıktan kurtarmak ve baskıları ortadan kaldırmak amacıyla yazmışlardır.
Muallim naci 'nin mektubunda koyu renkli kelimeler o dönemki gazete isimleridir.

b.Haklın eğeitim seviyesini yükseltmek için o dönemde gazetenin önemi büyüktür.
Tanzimat sanatçılarının yetişme şekilleri :
temel eğitimlerini klasik edebiyatla tanıyarak aldılar. doğu kültürüyle doğdular fakat osmanlı nın yönünü batıya çevirdiler.
Tanzimat'ın ortaya çıkış tarihi:
sanatsal olarak 1860 ta tercüman-ıahval gazetesinin çıkmasıyla
siyasi olarak 3 kasım 1839 da mustafa reşid paşa'nın gülhane hattı hümayunu okumasıyla .

Sayfa 28
8.Etkinlik
Tanzimat Edebiyatı
makale,deneme,roman,hikaye,mod ern tiyatro,eleştiri,anı

Değerlendirme
Y,D,D,Y


2.C

BOŞLUK DOLDURMA
-tanzimat edebiyatına
-halkı eğitmek amacıyla

5.E


Sayfa 30 -Hazırlık
1. deneme,makale,gezi yazısı,fıkra,eleştiri,röportaj
2.bilgi vermek amaçlı
dili göndergesel işlevde
kurmaca değildir

Sayfa 32
1.
metin baslığıyla doğru orantılıdır
3.haddini,sınırını bilmeyen herkes için..
5.herkes sınırlarını ve vazifelerini bilmeli
6.sanat toplum içindir anlayışı gecerliydi . bu metinde bunun için yazılmıştır.
8.makaledeki kadar öğretici olmaz
12.betimleyici,öyküleyici,açıklay ıcı,tartışmacı

Tanzimat Edebiyatının Oluşumu ve Tanzimat Edebiyatı Öğretici Metinleri Konularına Ait Soruların Cevapları için buraya tıklayınız.

Sayfa 34 ile Sayfa 40 Arası Cevaplar
SORU: Metinde “hürriyet”le ilişkilendirilen kavramları tespit edip defterinize yazınız.
CEVAP: Vatan,yurt,halk,hak, egemenlik,ilerleme,iyilik,bilgi,kültür,eğitim…

SORU:Yazar, medeni üstünlüğe sahip ülkelerin her alanda gelişmesinin sebebini neye bağlıyor?
CEVAP:Yönetim anlayışlarındaki geniş ve sağlam prensiplere dayanan hürriyet anlayışına…

SORU:Metinde uygarlık tarihinin çeşitli dönemlerinden söz edilmiştir.Bu dönemlerle ilgili bilgiler neyi örneklemek veya ispat etmek amacıyla verilmiştir?
CEVAP: Medeniyet tarihinde özgürlüğün ne kadar önemli olduğunu ispat etmek amacıyla…

SORU:Yazar göre halkın çektiği sıkıntıların sebepleri nelerdir?
CEVAP:Bilgi ve kültür eksikliği, eğitim yetersizliği……

SORU: Eserin yazılış amacı nedir, yazarın hedeflediği okuyucu kitlesi kimler olabilir?
CEVAP: Eserin yazılış amacı bilgi vermek,aydınlatmak ve öğretmektir. Hedef kitle halktır.

SORU: Metnin tamamında yazarın iletmek istediği ana düşünce nedir?
CEVAP: Özgürlük, bir ulusun sadece hakkı değil insanlığın var oluşunun ve bütün mutluluklarının kaynağıdır.

SORU: Hak sorumluluk ve özgürlük kavramları Tanzimat dönemi eserlerinde ve günümüzde de ele alınıyor mu?
CEVAP: Bu kavramlar Tanzimat döneminde de günümüzde yazılı ve görsel basında işlenmektir.

SORU: “Hürriyet” adlı metnin ana düşüncesini ele alan farklı türde metinler yazılabilir mi? Günümüz eserlerinde de aynı düşünce ele alınıyor mu?
CEVAP: Hürriyet düşüncesi farklı türde metinlerde de (tiyatro,denem,şiir) ele alınabilir.Bu düşünce günümüzde de ele alınmaktadır.

SORU : Metinde dil hangi işlevde kullanılmıştır?
CEVAP: Ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılmıştır.

SORU: Metinde yer alan “hürriyet,iyilik,güzellik…” gibi kelimeler daha çok ilk anlamlarıyla mı yan anlamlarıyla mı kullanılmıştır?
CEVAP: Metin öğretici metin olduğu bu kelimeler daha çok ilk (gerçek) anlamlarıyla kullanılmıştır.

SORU: Metindeki ifadeler ne ölçüde açık ve kesindir?
CEVAP: Metin öğretici metin olduğu için ifadelerin açık,net ve kesin olmasına gösterilir.Bu metinde yazar buna dikkat etmiştir.

SORU: Metnin anlatım türü nedir?
CEVAP: Öğretici anlatım türü…Bunun yanında açıklayıcı,kanıtlayıcı anlatım türleri de kullanılmıştır.

SORU: Metinde özgürlüğü hak eden halka hakkını teslim etmesi için kime çağrıda bulunuyor?
CEVAP: Devlet yönetimine,idarecilere…

SORU: Halkın hürriyeti hak edişi konusunda ileri sürülen görüşleri ve bunların nedenlerini söyleyiniz.
CEVAP: “Halkın bilgi ve kültür bakımından henüz özgürlüğü hazmedemeyecek bir seviyeye gelmediği ,halka özgürlük verilirse bunun büyük tehlikeler doğurabileceği “ ileri sürülen düşüncelerdendir.

SORU: Metnin anlatımını açıklık,kesinlik, yalınlık duruluk bakımından değerlendiriniz.
CEVAP: Metin açık anlatımın özelliklerine sahiptir.

SORU: Yazar, günlük hayattan alınan kelimelerle kavram ve terimleri niçin bir arada kullanmıştır?
CEVAP: Metin halka hitap ettiği için konunun daha iyi anlaşılmasını sağlamk, soyut kavram ve terimleri somutlaştırmak amacıyla…

SORU: Metinde geçen Tanzimat’ın getirdiği özgür ortamla dile getirilebilen yeni kavram,terim ve ifadeleri sıralayınız.
CEVAP: “Hürriyet, hak,hükümet, kamuoyu, ilerleme, egemenlik…”


SORU: “Halife,padişah” gibi ifadelerle “hükümet merkezi,hak,kamuoyu” gibi kelimelerin aynı metinde kullanılmasını makalede bir bendi verilen Fransız bir subayın şiirinin çevirisinin aruz ölçüsüne uygun yapılmasının İslam medeniyeti ve Batı uygarlığının yenileşme hareketleri üzerindeki etkisini değerlendiriniz.
“Halife, padişah” gibi sözcüklerle bir Fransız subayın şiirinin şarkı sözüyle nitelendirilmesi ve bu şiirin aruza uygun çevrilmesi “eski” ; “hükümet merkezi, hak, kamuoyu” gibi sözcükler ise Batılı özellikler taşımaktadır.Bu durum Tanzimat dönemindeki ikilemi yansıtmaktadır.Eski-yeni çatışması diye de adlandırılabilecek bu durum dönemin aydınlarını ikileme düşürmüştür.Tanzimat döneminde klasik edebiyatın etkisi devam etmiş,dilde sadeleşmek taraftarı olunmak istense de Arapça-Farsça kelime ve tamlamalar kullanılmaya devam etmiştir.

SORU: Tanzimat Dönemindeki eski-yeni çatışmasıyla ilgili bilgiler nelerdir?
CEVAP: Tanzimat dönemi sanatçıları Doğu ile Batı kültür dünyası arasında kesin bir tavır belirleyemiş, ikili bir anlayış içinde dönüp durmuştur. Tanzimat Dönemi Edebiyatı öğretici metinlerinde ikilik yani eski-yeni, yerli-Batılı çatışması temada, dilde (Arapça, Farsça kelime ve kavramlarla–yeni kavramlar) ifade biçimlerinde varlığını hissettirmiştir.Tanzimat Döneminde yeninin yanında eskinin de devam etmesi anlayışı Tanzimat şiirlerinde de görülmüştür.Aruz eski hakimiyetini devam ettirmiş,Divan şiirinin şekilleri ve sanatları da tamamen atılamamıştır.

SORU: Tanzimat dönemi eserlerinde görülen ikiliğin ( eski-yeni)bu metnin dil ve ifade biçimi üzerindeki etkileri nasıldır?
CEVAP: Tanzimat Dönemi Edebiyatı öğretici metinlerinde bu metinde olduğu gibi ikilik yani eski-yeni, yerli-Batılı çatışması temada, dilde (Arapça, Farsça kelime ve kavramlarla–yeni kavramlar) ifade biçimlerinde varlığını hissettirmiştir.Metinde Arapça ve Farsça kelime ve tamlamalar kullanılmıştır.


SORU: Metin hangi geleneğe bağlı kalınarak yazılmıştır?
CEVAP: Öğreti metin geleneğine

SORU: Tanzimat döneminde gazetelere verilen önemi açıklayınız.
CEVAP :
• Halkın bilgilendirilmesinde ve eğitilmesinde bir araç olmuştur.
• Batıya ait edebiyat ürünlerinin tanınmasında yayımlanmasında en önemli araç gazetedir.
• Basılan kitaplar ve oynanan tiyatrolarla ilgili haber vermişlerdir.
• Roman ve tiyatro eserlerinin yazı dizisi halinde (tefrika) yayımlanması sağlanmıştır.
• Edebi yapıtlarda halkın sorunlarının işlenmesine araç olmuştur.
• Toplumun haberlerden ve yeniliklerden haberdar olmasını sağlamıştır.
• Dilin sadeleşmesinde önemli katkıları olmuştur.
• Geniş insan topluluklarına ulaşılması gazete sayesinde olmuştur.


SORU:Eserden hareketle yazarın fikri ve edebi yönüyle ilgili çıkarımlarda bulununuz.
CEVAP:
• İmparatorluğun baskıcı yönetimine karşı çıkan, sürekli muhalif bir aydın olarak Ebuzziya Tevfik daha çok siyasî kimliğe sahiptir.
• Hürriyetin medeniyetlerin ilerlemesindeki rolünü iyi bilmektedir.
• Halkı bilinçlendirmek, eğitmek gibi amaçları vardır.
• Gazete ve dergiciliğe çok önem vermiştir.

DEĞERLENDİRME SORULARININ CEVAPLARI:
1) Aşağı cümlelerin başına yargı doğru ise D yanlış ise Y yazınız.
(Y)
(D)
(D)
(Y)

2)
• bilgi vermek,aydınlatmak,açıklamak, ikna etmek, kanıları değiştirmek
• açık,kesin,sade(yalın)
• Atatürk ilke ve inkılapları

4) A gazete
5) - Toplumsal konulara ve sorunlara yer verilmiştir.
- Hürriyet eşitlik kanun bilim ve teknikle ilgili Batılı kavramlar konu olarak işlenmiştir.
- “Sanat toplum içindir.” anlayışı benimsenmiştir.
- Öğretici metinler toplum için toplumun anlayacağı bir dille yazılmıştır.
- Tanzimat Dönemi Edebiyatı öğretici metinlerinde ikilik yani eski-yeni yerli-Batılı çatışması temada dilde (Arapça Farsça kelime ve kavramlarla–yeni kavramlar) ifade biçimlerinde varlığını hissettirmiştir.

SAYFA 38
VAZİFE VE MESULİYET HAD VE HAK
Dil : halkın anlayabileceği sade bir dil kullanılmıştır.
Tema: Eşitlik
Kavramların soyut veya somutluğu : Soyut
Ana düşünce: Herkesin eşit olması gerektiğini
Anlamın verilişi: gerçek.

HÜRRİYET
Dil : Halkın anlayabileceği sade bir dil.
Tema:  Hürriyetin Önemi
Kavramların soyut veya somutluğu :  Soyut

Ana düşünce: Hürriyetin önemi
Anlamın verilişi :  Mecaz Benzetme
  
TAZARRUNAME
Dil : Anlaşılmaz Soyut benzetmeler yer verilmiş
Tema : Aşk
Kavramların Soyut veya Somutluğu : Soyut Kavramlar kullanılmış
Ana düşünce : Aşk konusunun değerliliği
Anlamın verilişi : Benzetme ve mecazî anlatım


Sayfa 39 - Ölçme ve Değerlendirme
Y,D,D,Y

2.Açıklama , aydınlatma,bilgi verme
. sade acık anlaşılır
atatürk ilke ve inkılapları

3.Farklı bakış açıları ve farklı eserler ortya çıkar
4.A
5.Halkın eğeitim seviyesini yükseltmeye çalıştılar ve edebiyatı bir araç olarak gördüler
6.Benliği asla kaybetmemeli



Sayfa 42 
3. Sorudaki tablonun cevapları

Aruz ölçüsü - Asonans ve Aliterasyon - Lirik Anlatım - Beyit - Bir devlet büyüğünü övme -Çok fazla imge var.

4. sorudaki tablo

1. Bölüm 1 - 14 - Yüksek değerlerin ortaya konması
2. Bölüm 15 - 17 - Osmanlı tarihine olan hayranlık ve bağlılık
3. Bölüm 18 - 21 - Hürriyet duygusunun yoğun işlenmesi
4. Bölüm 22 - 24 - Vatan
5. Bölüm 25 - 31 - Hürriyet ve gelecek umudu


Sayfa 43
10. Didaktik
11.Sanat,toplum içindir.


NOT : Eğer aradığınız cevaplar yukarıda yoksa;

Tanzimat Edebiyatının Oluşumu ve Tanzimat Edebiyatı Öğretici Metinleri Sorularının Cevapları için buraya tıklayınız.



SORU - CEVAP ŞEKLİNDE SAYFA 40 İLE 51 ARASI CEVAPLAR

SAYFA 42
SORU: Hürriyet’in Kasidesinin yazılış amacı nedir?
CEVAP: “Hürriyet”e övgü sunmak, toplum ve birey için hürriyetin ne denli önemli olduğu anlatmak için …

SORU: Kasidenin ahenk özelliklerini,nazım birimini,temasını ve imgelerini bulunuz.
CEVAP:
Ölçü: Aruz ölçüsü (Mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâilün kalıbında)
Ses Benzerlikleri: Tekrar eden "-den" ler redif, "-et'ler tam kafiyedir.
Söyleyiş tarzı: Şiirin iç akışında, kasidenin sunulduğu kişinin özelliklerini yansıtan kelime ve tamlamalar seçilmiştir. Namık Kemal'in kasidesi ise soyut bir konuya yazıldığı için şair çok fazla mübalağa sanatını kullanmamıştır. Bu durum, şiirlerin yazıldığı ortamın zihniyetiyle, yani edebî, siyasi ve sosyal özelliklerime yakından ilgilidir.
Tema: Hürriyet sevgisi
İmgeler: Vatan yolunda toprak olmak,hamiyet kanıyla yoğrulmak, gayret-cevher, zincire vurulmuş aslan, hürriyetin güzel yüzü,

SORU-1: Tanzimat Döneminden önce yazılan klasik kasidelerinde hangi temalar işlenirdi?
CEVAP: Din ve devlet büyüklerine övgü…

SORU-2: Namık Kemal’in kasidesinde işlediği tema ile klasik kasidede ele alınan temayı karşılaştırdığınızda belirlediğiniz benzerlik farklılıklar ve benzerlikler nelerdir?
CEVAP : Her ikisinde de övgü vardır,ama klasik kasidede din ve devlet büyüklerine övgü yer alırken Hürriyet Kasidesi’nde soyut bir kavram olan hürriyet övülmüştür.

SORU-3: Namık Kemal’in kasidesi şiir türlerinden hangisine uygun ton ve vurguyla okunmalıdır? Neden?
CEVAP: Epik bir tonlama ve vurguyla okunmalıdır? Çünkü hürriyetin niteliğine uygun şatafatlı yiğitçe,mertçe ,kahramanca bir üslupla yazılmıştır.

SORU-4: Şiirin söyleyiş tarzı ile yazıldığı dönemin sosyal ve siyasi yapısı arasında nasıl bir ilişki kurulabilir?
CEVAP: Şiirde hürriyete övgü temasının şekillendirdiği epikçe söyleyiş tarzı dönemin sosyal ve siyasi yapısıyla yakından ilgilidir.

SORU-5: Şair “bab-ı hükumet, ey yareli şir-i jiyan” sözleriyle kimi ve neyi kastetmektedir?
CEVAP: Bab-ı hükumet diyerek devletin icra yetkisine sahip kurumu yani hükümet , yareli şir-i jiyan (yaralı kükreyen aslan) diyerek hürriyeti kastetmektedir.

SORU-6: Şiirde geçen “milet,vatan,devlet,hürriyet” gibi kelimelerin Tanzimat döneminin tarihi ve sosyal değerleriyle ilişkisini açıklayınız.Dönemin anlayışını ve değerlerini yansıtan diğer kelimeleri de siz söyleyiniz.
CEVAP: Tanzimat dönemi, yeni değer ve kavramlarla yeni türlerin bir arada kullanıldığı bir dönemdir. Bu devirde başlatılan sosyal, siyasi, askerî, ekonomik, idarî yenilikler, insanların dünya algısını da belli oranda etkilemiştir. Eskiden insanların hürriyetle ilgili bir sorunları yoktu. Ama devrin sosyal ve siyasi yapısının etkisiyle hürriyet üzerinde konuşmak değerli bir hal aldı. Bunun en önemli sebebi, Avrupa’dan ithal edilen kavramlar, değer yargılarıyla Osmanlı devletinin zor bir devirden geçmesidir. Devlet, savaşlarda yeniliyor, ekonomisi çok kötüye gidiyordu. Bu durumda yaşayan insanlar da ülkelerinin bağımsızlığını kaybedeceğinden korkuyorlardı. Şair de hürriyet'in bu devirde yaşayanlar için neden önemli olduğunu şiirinde anlatmaya çalışmıştır. Sonuç olarak, bu şiirin devrin gerçekliğini doğru bir biçimde yansıttığını söyleyebiliriz.Dönemin anlayışını ve değerlerini yansıtan diğer kelimeler:
“Cihangirane bir devlet çıkardık bir aşiretten> tarihi bir değeri
Mürevvet-mend olan mazluma el çekmez ianetten > sosyal değeri
Çıkar asar-ı rahmet ihtilaf-ı rey-i ümmetten > sosyal değeri

SORU-7: Şiirin temasının Tanzimat yıllarında yaşanan sosyal,siyasi gelişme ve değişmelerle ilişkisini açıklayınız.
CEVAP: Cevabı 6.soruda verildi.

SAYFA 43
SORU-8: “Dönersem kahpeyim millet yolunda azimetten/Anılsın mesleğimde çektiğim cevr ü meşakkatler” dizelerinde hangi şahıs veya iyelik eki kullanılmıştır? Aynı şahıs eklerinin kullanıldığı diğer örnekleri metinden bulup tahtaya yazınız.Bu kullanımları 15.16 ve 17.beyitteki şahıs ifade eden sözcük ve eklerle karşılaştırınız.
CEVAP: 1.tekil şahıs ekleri (ben)kullanılmıştır.15.16 ve 17.beyitlerde 1.çoğul şahıs (biz) kullanılmıştır.

SORU - 9 : “Hürriyet Kasidesi” ile aynı temayı işleyen Divan şiiri örneklerinin bulunup bulunmadığını söyleyiniz.
CEVAP: Hürriyet teması Tanzimatla birlikte edebiyatımızda işlenen bir tema olduğu Divan şiirinde bu temayı işleyen şiir bulunmaz.

b) SORU: Tanzimat şiirinde görülen yeni kavramların Aydınlanma Dönemi ile ilişkisini belirleyiniz.
CEVAP: Tanzimat şiirinde görülen “akıl,ilerleme,deney,hürriyet” kavramları Aydınlanma düşüncesiyle ilişkilidir.Çünkü Aydınlanma Dönemi Ortaçağ’da hüküm süren dünya görüşüne karşı yeni bir dünya görüşünün ortaya çıkması ve temellendirilmesidir.Bu düşünceye göre aklın aydınlattığı kesin doğrulara ve bilginin ilerlemesine dayanan entelektüel bir kültür egemen olmalı ve kültür sonsuz şekilde ilerlemelidir.Böylece ilerleme ideali insanın geleneğin köleliğinden kurutlarak sürekli mutluluk ve özgürlük yolunda gelişeceği düşüncesine dayandırılır.

SORU-10: Namık Kemal’in bu kasidesi lirik,didaktik,epik , satirik ve dramatik şiir türlerinden hangisine daha yakındır?
CEVAP: Kasidede bolca eleştiri yapıldığından satirik şiire daha yakındır.

SORU-11: İncelediğiniz şiir “Sanat sanat içindir.” “Sanat toplum içindir.” Anlayışlarından hangisine daha yakındır?
CEVAP: “Sanat toplum içindir.” Anlayışı…

SORU : Hürriyet Kasidesinde hangi edebi akımın etkileri görülür?
CEVAP : Romantizmin…

SORU 12: Kasidenin divan ve Tanzimat şiiri geleneğiyle ilişkisini açıklayınız.Şiirin klasik kasidenin hangi özelliklerini yansıttığını belirleyiniz.
• Beyitler halinde yazılması
• 31 beyitten oluşması
• Kafiye düzeninin aa/ba/ca/da/ea/… olması
• Aruz ölçüsünün kullanılması

SAYFA 44
B) SORU : Edebiyatımızda ilk kez Namık Kemal tarafından kullanılan kelime veya kelime grupları hangileridir?
CEVAP: Vatan, millet, özgürlük.

SORU  : Bu şiir Namık Kemal’in fikirlerini ne derecede yansıtmaktadır?
CEVAP: Namık Kemal, doğru bildiğini söylemekten çekinmeyen bir yazardır. Vatanını ve hürriyetini çok sevdiği için, ülkenin içinde bulunduğu zor şartlardan kurtarılması için elinden gelen her türlü gayreti göstermiştir. (Vücudun mayası, vatan toprağıdır; bu vücut, acı ve sıkıntı içinde vatan yolunda toprak olursa, en küçük bir üzüntü duyulmaz. ) Devrin siyasi kişileriyle de irtibatı olan şair, hükümeti yanlış icraatları sebebiyle eleştirmştir. (Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selametten/Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten… Dünyada zalimin yardımcısı, aşağılık kimselerdir; insafsız avcıya hizmetten zevk alan ancak köpektir…)Bu eleştiri onun dürüst bir insan olduğunu gösterir. Şiirinde de dediği gibi, makam, mal mülk ve şöhret için alçalmamış, hak bildiği yolda hiçbir şeyden korkmadan dosdoğru ilerlemiştir. Ona göre Avrupalıların Osmanlı'ya göre bazı teknik üstünlükleri vardır. Bu teknik üstünlüğü onlardan alırsak, biz­deki "hamiyet" mayası bizi onlardan daha zengin ve üstün yapacaktır. Bu amaçla yazdığı yazılarda ülkenin İslam birliği içinde refaha kavuşabileceğini, ülkenin ırk olarak farklı köklerden gelen milletlerinin tek bir potada, yani din potasında birleşebileceğine inanmış bir fikir adamıydı. Ayrılıkları değil, birlik olabileceğimiz yönlerimizi hep en üstte tutmalıyız. Namık Kemal, bu ideali uğrunda pek çok eser yazmıştır.
Bu şiir Namık Kemal'in en fazla ezberlenen, bilinen şiiridir. Onun şahsiyetinin bütün olumlu taraflarıyla, hürriyet kavramı etrafında ördüğü düşüncelerini en iyi yansıtan bu şiir, hürriyet ve vatan sevgisinin en değerli örneğidir. Bu şiir, sadece edebî anlamda bir tesire sahip değildir. Toplum üzerinde olumlu tesirleri olan, vatan ve hürriyet sevgisini kuşaklara aşılamış bir eserdir. Bu şiir, devrin zihniyetini yansıtan bir aynadır.


 2.METİN

SORU: Ziya Paşa’nın gazelinin ahenk özelliklerini,nazım birimini, temasını, ve imgelerini bulup yazınız.
CEVAP:
Ölçü: Aruz ölçüsü
Ses benzerlikleri: İlk beyitte “-ler gördüm” redif, “âne” zengin uyaktır.Her beytin son dizesinin de kendi arasında uyaklı olduğunu unutmayınız.
Nazım birimi: Beyit
Tema: Toplumsal eleştiri
İmgeler: Küfür diyarı,akıl hastahanesi durumundaki Bâb-ı Âli

SAYFA 45
SORU 1: Tanzimat’tan önce yazılan klasik gazellerde hangi temalar işlenmiştir?
CEVAP: Aşk,kadın,şarap,tabiat güzellikleri.


SORU-2: Ziya Paşa’nın gazelinde işlediği tema ile klasik gazelde ele alınan temayı karşılaştırınız.
CEVAP: Klasik gazelde bireysel temalar işlenirken Ziya Paşa’nın gazelinde toplumsal sorunlar ele alınmıştır.

SORU-3 :Ziya Paşa’nın gazeli lirik şiir okunurken kullanılan vurgu ve tonlama ile okunabilir mi?
CEVAP: Okunamaz, çünkü bu gazelde bir eleştiri söz konusudur.Tema bir şiirin vurgu ve tonlamasını belirleyen en önemli ögelerdendir.

SORU 4: Bu gazel işlediği tema ve temayı ele alış biçimi söyleyişi yönünden halk şiirindeki hangi nazım türüne benzemektedir?
CEVAP: Taşlamaya.


Sayfa 47 : 
16.
Ölçü : Aruz ölçüsü
Ses Benzerlikleri : arın lar tam kafiye , şevki yok lar redif
Söyleyiş Tarzı : Coşkulu
Nazım Birimi : Dörtlük
Tema : Toplumsal
İmgeler : Figan etmek


SAYFA 49 - TABLO ÖLÇÜ
DİVAN ŞİİRİ= ölçü ; aruz ölçüsü,
Namık kemal'in kasidesi:aruz ölçüsü
Ziya paşa'nın gazeli;aruz ölçüsü
Şevki yok:Aruz ölçüsü

SÖYLEYİŞ TARZI
Divan şiiri: söz sanatları yoğun,şiir diline hakim
Namık kemalin kasidesi:öğretici olduğu için şiir diline uygun değil

SES BENZERLİKLERİ
Hepsinde ses benzerlikleri aynı.

Şiir Dili
Divan şiiri:sanatlı ,ağır tamlamalar var arapça farsça dil hakim.
Namık kemalin kasidesi: daha sade ,halk dili kullanılmış
Ziya paşanın gazeli: '' ''
Şevki yok:Sanatlı ,ağır bir dil kullanışmış ,divan şiiri ile aynı.

İMGELER VAR ÇAĞRIŞIMLAR
Divan şiiri:mey,bülbül,dül,dilber
Namık kemalin kasidesi:hak,eşitlik,hürriyet, adalet
Ziya paşanın gazeli:diyar-ı küfrü, mülk-i islam, meyhane-i dehrin
Şevki yok:figan etmek

NAZIM BİRİMİ
Hepsi beyit.

TEMA
Divan şiiri:bireysel
namık kemal:toplumsal
ziya paşa:toplumsal
şevki yok:toplumsal

ŞİİR ANLAYIŞI
divan şiiri:sanat için sanat anlayışı
namık kemal:toplum için sanat anlayışı
ziya paşa:toplum için sanat anlayışı
Şevki yok: sanat için sanat anlayışı

ŞİİRİN BİRİNLERİ
Hepsi beyit.

GERÇEKLİK VE ANLAM
divan şiiri:mecaz
Namık kemal:gerçek
Ziya paşa:gerçek
Şevki yok:mecaz


BENZERLİKLER
*ölçüler
*söyleyiş tarzları
*uyak
*ses benzerlikleri
*birim
*nazım türleri

FARLILIKLAR
*temaları
*şiir anlayışı
*dil anlatımı farklı


Sayfa 50 Değerlendirme
1.D
2.E (Emin değilim )
3.D-Y-Y-D
4.Aruz - BOŞ - Vatan,millet,adalet,aşk,doğa,ö lüm.
5.Namık Kemal=Tahrib-i Harabat
Abdülhak Hamit Tarhan=Sahra
Recaizade Mahmut Ekrem=Pejmürde
6.Size kalmış
7.Hürriyet = İmge


Sayfa 75 ile Sayfa 78 Arası Cevaplar
SAYFA 75
“Türk kültürü” ve “Batı kültürü” kelime gruplarının size çağrıştırdığı kelimeleri aşağıya yazınız ve arkadaşlarınızla paylaşınız.
Türk kültürü: Türk toplumuna ait maddi ve manevi değerlerin tümü. Yaşam tarzı, giyim, her türlü davranış ve anlayış biçimi, gelenek ve görenekler...
Batı kültürü: Batı toplumlarının yaşam biçimi, Batı'nın bilim, sanat, felsefe anlayışı vb.
1.    Kültürler arası etkileşimin nedenleri nelerdir?
Kültürler arası etkileşimin nedenleri:
a) Coğrafi etmenler
b) ekonomik etmenler
c) dini etmenler
e) milli ve etnik etmenler

2. Bilgi birikiminizi kullanarak Türk kültürünün tarih boyunca hangi kültürlerden etkilendiğini söyleyiniz.
Türkler, Hun ve Göktürk devletleri zamanında (5-7. yüzyıllar) Çin uygarlığından ve kültüründen etkilenmiştir. Uygurlar zamanında bu etki iyice artmış, Türkler Çin kökenli Mani ve Buda dinlerini benimsemişlerdir.
Onuncu yüzyıldan itibaren Türklerin Müslüman olmasıyla Arap ve İran kültürlerinin etkisi görülmeye başlar. Bu etki, Türklerin yazı dillerini bile değişmelerine, Arap alfabesini kullanmalarına kadar varır. Türk İslam kültürünün temel kaynağı İran yani Fars kültürüdür. Çünkü Türkler İslam kültürünü daha çok İranlılardan almışlardır.
Osmanlı döneminde de Arap ve İran kültürünün etkileri devam etmiştir.
Tanzimat’tan önce Türklerin kültür etkileşimlerinin temel nedeni “din’’di. Tanzimat’la birlikte Batı kültürünün etkisine girilmiştir. Batı kültürüne yönelmede din değil, bilim, sanat, modernizm gibi faktörler etkili olmuştur.F

3.    Kültürel hayatın şekillenmesinde gazetelerin yeri ve önemi nedir?
Kültürel hayatın şekillenmesinde gazetenin önemli bir rolü vardır. Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle iletişim araçları çoğalsa da (televizyon, internet vb.) toplumsal bilinçlenmede gazete önemli bir iletişi aracıdır. Gazete aracılığıyla yerel, ulusal ve evrensel her türlü bilgi ve olay okuyucuya ulaşır. Bu nedenle kültür hayatındaki gelişmelerde de gazetenin rolü büyüktür.
 
SAYFA 76
1. Metne göre, hangi tür romanları tercüme etmemeliyiz? Neden?
Metne göre aşk ve benzeri bireysel konuları işleyen romanları tercüme etmemeliyiz.

2. Metnin ana düşüncesini belirleyiniz.
“Çevirisi yapılacak eserlerin toplumu nasıl etkileye­ceği düşünülmelidir.”

3. Çevirilerin, Batı’dan yapılmasının sebebi nedir?
Her alanda ileri bir seviyeye yükselmiş olmasından dolayı Batı’dan çeviriler yapılmaktadır.

4. “İlim ve fen için ihtiyacımız gün gibi aşikâr olup daha çok hikâye çevirilerine de muhtacız.” cüm­lesini açıklayınız. Yazar, İlmî eserlere ve hikâyeye olan ihtiyacı niçin bir tutmuştur?
Bilim ve tarih konulu hikâyelerin çevrilmesi ile oku­yucu aydınlanacak, yeni gelişmelerin farkında ola­caktır. Hikâyelerde tarihi konuların olması da okuyu­cunun geçmişi daha iyi kavrayıp yorumlamasını ve bugünkü yolunu çizmesi için faydalı olacaktır.

5. Tercümesi yapılacak hikâyeler hangi türdendir? Niçin?
Tercümesi yapılacak hikâyeler üç türlüdür:
Kötü ahlakı yeren, iyilikleri öven hikâyeler
Bir tarihi olayı ibret verecek şekilde anlatan hikâyeler
Her insanın bilmesi gereken bilimsel konuları içeren hikâyeler
Tanzimat Döneminin sosyal, siyasi ve kültürel yapısıyla ilgili hazırladığınız sunumu arkadaşlarınızla paylaşınız.

Tanzimat Döneminin sosyal, siyasi ve kültürel yapısı ile ilgili çıkarımlarınızı maddelendirerek defterinize yazınız.

“Doğu’ya yaptığım önceki bir seyahatte, bir Fransız aşçıya sahip bulundukları, Parisli birkaç kadının resimlerini gösterdikleri ve Le Figaro (Lö Figaro) gazetesine abone oldukları için saf kimselerin medeni Türkler dediği Türklerden bazılarını görmüştüm. Genç Türkiye'nin bu numuneleri, itiraf ederim ki üzerimde müsbet bir intiba bırakmamışlardır. Onlar soydan, do­ğuştan, eğitimden gelen kendi kusurlarına bizim bütün kusurlarımızı da eklemişlerdi; böylece de her türlü kusur ve kabahatin epeyce zengin bir koleksiyonunu üzerlerinde toplamışlardı. ”

 6. Yukarıdaki metin, Fransız arkeolog Georges Perrot (Corç Perıt)’ın 1861’de Anadolu'ya yaptığı seyahatin hatıralarından bir parçadır. Hayal gazetesinden alınan metni ve Fransız arkeologun izlenim­lerini birlikte değerlendirerek Tanzimat sonrasında Batı kültüründen etkilenmenin daha çok hangi yönde olduğunu belirtiniz.
Arkeolog Perrot'ın anlattıklarına göre Türkler, Tan­zimat döneminde Batı’nın daha çok yaşam biçimin­den ve kültüründen etkilenmiştir. Perrot, Batı'nın kendine özgü yaşam biçiminin Türk toplumuna hiç­bir faydası olmayacağını ifade etmiş, aynı zamanda  Türklerin kültürel yapısını bozduğunu dile getirmiştir.

7. “Tanzimat Döneminde ‘toplum için sanat’ anlayışı ile eserler verilirdi.” cümlesi doğru bir yargıyı mı ifade etmektedir? Niçin?
Tanzimat döneminin birinci dönem sanatçıları (Namık Kemal, Şinasi, Ziya Paşa, Ahmet Mithat Efendi, Ah­met Vefik Paşa...) toplum için sanat anlayışıyla eser yazmışlardır. İkinci dönme yazarlardan Recaizade Mahmut Ekrem, Araba Sevdası adlı romanında toplumsal bir konuyu dile getirmiştir. Aynı sanatçı, şiirlerinde bireyseldir. Samipaşazade Sezai, esaret konusunu işlediği romanı olan Sergüzeşt’te toplumcu bir anlayışta olmasına rağmen genel olarak sanat sanat içindir anlayışıyla eserler vermiştir. Abdülhak Hamit Tarhan ise hem şiirlerinde hem de tiyatro eserlerinde bireyseldir.

8. “Sanat, toplum içindir.” görüşünü savunanlar hangi sanat akımının temsilcileridir?

“Sanat, toplum içindir.” anlayışı ile eser veren Tanzimat sanatçılarını aşağıdaki noktalı yerlere yazınız.
Sanat toplum içindir anlayışını savunan birinci kuşa­ğın çoğu romantizmin etkisindedir. Recaizade Mah­mut Ekrem ve Samipaşazade Sezai ise romantizm­den realizme geçişi sağlamışlardır.
Namık Kemal, Şinasi, Ziya Paşa, Ahmet Mithat Efendi, Ahmet Vefik Paşa, gibi sanatçılar toplum için sanat anlayışına sahiptirler.

1. Ali Suavi’ye göre toplumsal iletişimin sağlanmasında gazeteler hangi görevleri üstlenmiştir?
GAZETE
“Bir devlet ve milletin yeniden canlanması gazete­lerle olur. Çünkü herkes, başkasına zarar vermeye­cek fikir ve bilgisini gazeteye yazıp bastıracağından âlimlerin bilgisi, bazı kişilerin uydurduğu sözler her­kese bildirilir; muhtaç ve zulme uğramışların hâlleri ilan edilince herkesin gayretinden, yardımından fay­dalanılır. İşte bu sebepten, gazetesi çok olan memleketlerde hiçbir şey gizli tutulmaz. İlim kimseden esirgenmez ve muhtaçların sıkıntısı sürekli olmaz.” cümleleri gazetelerin toplumsal yaşamdaki görevle­rini anlatmaktadır.

2. Aşağıdaki kelimelerin karşılıklarını metne göre belirleyip noktalı yerlere yazınız.
Mektep (okul): Öğrenci:
Mektep (okul): Gazete Öğrenci: Okuyucu, halk

3. Metnin özgün hâli, divan edebiyatı metinlerinde gördüğümüz süslü ve anlaşılmaz yazı diline mi, Tanzimat Döneminde yaşayan halkın rahatlıkla anlayabileceği konuşma diline mi daha yakındır? Neden?
Metnin özgün hâli, divan edebiyatı metinlerinde gör­düğümüz süslü ve anlaşılmaz yazı diline daha ya­kındır.

ETKİNLİK 4
Gazetelerin Görevleri ile İlgili Ali Suavi’nin Düşünceleri
Gazetelerin Görevleri İle İlgili Benim Düşüncelerim
Gazeteler devlet ve mil­letin iç işlerini, günlük işlerini; yabancıların niyetlerini, âdetlerini, sırlarını, hazırlıkları­nı yazıp yayımlar. Bu sebeple ortaya çıkmış veya çıkacak hâlleri herkes bilir ve ona göre hareket eder.
Kendi düşüncelerinizi ya­zınız.

b. İki görüş arasındaki benzerlikleri buraya yazınız.
Kitabınızın 30. sayfasında bulunan “Vazife ve Mesuliyet (Had ve Hak)” başlıklı bil­gilendirici makalenin de gazete yazısı olmasından yola çıkarak Tanzimat Döneminde gaze­tenin işlevlerini söyleyiniz.

Bu metin ile “Vazife ve Mesuliyet (Had ve Hak)” baş­lıklı makaleden yola çıkarak Tanzimat dönemindeki gazeteciliğin amacının  hukuk, sosyal yaşam, siyaset gibi alan­larda ortaya çıkan yeni kavramları ve anlayışları hal­ka öğretme, halkı bilinçlendirme olduğunu söyleyebiliriz.

1. Metnin beşinci paragrafındaki “hükümetin uyarıları” sözüyle anlatılmak istenen uyarılar neler olabilir?
“Hükümetin uyarıları” sözüyle devletin her türlü faa­liyeti, açıklamaları ve halka duyurmak istedikleri anlatılmak istenmiştir. 

Sayfa 85 ile Sayfa  96 Arası Cevaplar
1. Öğretici metinlerde dilin hangi işlevi kullanılır? Neden?
Öğretici metinlerde dil göndergesel işlevde kullanılır.

2. Eleştirilmekten hoşlanır mısınız? Eleştiri yapılırken nelere dikkat edilmelidir?
·         Eleştiri bir eserin veya bir kişinin olumlu olumsuz yönlerini ele alır. Eleştiride yol göstericilik önemlidir.Eleştiri, yapılan çalışmaların geliştirilmesi için yapılmalıdır. Eleştirilerimizi bu hususları göz önünde bulundurarak hazırlamalıyız.

·         Eleştiri yaparken çalışmalar hakkında sadece “iyi”, “fena değil”, “beğenmedim” ya da “kötü” gibi kısa ifadeler kullanmak yerine daha açıklayıcı; çalış­manın üzerimizdeki etkilerini veya çalışmanın nasıl daha iyi olabileceğini gösteren cümleler kurmalıyız.
·         Eleştirilerde kırıcı ifadelerden kaçınılmalı, yol gösterici, aydınlatıcı, yönlendirici olunmalı
·         Eleştiriyi bir ağız dalaşı gibi algılamak yanlıştır.
·         Eleştiride önyargılardan uzak durulmalı. Bilgi sahibi olmadığımız bir konuyla ilgili eleştiri yapmak doğru değildir.
·         Eleştiriler yıkıcı değil, yapıcı olmalı

3. İnsanlar, niçin gezip gördükleri yeri anlatma ihtiyacı hisseder? Divan edebiyatında bu tür eser­lere ne ad verilir?
İnsanların ilginç ve güzel buldukları yerleri gezip görme isteği vardır. Her insan dünyada istediği her yeri gezip görme imkanını bulamaz. İlginç ve güzel buldukları yerleri gezen kişiler, buraları diğer insanlara anlatmak, tanıtmak, okuyucuların bu yerler hakkındaki meraklarını gidermek için gezi yazıları kaleme alırlar. Bir yazarın yapmış olduğu bir geziyi kaleme aldığı metinlere Gezi yazısı denir, gezi yazısının Divan edebiyatındaki karşılığı ise “seyahatname”dir.

4. Hatırladıkça mutlu olduğunuz bir anınızı arkadaşlarınızla paylaşınız.
-


SAYFA 88

1. metin (Edebî Tenkit)
MAKALE-İ EDEBİYYE Kafiye

1. Eserin yazılış amacı nedir, yazar hangi düşünceye karşı kendi düşüncelerini ortaya koymaktadır?
Eserin yazılış amacı, şiirde kafiyenin rolünü ortaya koymaktır. (sorucenneti.net- alıntılarda kaynak gösteriniz)
Kafiye ve şekil kaygısının şiirdeki anlam akışını kısıtladığı dile getirilmiş. Yazar, kafiye göz için olmalı diyenlerin düşüncelerine karşı “kafiye kulak için olmalı” anlayışını savunuyor.
2. Menemenlizade Mehmet Tahir’e göre kafiye kulak için mi, göz için midir? Yazar, kendi düşün­cesini hangi paragrafta açıklamaktadır?
Yazara göre kafiye kulak için olmalıdır. (sorucenneti.net- alıntılarda kaynak gösteriniz)
3. Yazarın, tezini öne sürdüğü bölümden sonra verilen paragraflarda neler anlatıldığını birer cümle ile söyleyiniz. Tezin ortaya konulduğu paragraf ile diğer paragraflar arasında nasıl bir ilişki vardır? Açıklayınız.
Metinde geçen “Bendenizce kafiyenin sem’i için ol­duğu bahse bile şayan görülmeyecek (değmeye­cek) kadar zâhirdir (açıktır). Bir müzikanın intizâmını (şarkının düzenini) müzikacıların tertibinde veya esvaplarının yeknesak (giysilerinin tek tip) olmasında mı arayacağız? Yoksa duyacağı­mız esvât-ı latîfenin (hoş seslerin) âheng-i imtizâcında (uyumunda) mı?” paragrafı yazarın tezinin ortaya konduğu paragraftır. Bundan sonraki paragraflarda ise kafiyenin kula­ğa hoş gelmesinin yeterli olacağı anlayışını destekleyen örnek ve açıklamalar yer alıyor.
1.ETKİNLİK
a) Menemenlizade Mehmet Tahir’in dışında Servet-i Fünûn yazarlarından kimler, eser­lerinde kafiye konusu üzerinde durmuştur? 
Servet-i Fünun döneminde, Menemenlizade Mehmet Tahir Efendi dışında Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin gibi sanatçılar da kafiye konusunda düşüncelerini açıklamışlardır.
b) Servet-i Fünûn yazarlarının kafiye konusundaki görüşleri ortak mıdır? Niçin?
Servet-i Fünuncular, kafiye konusunda aynı görüşe sahiptirler, kafiye kulak için olmalıdır görüşünü benimsemişlerdir. Servet-i Fünun sanatçıları, sanat ve edebiyat görüşleri bakımlarından uyum içinde olmuşlardır.

4. Ana fikrin sosyal hayatla ilişkisinin olup olmadığını belirtiniz.
Ana fikrin sosyal hayatla bir ilişkisi yoktur. Daha çok edebiyat ve şiirle ilgilidir.

5. Kafiye konusu, dönemin sosyal problemi midir? Düşüncelerinizi açıklayınız.
Kafiye konusu dönemin sosyal problemi değildir. Edebi bir sorundur.

6. Yazar, hangi düşünceden hareketle kafiye konusundaki görüşlerini paylaşmak istemiştir?
Yazar, göz için kafiye düşüncesini savunan kişilerin Servetifünun şiirini dağınıklık ve düzensizlikle suç­lamalarından dolayı kendi görüşünü açıklama ihti­yacını duymuştur.

7. Yazılış amacı ve yazarın kafiye konusundaki görüşlerini dikkate alarak metnin oluşmasına imkân sağlayan zihniyeti belirleyiniz.
Yazar, kafiye kulak için olmalı düşüncesini savunarak Servet-i Fünun zihniyetini ortaya koymuştur.

8. Metin, düzyazı türlerinden hangisine örnektir? Neden?
Metnin türü eleştiridir. Bu metinde savunulan ve karşı çıkılan tezler vardır.

9. Metnin dil ve anlatımını açıklık, kesinlik, yalınlık, duruluk ve sadelik yönünden inceleyiniz. Tes­pitlerinizi aşağıdaki tablonun ilgili bölümüne yazınız.
İnceleme
Ölçütleri
Tespitler

Tespiti Destekleyen Örnek İfadeler
İfadelerin açıklığı ve kesinliği
İfadeler genellikle açık ve kesin
Evet! Araplar neşâtı hayâta kafiye yapmazlar fakat nazarda (görünüşte) kafiye­den mütelezziz olsun (tat alalım) diye değil. Araplar neşâtın (t)siyle hayâtın (t)sini başka başka telâffuz ederler de onun için.
Dilin sadeliği
Ağır bir dil, Arapça ve Farsça kelimeler oldukça fazla
Bendenizce kafiyenin sem’i için olduğu bahse bile şayan görülmeyecek (değme­yecek) kadar zâhirdir (açıktır). Bir müzikanın intizâmını (şarkının düzenini) müzikacıların tertibinde veya esvaplarının yeknesak (giysilerinin tek tip) olmasında mı arayacağız?
Anlatımın yalınlığı ve duruluğu
Anlatım yalın ve duru değildir. Uzun cümleler vardır. (sorucenneti.net- alıntılarda kaynak gösteriniz)
Hem lafız hem ma’nâ yahut, yalnız lafız veya yalnız ma’nâ hasebile (yönünden) muhtelif oldukları hâlde mısraların yahut beyitlerin evâhirinde (sonunda) veya bunların evâhiri menzilesinde bulunan (sonu kabul edilen) yerlerde telâffuzda istiklali olmamak (söyleyişte aynı olmak) ve muayyen olan hurûf ve harekâttan (belirli harfler ve seslerden) ibâret olmak üzere tekerrür eden (yinelenen) şeyin mecmûudur (hepsidir).

10. Yazarın kafiye konusunda ileri sürdüğü görüşlerden birbiriyle çelişenler var mıdır? Metnin tama­mını ileri sürülen düşüncelerin tutarlılığı yönünden değerlendiriniz.
Yazar, eserin ilk paragraflarından itibaren şiirde şekilciliği eleştirmekte, anlam güzelliğinin önemine değinmektedir. Şu paragrafta ise şiirde kafiyeli söy­leyişin önemli olduğunu söyleyerek çelişkiye neden olmuştur: “Mevzûn (vezinli) sözlerin mukaffâ (kafi­yeli) dahî olmasını gönül arzû ediyor. Bir makamda dâir olan makamât-ı musikiyyenin (musiki makam­larının) bir ses ile karar bulmasındaki matbûiyyete (güzelliğe) sebep ne ise zahiren (görüldüğü üzere) bundaki de odur.”

11. Metinde sözcüklerin somut anlamlarından mı, yoruma açık soyut anlamlarından mı daha çok faydalanılmıştır? Cevabınızı metinden örnekler vererek açıklayınız.
Sözcüklerin soyut anlamlarından daha çok yararlanılmış.
Örnek:
...müzikacıların tertibinde veya esvaplarının yekne­sak (giysilerinin tek tip) olmasında ...âhena-i imtizâcında (uyumunda)
Neşât, hayât, muhâkemâtımı (düşüncemi)...

12. İncelediğiniz metin, Servet-i Fünûn dergisinde yayımlanmıştır. Aynı görüşteki yazarları bir araya getiren dergilerin belirli bir okuyucu kitlesi vardır. İnsanlar niçin bir dergiye abone olur?
İlgilendikleri alandaki (bilim, sanat, fen, teknoloji, bilgisayar vb.) çalışmaları, gelişmeleri takip etmek için dergilere abone olurlar.

2.ETKİNLİK
Sınıfa getirdiğiniz edebiyat veya dil dergisindeki hangi yazılar, öğretici metin özelli­ğini taşır?
Dergideki öğretici metinlerin diğer metinlere oranını söyleyiniz.
Sizce dergilerin yayımlanış amacı nedir?
ç. Öğretici metin türlerinin (makale, gezi yazısı, söyleşi, röportaj, eleştiri vb.) gelişme­sinde dergilerin rolü nedir? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Öğretici metin türleri genellikle gazete ve dergilerde yayımlanır. Bu şekilde okura ulaşır. Dergilerde öğretici metinlerin, makale, eleştiri, gezi, röportaj gibi türlerin en seçkin örnekleri yer alır.

13. Eserden hareketle Menemenlizade Mehmet Tahir’in fikrî ve edebî yönüyle ilgili çıkarımlarda bulunarak eser yazar ilişkisini belirleyiniz.
Sanatçı kulak için kafiyeyi benimsemiştir. Yazar, eski anlayışların artık geçerli olmadığını dile getiriyor. Şiirde şekilciliğe karşı olduğunu belirtmiş, anlam güzelliğinin önemine değinmiş. Şiirde ahengin önemli olduğunu vurgulamış. Servet-i Fünun edebiyatının görüşlerine bağlı bir kişidir.

Sayfa 90
2. metin (Gezi Yazısı)
ONUNCU MEKTUP Kahire’den
1. Yazar, bu eseri hangi amaçla kaleme almış olabilir? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Yazar, Kahire ile ilgil izlenimlerini okuyucuyla paylaşmak için bu eseri kaleme almış.
2. Metnin paragraflarında Kahire’nin hangi özelliklerinden bahsediliyor?
Birinci paragraf: Mehmet Ali Paşa Camii’nden Kahire’nin görünüşü
İkinci paragraf: Gün doğumu ile birlikte Kahire sokaklarının, piramitlerin, bahçelerin görünüşü ve sokaklarda hayatın başlaması
Üçüncü paragraf: Şehir ile çölün aynı tabloda birleşmesi, mezarlıklar, siyah giysili kadınlar
Dördüncü paragraf: Tarihi kalıntılar, Hz. Musa’dan kalma harabeler, Nil Nehri’nin ışıldayan görüntüsü
Beşinci paragraf: Bulak müzesinde görülenler
Altıncı paragraf: Bulak müzesinde görülenler
Yedinci paragraf: Bulak müzesinin verdiği manevi etki
Sekizinci paragraf: Subra bahçesine giden yol
Dokuzuncu paragraf: Yol kenarındaki manzara
Onuncu-on birinci paragraf: Yol kenarındaki köşk bahçeleri, yürüyen, koşan insanlar
On ikinci paragraf: Subra bahçesine giriş ve Mehmet Ali Paşa’nın yadigârı olan bu bahçenin hüzünlü hali
On üç ve on dördüncü paragraf: Bahçeyi görmeye gelenler, insan kalabalığı
On beşinci paragraf: Akşam vaktinin gelmesi
3. Metinde Kahire ile ilgili hangi bilgilere yer veriliyor?
Kahire'nin, eski uygarlıkların kurulduğu büyüleyici bir şehir olduğu anlatılıyor. Kahirede, peygamberlerden ve firavunlardan birçok kalıntı ve mimari vardır. Nil Nehri, çöl, güneşin parlaklığı, şehrin doğal güzelliğini oluşturan unsurlardır.
4. Metnin türü nedir?
Metin bir gezi yazısıdır.
5. Metnin ana düşüncesini bulunuz ve defterinize yazınız.
Metnin ana düşüncesi: Kahire doğal güzellikleri ve kültürel özellikleriyle görülmeye değer bir şehirdir.
SAYFA 91
6. İkinci bölümde anlatılanlar, dönemin sosyal hayatı ile ilgili hangi bilgileri içermektedir? Metnin oluşmasına imkân sağlayan zihniyeti belirtiniz.
İkinci bölümde daha çok Osmanlı hidivlerinin bıraktığı eserler üzerinde durulmuştur. Osmanlıdan kalan köşkler, bahçeler yazarı hüzünlendirmiştir. Osmanlının eski ihtişamı artık yoktur. Osmanlının hatıraları eski ihtişamlı günleri hatırlatır.
7. Yazarın anlatımında realizmin mi, romantizmin mi etkisi göze çarpmaktadır? Cevabınızı metin­den vereceğiniz örneklerle destekleyiniz.
Yazarın doğa betimlemelerinde öznel bir üslubunu görüyoruz. Bu nedenle betimlemelerde romantizmin etkisinde olduğu görülüyor.
Örnek:
"Güneş, hiçbir renk belirtisi ile gökyüzünde bir doğma belirtisi göstermeksizin, "Cebel-i Mukattam” arkasındaki ufkun kenarından parlayarak bütün havayı altın bir sonsuzluk ateşiyle parlatıyor. Şehir üzerinde, nazik bir uyku sersemliği gibi titreyen şefaf bir buğu, ansızın eriyor. Semanın gül renkli doğuşu ile sonraki parlak rengi arasında ancak birkaç küçük dakika geçebiliyor.”

8. Metnin dil ve anlatımını açıklık, kesinlik ve sadelik yönlerinden değerlendiriniz.
Metin; açık, sade, duru, yalındır.

9.Yazar, anlatımda somut ifadeleri mi, soyut kavramları mı kullanmıştır? Nasıl?

Anlatımda soyut ifadelere daha çok yer verilmiştir: “Hayat uyanıklığının yaygarası, yaşam ezgisi, Cize'nin bir taze gülüşle dolu bahçeleri, ışık bolluğu, toprağın ve ışığın salonu, ışığın büyüsü, fikrimde kalan perişan şeyler” gibi daha birçok kelime grubunda yazar gerçekleri kendi algılayış biçimine göre soyutlaştırırmıştır.
10. Divan edebiyatındaki seyahatname geleneğiyle bu metnin ilişkisini belirleyiniz.
Her ikisi de gezi yazısıdır.
11. Cenap Şehabettin, 1897’de sağlık müfettişi olarak Cidde’ye giderken tuttuğu yolculuk notlarını Servet-i Fünûn dergisinde on yedi mektup hâlinde yayınlamıştır. Bu notlar, 1909 ve 1925 yılında kitap olarak basılmıştır.
Okuduğunuz metin, bu mektupların onuncusudur. Eserin okuyucuyla buluşmasında Servet-i Fünûn dergisinin rolü nedir?
Bu gezi yazısını Servet-i Fünun dergisi okuyucuyla buluşturmuştur. Dergi, bu metinle Edebiyat-ı Cedide topluluğunun sanat anlayışını okuyucunun anlamasını sağlamayı amaçlamıştır.

3.ETKİNLİK
a) Servet-i Fünûn sanatçılarının edebiyatımıza getirmek istedikleri yenilikleri anlatan yazılardan birkaçını arkadaşlarınızla paylaşınız.
b) Yazılarda anlatılan ortak yenilikleri maddeler hâlinde defterinize yazınız.
Eserden hareketle Cenap Şehabettin’in fikrî ve edebî yönüyle ilgili çıkarımlarda bulunarak eser yazar ilişkisini belirleyiniz.

Sayfa 94
3. metin (Hatıra)
SERVET-İ FÜNÛN
1. Hüseyin Cahit Yalçın, bu eseri niçin yazmıştır?
Hüseyin Cahit Yalçın, Servet-i Fünun dergisine katılışını ve o dönemde dergi çıkarmanın zorluklarını anlatmak amacıyla bu eseri yazmıştır.

2. Servet-i Fünûn, hangi olayla edebiyat dergisi hâline gelmiştir?
Derginin yazı işleri müdürlüğüne Tevfik Fikret’in getirilmesiyle

3. Metinde Servet-i Fünûn yazarı olarak adı geçen edebiyatçılar kimlerdir, onları bir araya getiren ortak özellikleri nelerdir?
Metinde Servetfünûn yazarı olarak adı geçen ede­biyatçılar:
Cenap Şahabettin, Tevfik Fikret, Ahmet Şuayip, Mehmet Rauf, Halit Ziya Uşaklıgil, Haşan Cavit adındaki genç yazarladır.
Bu yazarları bir araya getiren ortak özellik, sanat an­layışları ve düşünceleridir.

4. Metni oluşturan paragraflar, hangi isim veya olayın etrafında birleşmiştir? Açıklayınız.
Servet-i Fünun dergisinin işleyişi, Halit Ziya’nın romancılığı, Yeni Mecmua adlı derginin hazırlanış aşaması ve basılmadan yasaklanması

5. Metnin ilk cümlesinden son cümlesine değin eserde sözü edilen temel düşünceyi belirleyiniz.
Servet-i Fünun edebiyatının karşılaştığı zorluklar

6. Yazar, yaşadığı dönemin sosyal ve siyasi hayatıyla ilgili hangi bilgileri veriyor? Ana düşüncenin şekillenmesinde dönemin gerçekliği ve zihniyeti ne kadar etkili olmuştur? Açıklayınız.
Yazarlar üzerindeki baskıların arttığı
Toplumda padişah karşıtlığının yayıldığı
Yönetime karşı olanların görevlerinden alındığı
Tanzimat yazarlarının Servetifünuncuları acımasızca eleştirdiği
Toplumda ispiyonculuğun yaygınlaştığı
O dönemdeki bu durumlar, Servet-i Fünun sanatçılarının işini zorlaştırmaktadır.

7. Metinde sosyal problemlere çözüm aramak veya halkı herhangi bir konuda bilinçlendirmek kay­gısı sezilebiliyor mu? Yazar, “Sanat, sanat içindir.”, “Sanat, toplum içindir.” Düşüncelerinden hangisine bağlı kalarak bu metni kaleme almıştır? Açıklayınız.
Metinde siyasi baskıların artması, edebiyatçıların istedikleri gibi yazamaması gibi sosyal problemler dile getirilmiş ancak bunlara çözüm önerileri getirilmemiştir. Buna da gerek yoktur. Çünkü bu yazı anı türündedir ve olayların yaşandığı dönem ile yazıldığı dönem farklıdır. Bu yazı Cumhuriyet döneminde yazılmıştır. Bu sebeple yazarın sanat anlayışı hakkında net bir sonuca varamayız.

8. Eserde adı geçen dergileri tahtaya yazınız.
Eserde adı geçen dergiler: Mâlumât, Servetifünun, Larousse, Yeni Mecmua, Hazine-i Fünun

9. Hüseyin Cahit Yalçın ve arkadaşları, niçin yeni bir dergi çıkarmayı istemektedir?
Yazar, Servet-i Fünun’da haftada bir kez yazmayı yetersiz görmüş, Avrupai tarzda bir dergi çıkarmayı amaçlamıştır.

10. Metnin dilini açıklık, kesinlik, sadelik yönünden değerlendiriniz.
Metnin dili, açık, kesin, sadedir.

11. Eserde geçen günlük konuşma diline ait kelimelerle kavram ve terimleri belirleyerek defterinize yazınız. Metnin türünü dikkate alarak eserde kullanılan dilin Servet-i Fünûn Dönemiyle ilişkisini söyleyiniz.
Metnin ilk iki paragrafını ifadelerin soyut veya somut oluşu yönünden inceleyiniz. Anlatımda hangi tür ifadelerin daha çok kullanıldığını arkadaşlarınızla tartışınız. Ulaştığınız sonucu nedeniyle birlikte defterinize yazınız.
Konuşma diline ait kelimelere örnekler: okul, yazı işleri, taraf tutmak, saldırmak, palavracılık, hayran olmak, alçakgönüllülük…
Eserde geçen kavram ve terimler: Edebiyat, şiir, dergi, hikaye, gazete, roman…
Metin anı yazısı olduğu için S.F. dönemine ait günlük konuşma diline ait kelimelerin yanında kavram ve terimlere de yer verilmiştir.

12. Metinde anlatılanlardan yola çıkarak 1896’dan 1901’e kadar Servet-i Fünûn dergisinin edebiyat dünyasındaki rolü ve önemi hakkında kısa bir yazı yazınız.
Servet-i Fünûn dergisi edebiyatımızın batılılaşma sü­recini tamamlayıp olgunlaşmasını sağlayan sanat­çılar yetiştirmiştir. Halit Ziya romanda, Tevfik Fikret şiirde, Hüseyin Cahit eleştiride, Cenap Şahabettin ise şiir, anı ve gezide kendilerinden önceki sanat­çıların ulaşamadıkları bir seviyeye yükselmişlerdir.

13. Metnin ana düşüncesi, aynı dönemde yazılan diğer eserlerde de ele alınmakta mıdır? Neden? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Hayır, o dönemdeki baskıcı ve sansürcü anlayıştan dolayı

14. Hüseyin Cahit Yalçın’ın fikrî ve edebî yönüyle ilgili çıkarımlarınızı maddeler hâlinde defterinize yazınız.

15. Eserin türünü dikkate alarak eserle yazar arasında nasıl bir ilişki olduğunu söyleyiniz.

YORUMLAMA-GÜNCELLEME
Kitabınızın 34. sayfasındaki “Hürriyet” adlı öğretici metin örneği ile bu bölümde incelediğiniz Servet-i Fünûn Dönemine ait üç metni (Makale-i Edebiyye, Onuncu Mektup, Servet-i Fünûn) dil, kavramların soyut veya somut oluşu, yazılış amacı, ana düşünce ve anlamın verilişi bakımlarından karşılaştırınız. Metinlerin benzer ve farklı yönlerini verilen tabloya yazınız.
Hürriyet
Makale-i Edebiyye
Onuncu Mektup
Servet-i Fünûn
Dil
Açık ve sade bir dii
Ağır ve süslü bir dil
Sanatsal bir dil
Açık, sade, kesin bir dil
Kavramların soyut veya somutluğu
Soyut kavramlar fazla
Soyut kavramlara ağırlık verilmiştir.
Somut kavramlar soyutlaştırılarak ve­rilmiştir.
Somut kavramlara ağırlık verilmiştir.
Yazılış amacı
Öğretmek, bilgilen­dirmek
Düşündürmek, be­nimsetmek
Öğretmek, izlenim kazandırmak
öğretmek, bilgilendirmek
Ana düşünce
Hürriyet bir milletin en önemli ihtiyaçlarındandır.
Kafiye kulak için ol­malıdır.
Kahire, zengin bir ta­rihi ve doğal yapıya sahiptir.
Servetifünun sanat­çıları zor bir süreç yaşamışlardır.
Anlamın verilişi
Açıklayıcı anlatım
Açıklayıcı, örnekleyici anlatım
Açıklayıcı ve betim- leyici anlatım
Açıklayıcı anlatım
1. İncelediğiniz üç metnin anlatımında sanat ve hüner endişesi ile açık, sade ifadeden uzaklaşılmasının nedeni nedir?
Servet-i Fünun sanatçıları anlatımın düz ve basit olmasına karşı çıkıp edebi bir üslup kullanmayı tercih ettikleri için.

2. İncelediğiniz metinlerden hareketle “edebî tenkit, gezi yazısı, hatıra” türlerinin özelliklerini defte­rinize sıralayınız.



6.ETKİNLİK
a)     Servet-i Fünûn edebiyatı ile ilgili ikişer soru hazırlayarak size sorması için bunları öğretmeninize veriniz. Öğretmeninizin sorduğu soruları cevaplayınız.
b)    Sorulara verdiğiniz doğru cevaplardan hareketle Servet-i Fünûn edebiyatı öğretici metinlerinin genel özelliklerini maddeler hâlinde defterinize yazınız.





DEĞERLENDİRME
1. Servet-i Fünûn Döneminde öğretici metinlerin hangi türlerinde eser verilmiştir?
Cevap : Eleştiri, gezi, anı, mektup



2. Aşağıdaki cümlelerin başına yargı doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
(D) Recaizade Mahmut Ekrem, Servet-i Fünûn şairlerinin örnek aldığı Tanzimat sanatçısıdır.
(D) Servet-i Fünûncular, Batıcılık akımıyla çelişkiye düşmüşlerdir. (emin değilim.)
(Y) Servet-i Fünûncular, düz yazıyı toplumun aydınlatılması yolunda en önemli öge olarak kabul etmişlerdir.



3. Aşağıdaki cümlelerde bulunan noktalı yerlere doğru sözcükleri yazınız.
“Hac Yolunda” adlı eser gezi türündedir.
Edebî eleştiri türü Servet-i Fünun Döneminde gelişmiştir.
Servet-i Fünûn sanatçıları “Kafiye          kulak içindir.” görüşünü savunur.
Servet-i Fünûn Dönemi öğretici metinlerinde sanatlı ve ağır bir dil kullanılır.



4. O güne kadar yazınımızda anı, yazınsal değerde tür değildi. Modern anlamda romancılığımızın kurucusu sayılan yazarımız, ilk kez yazınsal değerde anılar yazmıştır. Hem yazınsal hem siyasal nitelik­te olan bu anılarını dokuz ciltte toplamış ve kırk yılı kapsayan ilk beş cildine “Kırk Yıl” adını vermiştir.
Bu parçada aşağıdaki yazarların hangisinden söz edilmektedir?
A. Hüseyin Rahmi Gürpınar
B. Recaizade Mahmut Ekrem
C. Yakup Kadri Karaosmanoğlu
D. Reşat Nuri Güntekin
E. Halit Ziya Uşaklıgil
(ÖYS-1993) - CEVAP: E



5. Tanzimat Dönemi şairlerinden Recaizade Mahmut Ekrem’in çevresinde toplanan gençler, artık kendi başlarına var olmanın yollarını ararlar ve bir dergide birleşirler. Bunların arasında, sonradan ro­mancı olarak ün kazanmış iki yazarımız da vardır.
Paragrafta sözü edilen dergi ile iki yazarımız aşağıdakilerin hangisinde bir arada verilmiştir?
Servet-i Fünûn; Halit Ziya, Mehmet Rauf
Malumat; Hüseyin Cahit, Ahmet Rasim
Genç Kalemler; Halit Ziya, Ömer Seyfettin
Servet-i Fünûn; Samipaşazade Sezai; Hüseyin Cahit
Malumat; Mehmet Rauf, Hüseyin Rahmi
(ÖYS-1988) - CEVAP: A

6. Servet-i Fünûn Dönemi öğretici metinlerinde hangi temalar işlenir?
Sanat ve edebiyat ile ilgili konular, gezi yazılarında sanatçılar, kişisel zevk ve beğenilerini dile getirmiş.





Sayfa 97 ile Sayfa 100 Arası Cevaplar
Servet-i Funun Şiiri
Hazırlık


1. Etkinlik  :
1. Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'ni okuyunuz.
2. Ulu Önder Atatürk, gençliği nelere, kimlere karşı uyarmaktadır?
Atatürk, gençleri Cumhuriyet'i ve bağımsızlığı koruma görevinden alıkoymaya çalışan içi ve dış düşmanlara karşı uyarmaktadır. Türk gençliğinin her koşulda Cumhuriyet'i ve bağımsızlığı koruması gerektiği dile getirilmiştir.

3. Türkiye Cumhuriyeti, kimlere emanet edilmiştir?
Türkiye Cumhuriyeti Türk gençliğime emanet edilmiştir.



Sayfa 98
2. Etkinlik
a) "Mefülü/failatü/mefailü/failün" kalıbında hangi hecelerin açık, hangilerinin kapalı olduğunu tahtada gösteriniz.

Aruz ölçüsüyle ilgili bilgi : Aruz ölçüsü hecelerin açıklık vezin kuralına göre düzenlenen bir ölçüdür. Ünlü ile biten heceler açık hecelidir (bu hecelere kısa hecelerde denir). Bu heceler yazıda (.) şeklinde nokta ile gösterilir. Ünsüzle biten ve uzun ünlü ile biten heceler kapalı hecedir (bu hecelere uzun hece de denir). Kapalı heceler (_) çizgi ile gösterilir. Aruzun birçok kalıbı vardır. Hecelerin açıklık ve kapalılık düzeni bu kalıplara göre belirlenir. Mef ülü/failatü/mefailü/failün (_ _ ./_._/._ _./_._)  başka bir ifadeyle (kapalı,kapalı,açık/kapalı,açık,kapalı/açık,kapalı,kapalı,açık/kapalı,açık,kapalı)

b) Şiirde alt alta gelen heceleri açıklık kapalılık yönünden  değerlendiriniz.

Ferda senin; senin bu teceddüd, bu inkılabı...
_ _ ._ . _. . _ _ . _. _


Her şey senin değil mi ki zaten? Sen ey şebab (sen-ey .. ulama yapılmış)
_ _ ._ ._ . . _ _ . _ . _




b) Bu şekilde okuduğumuzda elde edilen metin güçlü ve pürüssüz  bir nesir parçası olmayacaktır.




5. Etkinlik :
a) Sorunun cevabı için şu linki inceleyiniz :http://adf.ly/HpIt9
b) Verilen dizelerdeki ifadeler betimlemeler(tasvir) yapılararak verilmiştir. Bu özellik resim sanatıyla ilişkilendirilebilir. Verilen dizeler Servet-i Fünun sanatçılarının resim gibi şiir yazma anlayışına uygun olduğu için şiir bu yönüyle parnasizm akımının özelliklerini taşımaktadır. Parnasizimde canlı ve ayrıntılı betimlere yer verildiğini de belirtmek gerekir.
c) Tevfik Fikret, Ferda şiirinde bu yolu izlemiştir.

12) "Her şey senin değil mi ki ey şebab" = istifham
Ey gençlik = nida
Ümidin parlak çehresi = teşbih
Titrek kucağı açık bekliyor = teşhis
Hayatun neşesinden doğan tan yeri = teşbih
Cennet kadar güzel vatan = teşbih
Zümrüt bakışlı, inci şetaretli kız = teşbih

....Şiirde, bu sanatlı söyleyiş anlatılmak istenenleri daha etkili bir şekilde ifade edilmesini sağlamaktadır.

Bu şiirlerinin ana teması "hürriyet" ve "medeniyet"tir. İlk şiirlerinde sanat için sanat düşüncesinde olan şair, daha sonraki şiirlerinde toplumcu bir anlayışa yönelir. Toplumu sıkan hürriyetsizliğe karşı yazdığı "Sis" şiiri, büyük yankı uyandırır. Fikret,sanatının bu ikinci döneminde insanları birbirine
düşürdükleri için bütün dinlere düşmandır. Tarihe ve kutsal değerlere de karşıdır. Fikret şiirlerinde çoğu zaman aruz ölçüsünü kullanmıştır. Şiirde beyit bütünlüğü*nü kırmış,anlamın bir beyitte tamamlanması geleneğini ortadan kaldırmıştır.Nazmı nesre ( şiiri düz yazıya)yaklaştırmıştır. Fransız şiirinden alınan soneyi şiirlerinde kullanmış, divan şiirinin müstezat nazım şeklini tanınmaz hale getirerek "serbest müstezat" biçimini geliştirmiştir. Fikret, pamasizm akımından etkilenmiştir ve pamasyenlere bağlıdır.Fikret'in "manzum hikaye" türünde şiirleri vardır;Balıkçılar,Nesrin,Ramazan Sadakası,Hasta Çocuk"gibi. Fikret çocuklar için yazdığı şiirleri hece ölçüsünü kullanarak yazmıştır ve bu şiirlerini "Şermin "adlı bir kitapta toplamıştır.Şiir1erini "Rübab-ı Şikeste" ve "Haluk'un Defteri" adlı kitaplarda toplamıştır.



Sayfa 101 ile Sayfa 104 Arası Cevaplar
ELHAN-I ŞİTA (KIŞ EZGİLERİ)
1. Yahya Kemal, “Şiir, musikinin kız kardeşidir. ” sözü ile neyi vurgulamaktadır?
Yahya Kemal bu sözle şiirde ahenk ,vezin (ölçü) ve ritmin önemini; şiir ve müziğin ayrılmaz bir ikili olduğunu vurgulamaktadır.Şiirin gizemi ezgisindedir.    
Ritm, müziğe ait bir terim olduğu hâlde, güzel sanatların bütün 
dallarında kullanılır. Ses, hece, biçim, görüntü, renk gibi ögelerin art arda 
düzenli olarak dizilişi ritmi oluşturur. Şiirde ritmden söz edilirken, hecelerin 
belli bir düzen içinde ve belli sayıda vurgulu vurgusuz, uzun kısa olarak dizilişi kastedilir.



11.ETKİNLİK
a. Şiirin müziğe yakınlaştırılmasında aruzun rolü nedir?
Aruz ölçüsü şiirde ahengi sağlayan unsurlardandır. Aruz ölçüsünde belli kalıplar vardır ve bu kalıplarda heceler belli bir düzene göre açık ve kapalı olarak sıralanırlar. Bu aruz kalıpları şiire ritim kazandırır. Aruz ölçüsü, şiire ahenk, müzikalite, ritim sağlayan bir ölçüdür diyebiliriz.


Şair, Elhân-ı Şitâ’da aruzun üç değişik veznini kullanır:
a)            Feilâtün           mefâilün          feilün (failâtün) (fa’lün)
b)            Mef’ûlü            fâilâtü  mefâîlü            fâilün
c)            Mef’ûlü            mefâîlü            mefâîlü            feûlün



b. Şairin üç değişik aruz kalıbını kullanması, “sanat ve şiirde güzellikten başka gaye ara­mama” tutumu ve şiirin müzikal değerini artırma çabası ile nasıl ilişkilendirilebilir? Açıklayınız.
Şairin üç farklı aruz ölçüsü kullanması şiirde anlam ile ses arasında bir uyum arayışı içinde olduğunu göstermektedir.. Bazı şarkıların hareketli ve coşkulu, ba­zılarının ağır ve duygusal olması gibi bu şiirde de anlatımın akı­şına göre farklı ritmik özelliklere sahip kalıplar kulla­nılmıştır. Şair bunu yaparken şiirde ses ile anlam uyumunu kurmayı amaçlamıştır.



12.ETKİNLİK
a. Şiirin kafiyelerini bulunuz.
... uçuş

...kuş
-uş: tam uyak
...kar
-ar: tam uyak
...arar
-(s)ı:redif
...sürûd-ı şeydâsı
-dâ: zengin uyak
...neşîdeleri
-i:redif
...ferdâsı
-er: tam uyak
...yeri

….kelebek
….melek  ……-ek: tam uyak
….üstünde
….yelpâze
….mürde
….pervâze ….. –de: tam uyak, -âze: zengin uyak



b. “Arar, ağlar, kuşlar, yuvalar, kovalar, uçarlar” ve “lerze, serd, kebûter, bahâr, derin, yeri, rîşe, mürde, düşer, dallar, ser-te-ser, tüyler” kelimelerinde ortak ses nedir?
Bu kelimelerde “r” sesi ortaktır. Aliterasyon sanatı yapılmıştır.



c. Kışın hâkim olduğu dizelerde hangi ünsüzlerle (sert, yumuşak) aliterasyon yapıl­maktadır? Bu durumun nedenini açıklayınız.
Destinde ey semâ-yı şitâ tûde tûdedir / Berg-i se­men, cenâh-ı kebûter, sehâb-ı ter...” (Elinde, yığın yığındır: Yasemin yaprağı, güvercin kanadı, yüklü bulutlar.) “t” ünsüzü çokça kullanılmış, aliterasyon yapılmıştır.  Bu dizelerde karın yağmaya başlaya­cağı anlamı vardır. “T” ünsüzünün tekrarıyla havanın soğumasını yansıtmak istemiştir şair.



ç. Şair, şiirde kullandığı sesleri seçerken niçin dikkatli davranmıştır?
Şair karın yağışını hissettirmek, ses ahengini sağlamak için sesleri seçerken dikkatli davranmıştır.



2. Şiiri “Nazım = nesir + ahenk veya musiki” şeklinde formülleştiren Cenap Şehabettin’in Elhân-ı Şitâ’sı için onun tabiriyle “musiki gibi şiir” denilebilir mi? Cevabınızı şiirden örnekler vererek açıklayınız.
Cenap Şahabettin, şiiri duyguların ahenkli ve müzikal bir söyleyiş tar­zıyla dile getirilmesi olarak görmüştür. Şair, Elhan-ı Şita şiirinde  ahenkli söyleyişi kurmayı başarmıştır. Şiirin genelinde okuyucuyu olay içinde yaşatan bir anlatım akışı vardır, “kış, kar, beyaz, dö­külmek, uçmak, kanat, kuş, sessizlik, uyku” gibi söz­ler kış mevsiminin oluşturduğu çağrışımın gücünü ortaya koymaktadır.



3. Elhân-ı Şitâ’yı kahramanlık şiiri okuyormuş gibi okumak doğru mudur? Neden?
Doğru değildir, çünkü Elhan-ı Şita kahramanlık temalı bir şiir değildir? Şiirde söyleyişi belirleyen en önemli etkenlerden birinin şiirin bütününde hakim olan ana duygu olduğu unutulmamalıdır.





13.ETKİNLİK
a. Sone ve serbest müstezatla ilgili sunumunuzu gerçekleştiriniz.
b. Elhân-ı Şitâ’nın sone ve serbest müstezat nazım şekillerinden hangisiyle yazıldığı­nı belirtiniz.



4. Dizelerin bir araya getirilişinde dikkat edilen bir kuralın olup olmadığını söyleyiniz.
Dizelerin bir araya gelmesinde anlam ve ses uyumuna dikkat edilmiştir. İlk bölümde artık mısra olarak tekrarlanan "Gibi kar, kar" sözleri bir ritim oluşturmanın yanı sıra karın kesik kesik yağı­şını da yansıtmaktadır. "kar, arar, ağlar" kelime­lerindeki "ar" kafiyeleri de "kar"ı çağrıştırıyor. İkinci bölümdeki kelimelerin sıralanışından, karın daha yoğun yağdığı izlenimini çıkarabiliriz.



5. Elhân-ı Şitâ’da “sözün beyitte bitirilmesi şartı”na bağlı kalınıp kalınmadığını belirleyiniz.
Elhan-ı Şita şiirinde sözün beyitte bitirilmesi şartına bağlı kalınmamıştır.


6. Elhân-ı Şitâ lirik, epik, pastoral, didaktik şiir türlerinden hangisiyle adlandırılabilir? Neden?
Lirik bir şiirdir. Bir kış manzarasını, karın yağışını duygusal bir tarzda işlediği için lirik bir şiirdir.



14.ETKİNLİK
Dört gruba ayrılınız. Grup sözcülerinizi seçiniz. Elhân-ı Şitâ şiirini dört bölüme ayırınız. Şiirin bölümlerini gruplar arasında paylaşınız. Grup olarak incelediğiniz dizelerde şairin ba­hara ve kışa dair nelerden bahsettiğini belirleyiniz.
Şiirin birinci bölümü:
Bir beyaz titreyiş, bir dumanlı uçuş,
Eşini kaybeden kuş
gibi kar
Geçen ilkbahar günlerini arar...
Ey kalplerin çılgın nağmeleri,
Ey güvercinlerin ilahileri,
O baharın işte budur yarını, geleceği:
Kapladı derin bir sessizlik yeri,
karlar
Ki sessizce sürekli ağlar.
Burada karların uçuşunun tasviri yapılmış, bahar mevsimi anılmış. Benzetmeler var: Karlar, beyaz titreyişler halinde dumanlı uçuşları olan eşini yitirmiş kuşlara benzetilmiş.
Şiirin ikinci bölümü:
Ey uçarken düşüp ölen kelebek,
Bir beyaz melek kanadının tüyü
gibi kar
Seni solgun bahçelerde arar.
Sen açarken çiçekler üstünde,
Ufacık bir çiçekli yelpaze,
Ey ölü, şimdi senin cenazen üstünde,
Parça parça uçmaya başladı
karlar
Ki gökten düşer düşer, ağlar.
Uçtunuz, gittiniz siz ey kuşlar,
Küçücük, beyaz başlı baykuşlar
gibi kar
Sizi dallarda, yuvalarda arar.
Gittiniz, gittiniz siz ey kuşlar,
Şimdi boş kaldı büsbütün yuvalar;
Yuvalarda - figansız yetim kalan-
Son kalan mavi tüyleri kovalayan
Karlar
Ki havada uçar uçar, ağlar.
Bu dizelerde bahara ait unsurlar işlenmiş. Şair baharda çiçeklerin üstünde dolaşan bir kelebeği hatırlıyor, karların yağışıyla çiçekler karlarla kaplanmış ve kelebek de ölmüştür. Bu bölümde kaybolan saadet duygusu yansıtılıyor. Şair,  karları bir meleğin kanadının beyaz saçağına benzetmiştir. Karlarla ilgili betimlemeler var. Hüzün duygusu ön planda.
Şiirin üçüncü bölümü:
Ey kış günlerinin göğü!
Elinde, yığın yığındır:
Yasemin yaprağı, güvercin kanadı, yüklü bulutlar.
Dök ey gök, -tabiatın ruhu uykudadır-
Kara toprağın üstüne bembeyaz çiçekler...
Her ağaçlık, şimdi -Ne yaprak ne çiçek!-
Ümitsiz ve siyah renkli bir gölgeler yığını...
Ey kış semasının eli, durma çek,
Her ağaçlığın üzerine bir beyaz örtü.
Şair gökyüzüne sesleniyor. Gökyüzünün, kara toprağın üstüne bembeyaz çiçekler dökerek tabiatın ruhunu uyandırmasını istemektedir.
Burada şairin gerçeklerden kaçma ve karın beyaz saflığına sığınma düşüncesi olduğunu söyleyebiliriz.
Dördüncü Grup: Şiirin dördüncü bölümü:
Göklerden arzular gibi dökülüyor kar.
Her yanda hayalim gibi koşturuyor kar.
Sessiz bir rüzgârın saf kanadında uyuklar,
Bir aralık durup sonra uçarlar.
Soldan sağa, sağdan sola titreyerek ve kaçarak,
 Kâh uçarak tüyler gibi, kâh yuvarlanarak...
Karlar... Sessizlik ilahilerinin ezgileri,
Karlar... Bütün melekler âleminin bahçelerinin
çiçekleri
Ey göğün eli, kara toprak üzerine dök,
Ey göğün eli, cömertliğin eli, kışın eli dök:
Bahar çiçeklerinin yerine beyaz karı (dök)
Kuşların nağmeleri yerine ümit sessizliğini (dök)
Anlatımın akıcılığından ve ritminden kar yağışının başladığını anlıyoruz. Kar yağışının havada uçuşması, dönerek ve yuvarlanarak yerlere inmesi anlatılmış. Kar yağışının, insana sessiz bir ümit hissi verdiği ifade edilmiş.


7. Tasvirleri durağan, hareketli oluşlarına göre değerlendirerek şiirde hareketin önemini ifade ediniz.
Betimlemeler, karın hareketlerine göre verilmiş. Kar taneleri yeryüzüne usul usul inmektedir. Betimlemeler de buna uygun, fazla hareketli değil, durağan olarak yapılmış.



15.ETKİNLİK
Sembolizm ve empresyonizmin özelliklerini tahtaya sıralayınız. Bu akımların hangi • özellikleri Elhân-ı Şitâ şiirinde görülmektedir? Örnek veriniz.



8. Doğal çevreyi anlatırken şair, nelere dikkat etmiştir? Anlatılanlar şairin duygu ve düşünce filtre­sinden geçmiş şekilde mi karşımıza çıkmaktadır? Niçin?
Şair doğal çevreyi olduğu gibi değil, kendi anlayış ve zevkinin süzgecinden geçirerek anlatmıştır. Kar, şa­ire göre kuru kuruya bir doğa olayı değildir. Şair, ka­rın saflığını, temizliğini ve bütün çirkinlikleri örten beyazlığını yüceltir.





16.ETKİNLİK
a) Şiire hâkim olan duygu nedir?
Kaybolan bir mutluluk duygusu
b) Şair, doğa tasvirini kendi ruh hâlini anlatmak için araç olarak kullanmış olabilir mi? Tartışınız. Ulaştığınız sonucu defterinize yazınız.
Şair, ruh halini anlatmak için doğa tasvirini araç olarak kullanmıştır. Bahar ve kış mevsimiyle ilgili kavramları iç içe işlemiş, ruhundaki hüznü, karmaşayı yansıtmıştır. Baharın kaybolmasına üzülen şair, kışın gelişine hüzün duysa da isyan etmemekte bu doğa olayıyla ruhunu dinlendirmektedir.



9. Karların önce yavaş yavaş ve parça parça, sonra hızlı hızlı ve lapa lapa yağışı ile şairin ruh hâli arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
Bu, şairin ruhundaki değişimleri yansıtmaktadır. İnsanın önce hüzünlenip sonra gözyaşı dökmesi gibi…



10. Şiirin temasını bulunuz. Temanın soyuta mı, somuta mı; bireye mi, topluma mı daha yakın oldu­ğunu açıklayınız.
Kar ve hüzün, kaybolan mutluluk – Bu tema soyuttur, bireye yakındır.



11. Şiirde işlenen temanın evrensel özellik taşıyıp taşımadığını söyleyiniz.
Şiirde işlenen tema evrensel bir nitelik taşımaktadır.



12. Şairin ruh hâli ve şiire hâkim duygu ile şiirin yazıldığı dönemi ilişkilendiriniz. Şiiri oluşturan zih­niyeti belirtiniz.
Şairin ruh halinde karamsarlık ve melankoli görülüyor. İnsanı hüzünlendiren ve derin düşüncelere yönelten doğa betimlemelerine ağırlık vermiş. Servetifünun sanatçılarının genel ruh yapısını yansıtmaktadır. Servetifünun dönemi zihniyeti hakimdir.



13. Divan şiirindeki gazel, kaside gibi türlerde işlenen temalarla Elhân-ı Şitâ şiirinin temasını karşılaş­tırınız. Şiirin içeriğinde Tanzimat’la başlayan yenilikle Elhân-ı Şitâ’nın teması arasındaki ilişkiyi söyleyiniz.
Divan şiirindeki gazellerde aşk, sevgiliye özlem, dünyanın güzellikleri; kasidelerde ise din ve devlet büyük­lerine övgü gibi temalar işlenmiştir. Elhan-ı Şita şiirinde ise bireysel bir tema farklı bir bakış açı­sı ve üslupla işlenmiştir. Elhan-ı Şita şiiri, ele aldığı temanın bireysel olması bakımından divan şiirine benzemektedir. Ancak temanın işleniş biçimi ve kullanılan üslup bakımından kendine ve dönemine özgüdür.



14. Şiirin dilini konuşma dili ile karşılaştırınız. Benzerlik ve farklılıkları söyleyiniz.
Dil olarak Arapça ve Farsça kelimelerle yüklü ağır bir dil kullanılmış. Şiirin günümüz Türkçesine çevrilmiş bölümünde zaman zaman konuşma diline daha yakın bir kullanımın olduğunu görüyoruz. Ancak sanatlı, istiareli bir söyleyiş olduğundan sanatsal bir dil vardır.
Bir dizenin ortasından başlayıp birkaç dize sonra biten, yan yana getirildiğinde nesir  parçası zannedilebilecek cümleleri, düz yazı gibi okuyunuz. Elde ettiğiniz yeni metnin güçlü ve pürüzsüz bir nesir parçası olup olmadığını tartışınız. Ulaştığınız sonucu defterinize yazınız.


15. Şiirde bahara (mutluluğa) ait birçok şeyin kışın gelmesiyle kaybolduğu ifade edilmektedir. Şair, hangi varlığı mutluluk duygusu ile ilişkilendirmiştir?
Şair, kışın gelmesiyle bahara ait unsurların yok olmasından elem duyuyor. Kışın, bahar çiçekleri yerine kar taneleri var. Kar taneleri, mutluluk ve hüzün duygusunu bir arada veriyor şaire.



16. Şiirdeki diğer imajları göstererek bunların nasıl kullanıldığını söyleyiniz.
 Şiirdeki imajlar (imgeler):
"Beyaz titreyiş, dumanlı uçuş kalplerin çılgın ezgile­ri, güvercinlerin şarkıları, derin sessizlik, beyaz me­lek kanadının saçağı, mavi tüyler, tabiatın ruhu, göl­geler siyahlıklar ve ümitsizlikler yığını, beyaz örtü, emeller gibi yağan kar, hayal gibi koşan kar, sessiz rüzgâr, saf kanat, sükût ilahilerinin ezgileri, semanın eli, cömertliğin eli, kışın eli, kuşların ezgileri, ümit sessizliği."



17. Dizelerdeki söz sanatları ile şairin “resim gibi şiir” yazma gayretini ilişkilendiriniz.
Şiirdeki söz sanatları genelde teşbih ve istiaredir. Bu da şiirin anlamsal kurgusunda gözlemin ve betimlemenin önemli bir etkisi olduğunu göstermektedir.  Şair, doğayı bir ressam dikkatiyle izlemiş, gördüklerini kendi bakış açısına göre yorumlamış ve tablo gibi şiir yazmıştır.



18. “Küçükken en tatlı eğlencem, resimli kitapların yapraklarını çevirmekti.” diyen şairin şiiri için “resim gibi şiir” denilebilir mi? Neden?
Evet, denilebilir. Şair resim gibi şiir yazmıştır. Şairin güçlü betimlemeleri vardır. Şair, kelimelerle adeta bir kış tablosu çizmiştir.



18.ETKİNLİK
Onuncu etkinlikte yaptığınız resim veya yazdığınız öykü ya da şiirle Cenap Şehabettin’in şiirindeki kar manzarasının farklılıklarını belirleyiniz.


19. Şiirde anlatılan duyguların bireysel olup olmadığını söyleyiniz.


20. Şiirle ilgili duygu ve düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.


21. Şair ile anlattığı manzara arasındaki ilişkiyi ifade ediniz.
Şair, tabiatı canlı bir varlık, insan gibi düşünmüş. Karın yağışıyla ilgili betimlemelerle şair ruhsal durumunu yansıtmıştır.


22. Şiirde anlatılanların düz yazı ile ifade edilip edilemeyeceğini belirtiniz. Ulaştığınız sonucu, nede­nini de belirterek defterinize yazınız.
Düz yazı ile ifade edilemez. Çünkü düz yazı ile aynı duyguları yakalamak mümkün değildir. Düz yazıda şiirdeki ahenk, ritim unsurları kaybolacaktır.


23. Temanın ele alınış biçimi, aruzun farklı kalıplarının bir arada kullanılışı, dil ve anlatım yönünden değerlendirildiğinde Elhân-ı Şitâ şiiri, divan ve Tanzimat şiirinden hangisine daha yakındır? Bu yakınlık, o geleneğin devamı şeklinde algılanabilir mi? Açıklayınız.


24.  
Elhân-ı Şitâ şiiri temanın ele alınış biçimi yönünden Tanzimat şiiri geleneğine yakındır çünkü divan şiiri­nin klasik konularının dışına çıkmıştır. Şiirde aruzun farklı aruz kalıplarının kullanılması Servet-i Fünun şiirinin bir özelliğidir. Şiir dil ve anlatım yönünde divan şiiri geleneğine yakındır.



19.ETKİNLİK
Elhân-ı Şitâ’yı seçtiğiniz günümüz şiiri ve kitabınızın 35. sayfasındaki Namık Kemal’e ait kasideyle tema, ölçü, dizelerin kümelenişi, dil, anlatım yönünden karşılaştırınız. Benzer­lik ve farklılıkları defterinize yazınız.



25. Cenap Şehabettin’in fikrî ve edebî yönüyle ilgili çıkarımlarda bulunarak sonuçları maddeler hâ­linde tahtaya yazınız.
·         Servet-i Fünun’un Tevfik Fikret’ten sonra en önemli şairidir. Asıl meslegi doktorluktur. İhtisas için gittigi Fransa’da tıptan çok şiirle ilgilenerek sembolizmi yakından takip etmiş ve bu akımdan etkilenmiştir.
·         Şiirde kelimeleri müzikal değerlere göre seçerek kullanır.
·         Tıp öğrenimi için gittiği Fransa’da edebiyatla ilgilenmişve sembolizmden etkilenmiştir.Ancak sembolizmi kavramakta yetersiz kalmış, şiirlerinde bol bol istiare kullanmış ve ses uyumuna dikkat etmiştir.
·         Ağır bir dil ve süslü anlatım en belirgin özellikleridir.
·         Şiirlerinde aruzun birden fazla kalıbına, genellikle de karışık kalıplarına yer vermiştir.
·         Aşk ve doğa en çok işlediği konulardır.
·         Dili oldukça ağırdır. Bilinmeyen Arapca ve Farsça kelime ve tamlamalar kullanır.
·         Duygu ve hayal yüklü tamlamalar kurar. Serbest müstezadı çok kullanmıştır.
·         Aynı şiirde birden fazla aruz kalıbı kullanmıştır.
      Aşk ve tabiat değişmez konularıdır.
·         Sanatı, sanat, hatta güzellik için yapmıştır.
·         Bolca semboller kullanmış, tabiatla iç dünyanın kompozisyonunu çizmiştir.
Düz yazıları da vardır: Hac Yolunda, onun gezi yazısıdır. Suriye Mektupları ve Avrupa Mektupları da gezi türündedir.
Diğer nesirleri: Evrak-ı Eyyam, Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh, Tiryaki Sözleri (kendi vecizeleri)
Tiyatro eserleri: yalan (dram), Körebe (komedi)
26. Cenap Şehabettin’in eserinde dile getirdikleri ve ruh hâli, şairin yaşadığı dönemin gerçekliğiyle ne derece örtüşmektedir?
Dönemin gerçekliğiyle örtüşüyor. Servet-i  Fünun sanatçılarının çoğunda karamsarlık, hüzün bireysellik görülür.

 


SAYFA 104
YORUMLAMA-GÜNCELLEME
1. Cenap Şahabettin’in doğayı, duygularını yansıtacak biçimde anlatması, kendi ruhunun aynası olarak görmesi ve Tevfik Fikret’in gençlikten, gelecekten beklentileri; Servet-i Fünûn sanatçılarının ya­şadıkları ortamdan memnun olmamalarına bağlanabilir mi? İki şairin hayatı ile şiirleri arasındaki ilişki hakkında ne söyleyebilirsiniz? Yorumlarınızı arkadaşlarınızla paylaşınız.
İki sanatçı da bulundukları ortamdan memnun değildir. Tevfik Fikret, dönemin siyasi anlayışına tepkisini sert bir üslupla dile getirirken, Cenap Şahabettin, karamsar, kapalı bir üslubu tercih etmiştir.


2. Servet-i Fünûn şiirinin edebiyatımızdaki yeri ve değeri nedir?
Divan şiiri nazım şekillerinin terk edilmesi, şiirde ses ve anlam arasında sağlam bir bağ kurulması, şairlerin, imgeleri şiirde ustalıkla işlemeleri, Batılı nazım şekillerinin kullanılması, (sorucenneti.net-alıntılarda kaynak gösteriniz.) serbest müstezatın başarılı örneklerinin verilmesi, mensur şiirin bu dönemde ortaya çıkması Servet-i Fünun şiirinin edebiyatımızda önemli bir yeri olduğunu gösterir.


3. Servet-i Fünûn şiirinin özelliklerini belirleyerek maddeler hâlinde tahtaya yazınız.


4. Yeni Türk şiirinin Servet-i Fünûn’la başladığı yolundaki kabulün dayanak noktasını belirleyiniz.
Şiirde hem temada hem de içerikte değişiklik yaparak yeni Türk şiirinin temelini attıklarını söyleyebiliriz.



20.ETKİNLİK
a. İki gruba ayrılınız. Tevfik Fikret’e ait aşağıdaki dizelerle ilgili düşüncelerinizi anlatan kısa yazılar yazınız.
Birinci grup: “Vatan, çalışkan insanların omuzları üstünde yükselir.”
İkinci grup: “Yükselmeyen düşer: Ya ilerleme, ya düşme!”
b. Yazınızı bitirdikten sonra diğer grubun üyelerinden birine okuyup incelemesi için veriniz.
c. Grup içinde oylama yaparak en beğendiğiniz iki yazıyı belirleyiniz,
ç. Her iki grubun belirlediği toplam dört yazıyı sınıf panosuna asınız.





Sayfa 104 ile Sayfa 105
DEĞERLENDİRME
1. Servet-i Fünûn’un Türk şiirine getirdiği yenilikler nelerdir?
Divan şiiri nazım şekilleri terk edilmiştir
Konunun yapısına uygun, aruzun değişik kalıpları kullanılır. Ahenk endişesiyle aynı şiirde değişik vezinlere yer verirler (Cenap Sahabettin).
Batı edebiyatı nazım şekilleri kullanılmıştır. (sone, terzarima)
Şairler, mısra bağımsızlığı anlayışına ve ifadenin bir beyitte bitmesi geleneğine karşı koyarlar. Bütün güzelliğine önem verirler.
Sembolizm ve parnasizm akımlarının etkisi görülür.
Serbest müstezat nazım şekli kullanılmıştır.
Şiir düz yazıya yaklaştırılmıştır.
Şiirde ses ve ahenk güzelliği sağlanmıştır.



2. Aşağıdaki cümlelerin başına yargı doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
( D ) Sone ve serbest müstezat, Servet-i Fünûn şairlerinin en çok kullandığı nazım şekilleridir.
(  Y ) Servet-i Fünûn şairleri halkı bilinçlendirmek amacıyla şiir yazmışlardır.
( D  ) Servet-i Fünûn şairleri “sanat için sanat” ilkesini benimsemişlerdir.
( D ) Şiirde düz yazıya yöneliş, şiir dilinde ise geriye gidiş görülür.
( D  ) Resim ve müzik, Servet-i Fünûn şiirinde kelimeler kadar önemlidir.



3. Aşağıdaki cümlede bulunan noktalı yere doğru sözcüğü yazınız.
PARNASİZM “Sanat, sanat içindir.” anlayışıyla plastik güzelliği ön planda tutarak varlıkların dış görünüşünü tasvir eden akımdır.
“Hayır, hayal ile yoktur benim alışverişim...
İnan ki ne demişsem görüp de söylemişim. ”
4. Yukarıdaki dizeler hangi edebî akımın temel özelliğini ifade etmektedir?
A. Romantizm   B. Klasisizm     C. Sembolizm
D. Sürrealizm    E. Realizm
Cevap: E



5. Tablasındaki taze salataları övmek için “Badem bunlar, badem!” diye bağıran satıcı, aşağıdaki söz sanatlarından hangisine başvurmaktadır?
A. Benzetme     B. Tenasüp       C. Kinaye
D. Hüsn-i Talil   E. Açık istiare
Cevap: E



6. Aşağıdakilerden hangisi Tevfik Fikret’in özelliklerinden biri değildir?
a. Gazel ve kaside türünü sık kullanması
b. “Sanat için sanat” ilkesiyle eserler vermesi
c. Okumuş kitleye seslenmesi
d. Aruz ölçüsünü kullanması
e. Dilinin Arapça Farsça sözcük ve tamlamalarla yüklü olması
Cevap: A



7-Yeni bir duyarlığı, yeni bir şiir dilini oluşturmaya çalışırken Batı’yı hemen hemen günü gününe izlemişlerdir. Şiirlerinin imgelerle yüklü, sanatlı bir yapısı vardır. Özellikle benzetmeler ve sıfatlarla varlıkların gerçek görünüşlerini değiştirmeye çalışmışlardır. Aşk, doğa, aile yaşa­mı, kişisel tedirginlik ve yakınma temalarını şiirlerinde bol bol işlemişlerdir. (sorucenneti.net-alıntılarda kaynak gösteriniz.)
Bu parçada sözü edilen edebiyat topluluğu ve onun üyelerinden biri aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?
a) Tanzimat - Abdülhak Hamit Tarhan
b) Servet-i Fünûn - Cenap Şehabettin
c) Garipçiler - Orhan Veli Kanık
d) Millî Edebiyat - Mehmet Emin Yurdakul
e) Cumhuriyet Dönemi - Faruk Nafiz Çamlıbel
(ÖYS-1993) - Cevap  B



8- (I) 1860-1885 yıllan arasında Fransa’da, sanatçıların etkisi altında kaldıkları parnasizm, sadece roman sanatına özgü bir akımdır. (II) Romantizme tepki olarak doğmuştur. (III) Parnasçıları romantiklerden ayıran önemli fark “Sanat, sanat içindir. ” ilkesine sımsıkı bağlan­malarıdır. (IV) Türk edebiyatında ilk izleri Servet-i Fünûn şairlerinde görülür. (V) Bu akımı bizde ilk tanıtan ve temsil eden Cenap Şehabettin olmuştur.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?
A. I       B. II      C. Ill      D. IV     E. V




Sayfa 106
Mensur Şiir

Servet-i Fünûn Dönemi Şiirini İnceleme


1. Duygusallıkla karamsarlık birbirine yakın kavramlar mıdır? Neden?
Duygusallık ve karamsarlık arasında bir bağ kurabiliriz. Duygusal insanların daha karamsar olduğunu söylemek mümkündür.


2. Sevgi ve nefret duygularını abartılı bir biçimde, yoğun olarak yaşamanın sonuçları neler olabilir?
Bu duyguları abartılı bir biçimde, yoğun olarak yaşamak hayal kırıklıklarına yol açabilir, birçok olumsuz sonuçlar ortaya çıkarabilir.


3. Hikâye ile şiir arasında birim ve şekil açısından ne gibi farklılıklar vardır?
Hikâye düz yazı biçimindedir. Şiir, dizeler halindedir. Hikayede satır, paragraf, şiirde ise ölçü, dize, uyak gibi unsurlar bulunur.




Sayfa 107
1.ETKİNLİK
a) Mensur şiirin kaynağıyla ilgili bilgileri arkadaşlarınıza sununuz. Aşağıdaki noktalı yere uygun kelimeyi yazınız
b) Mensur şiirin kaynağı FRANSIZ edebiyatıdır.



2.ETKİNLİK
a. Okuduğunuz mensur şiirleri aşağıdaki tabloda istenenler doğrultusunda inceleyiniz. Tespitlerinizi ilgili satırlara yazınız.
Çiçekler Gibi
Mazi
Tema
Ay ışığının verdiği huzur
Geçmişe özlem
Birim
Satır ve paragraf
(düz yazı)
Satır ve paragraf
(düz yazı)
Ses özellikleri
Kelimelerle ahenk sağlanmış, düz yazı olmasına rağmen cümle sonundaki yüklemlerde benzerlikleri var
Kelimelerle ahenk sağlanmış, düz yazı olmasına rağmen cümle sonundaki yüklemlerde benzerlikleri var
Söyleyiş
Şiirsel bir üslup
Şiirsel bir üslup
İmgeler
Denizin nefes alması, uykulu bir ses­sizlik, titrek karanlık, ışıktan örtü, yalnız dalgalar, sarı bir tebessüm, bezgin bir ağırbaşlılık...
Hayallerin kanat açması, fikrin (düşünce­nin) tat alması, kalpte gülüşler uyanması
Dil ve anlatım özellikleri
Süslü ve sanatlı bir dil
Süslü ve sanatlı bir dil


b. Metinlerdeki duyguları iyimser, karamsar oluşları yönünden değerlendiriniz.
Mehtap şiirinde ay ışığının şairde uyandırdığı duygular aktarılmış. Mazi şiirinde ise geçmişe duyulan özlem dile getirilmiştir. Mehtap şiirinde daha karamsar bir hava sezilmektedir.




3.ETKİNLİK:
Seçtiğiniz şiir ile “Mâzi” ve “Mehtap” adlı metinleri ses, söyleyiş, tema bakımından karşılaştırınız. Benzerlik ve farklılıkları defterinize yazınız.
“Mehtap” adlı metinle ilgili aşağıdaki soruları cevaplayınız ve etkinlikleri yapınız.


1. Mehmet Rauf, Umûr Yeri’ndeki kırmızı ışıkları neye benzetiyor? Şiirde geçen benzetmeleri bu­lunuz ve defterinize yazınız.
Mehmet Rauf, Umûr Yeri’ndeki kırmızı ışıkları suskun birer rica bakışına benzetiyor.
Parıltılar, sabah nuruna, mehtap haleye, deniz civaya benzetiliyor.



2. Metinde karanlık ve sessizlik kelimeleri niçin sıkça tekrarlanmıştır?
Şairin sanat anlayışı ve iç dünyasıyla ilgili kelimelerdir. Servet-i Fünun sanatçıları yalnızlığı seven, toplumdan kopuk yaşayan insanlardır.


3. Mehmet Rauf, önce etrafı aydınlatan ışık dolu mehtaplar isterken neden daha sonra bundan vazgeçip saf karanlık istiyor?
Şair önce mehtabı istiyor ancak ağzı sıkı mehtap kendisine dokunduğu, daha büyük yalnızlıkları akla getirdiği için saf karanlıklara sığınmak, her şeyi silmek, unutmak istiyor.


4. Mehmet Rauf’un ölmüş ümitleri neler olabilir?
Hayattan, insanlardan beklentileridir.

5. Metinle ilgili duygu ve düşüncelerinizi kısa bir paragraf hâlinde defterinize yazınız.




4.ETKİNLİK:
a. Mehmet Rauf’la ilgili sunumunuzu gerçekleştiriniz.
b. Sunumdaki bilgilerden ve metinden yararlanarak sanatçının fikrî ve edebî yönü hakkındaki çıkarımlarınızı söyleyiniz.


c. Mehmet Rauf’un fikrî ve edebî yönünü de dikkate alarak eserle şair arasındaki iliş­kiyi ifade ediniz.
“Mazi” metniyle ilgili aşağıdaki soruları cevaplayınız ve etkinlikleri yapınız.


a) Halit Ziya, maziyi neye benzetiyor? Niçin?
Maziyi gökyüzüne benzetiyor. Sevinçlere, gülüşlere sahne olan, ruhu okşayan bir gökyüzü olarak görüyor maziyi.


b) “Kalbim, kaderin darbelerine hedef oldukça o güzel gökyüzünün bulutları arasında ışık saçan hatıralarla teselli bulur; hislerim o mutluluğun sonsuzluğunda açar, huzur bulur. ” cümlesinde yer alan imgeleri açıklayınız.
Kaderin darbeleri
Işık saçan hatıralar
Mutluluğun sonsuzluğu
Kalbin, kaderin darbelerine hedef olması
Hislerin mutluluğun sonsuzluğunda açması vb. imgeler var.


c) “Şafağa benzeyen gülüşler” tamlamasındaki imgeyi açıklayınız.
Bu imgede gülüşlerin şafağa benzemesi ifadesiyle gülüşlerin aydınlık vermesi mecazi olarak da insan huzur ve mutluluk vermesi gibi duygu ve sezinlemeler akla getiriyor. Alışılmamış bir bağdaştırma örneğidir. Sanatçının hayal ve zeka gücünün eseridir.


d) “Sevinç, gülüş, gökyüzü, şafak, teselli, mutluluk” kelimelerinin mazi ile ilişkisini tespit ediniz.
Bu sözcükler, geçmişte yaşananlarla ilgili çeşitli duyguları yansıtmaktadır. Mutlu anları gülüş, sevinç; geçmişin geride kaldığını, uzaklığını gökyüzü; geçmişten elde kalanları da teselli kelimesi ifade etmektedir.



e) Yazarın maziye verdiği önemi metinden örneklerle açıklayınız.
Yazar maziyi bir sığınak olarak görmektedir.  Maziye sığınınca mutlu ve huzurlu olmaktadır.


f) Maziye sımsıkı bağlı bir insanın içinde bulunduğu ruh hâli nasıldır? Açıklayınız.
Maziye sımsıkı bağlı olan insanlar, bulundukları ortamda mutlu olamayan, günün koşullarını fark edemeyen, her şeyden kaçarak geçmişe, hatıralara sığınmak, mazinin mutlu anlarıyla teselli bulmak isterler. (Sizler de kendi düşüncelerinizi ekleyebilirsiniz.)



g) Metinle ilgili duygu ve düşüncelerinizi kısa bir paragraf hâlinde defterinize yazınız.
Metin, geçmişe duyulan özlemi dile getirmektedir. Bu temayı ifade eden bir paragraf yazabilirsiniz.



5.ETKİNLİK
a. Türk edebiyatında “mensur şiir” ismini ilk kez kullanan Halit Ziya ile ilgili sunumunu­zu gerçekleştiriniz.
b. Sunumdaki bilgilerden ve metinden yararlanarak sanatçının fikrî, edebî yönü hakkındaki çıkarımlarınızı söyleyiniz.
c. Halit Ziya’nın fikrî ve edebî yönünü de dikkate alarak eserle şair arasındaki ilişkiyi ifade ediniz.




YORUMLAMA-GÜNCELLEME
1. İnsanlar niçin geçmişlerine sığınır? Çevrenizde geçmişiyle avunan kişiler var mıdır? Bu tip in­sanların davranışlarının altında yatan sebep ne olabilir?
İçinde bulundukları ortamdan memnun olmayan, sıkıntı çeken, yalnız insanlar daha çok geçmişin güzel günlerine özlem duyarlar. O günleri düşünerek mutlu olmaya çalışırlar. Bu bir çeşit kaçıştır. Zorluklardan, sıkıntılardan kaçıp geçmişe sığınma düşüncesi.




6.ETKİNLİK
“Geçmişe sahip çıkarak anı yaşamak, geleceğin güzellikler getireceğine inanmak” ifa­desini açıklayan veya örnekleyen kısa bir yazı yazınız ve metinde anlattıklarınızı arkadaş­larınıza sununuz.
2. Mensur şiir ile şiir arasındaki farklılıkları belirleyiniz.(ayrıntılı tablo aşağıda)
Mensur şiir düz yazı halindedir. Şiirin, dize, beyit, dörtlük gibi birimleri vardır. Şiirde ölçü, uyak, redif gibi unsurlar mensur şiirde yoktur.



3. Mensur şiir ile mensur eser arasındaki farklılıkları belirleyiniz.
Mensur şiir, söyleyiş özelliği ve okuyuş biçim bakımından düz yazıya daha yakındır. Duyguların coşkulu bir şekilde, kelimelerin ahengine, ses uyumuna dikkat edilerek yazılması, edebi sanatlara, imgelere (hayali unsurlara) yer verilmesi bakımlarında düz yazıdan farklıdır.
4. İncelediğiniz metinlerden hareketle mensur şiirin oluşmasına imkân sağlayan zihniyeti belir­leyiniz.
Fransız edebiyatından yapılan çeviriler, Servet-i Fünun’un “sanat için sanat” anlayışında olması, Divan edebiyatındaki süslü nesir geleneği mensur şiirin edebiyatımıza girmesinde etkili olmuştur.
"Mensur Şiir" Nedir? Mensur Şiirin Özellikleri (aşağıda ayrıntılı verildi)




DEĞERLENDİRME
1. Mensur şiirin şiire, düz yazıya benzeyen yönleri nelerdir?
 mensur şiir-şiir karşılaştırması 
BENZERLİKLERİ
Ses, söyleyiş ve tema bakımından benzerlik vardır.
Farklılıkları:

Mensur şiirde ölçü,kafiye, dize yoktur.Şiirde kendine has bir dil vardır.İmge çağrışım,Sanat hayal ve müzikalite şiirde daha yoğundur.
Mensur şiir düz yazı yapısına sahiptir.
Mensur şiirde ölçü, kafiye,redif gibi sınırlayıcı ögeler yoktur.
Mensur şiirde sanatçı duygularını daha kolay ve rahat ifade edebilir.

MENSUR ŞİİR ÖRNEĞİ:
Erenlerin Bağından (Mensur Şiir Örneği)

Yıllar yârlardan, yârlar yıllardan vefasız. Kara baht bir kasırga gibi. Bu ne baş döndürücü iş? Geceler günleri, günler geceleri kovalıyor; cefalar cefaları kolluyor. Saçlarımızda aklar akları, alnımızda çizgiler çizgileri doğuruyor. Kadere boyun eğmek güç, isyan tehlikeli, felek hiç acımayacak mı? Heyhat, aziz dost, onu döndüren kara bahtın kasırgası...

"Bahçeler bozuldu, yuvalar dağıldı, yollar silindi, cihan viran oldu." Yaşlı gönül şimdi böyle diyor; her şeyi kendine eş görüyor. Bu da yanlış duygulardan biri... Cihan ne vakit bayındır idi? Bahçelerde ne vakit güller açtı? Ne vakit yuvalarda bülbüller öttü? Yollardan ne vakit yârlar geldi? Umduk, bekledik, düşündük. Hangi şey umduğumuza uygun düştü? Gördüğümüz düşündüğümüze benzedi mi? Gelenler beklediğimize değdi mi? O mutlu ve yüce saat hangi saatti ki, içinde iken "Geçme! Dur!" diye haykırdık? Hiçbiri, aziz dost, hiçbiri! Belki hepsini geçsin gitsin diye bekliyorduk; çünkü onlar birbirin¬den çirkin, birbirinden yararsız saatlerdi. Kimi bir damla gözyaşıyla, kimi tek bir "Eyvah!" ile kimi bir esnemeyle, kimi yalnız susmayla dolup gitti. Onlar birer birer yeniden gelsin ister misin? Hayır, hayır, hayır; değil mi?

Şimdi kalbimiz boş, başımız doludur. Ağzımızda zehir, gözlerimizde ateş var; tatsız bir içki sersemliği içindeyiz. Ve artık yolun ortasını geçtik ve saçlarımızda aklar akları ve alnımızda çizgiler çizgileri do¬ğuruyor. Ve ellerimiz, dizlerimiz titriyor ve önümüzdeki ufuklardan yok olma havası esiyor. Söyle, gençliğini ne yaptın? Söyle, gençliğimi ne yaptım?

Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU

 EK TABLO:
şiir
Mensur şiir
Düz yazı
§  Dize, beyit, bend gibi nazım birimlerinden oluşur.
§  Ölçü, kafiye, redif gibi sınırlayıcı ögeler kullanılır.
§  Farklı nazım biçimleri kullanılır.
§  T emel birimi cümledir
§  Ölçü, kafiye, redif gibi sınırlayıcı ögeler kullanılmaz.
§  Sanatçının duygularını daha rahat ifade ettiği düzyazı yapısı kullanılır.
§  Mensur şiirin düzyazıdan farkı ise iç ahenge ve şiirselliğe sahip olmasıdır.Mensur şiir ses, tema ve söyleyiş bakımından şiire benzer ve şairane bir söyleyişe sahiptir.
§  Temel birimi cümledir
§  Ölçü, kafiye, redif gibi sınırlayıcı ögeler kullanılmaz.
§  Sanatçının duygularını daha rahat ifade ettiği düzyazı yapısı kullanılır.
§  Düz yazıda şairane bir söyleyiş yoktur ve düşünce esas alınır.



2. Aşağıdaki cümlelerin başına yargı doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
(Y ) Mensur şiir terimi edebiyatımızda ilk kez Servet-i Fünûn Dönemi sanatçısı Mehmet Rauf tarafından kullanılmıştır. (Doğrusu : İlk kez Halit Ziya tarafından kullanılmıştır.)
(Y ) Mensur şiir, İngiliz edebiyatından alınmış bir türdür.
(Y ) Mensur şiirlerde imge ve söz sanatları gibi şiirsel öğelere yer verilmez.
(Y ) Mensur şiirlerde de tıpkı şiirde olduğu gibi vezinli ve kafiyeli söyleyiş önemlidir.




3. Aşağıdaki cümlelerde bulunan noktalı yerlere doğru sözcükleri yazınız.
Mensur şiir, duygu ve hayal dünyamızı etkileyebilecek bir konuyu kısa ve çarpıcı bir şekilde, şiirin cümle yapısını, ahengini koruyarak şairane bir eda ile ölçü ve kafiyeye bağlı kalmadan anlatan edebî türdür.




4. Aşağıdaki kavramlardan birbirleriyle ilişkili olanları eşleştiriniz.





5. Aşağıdakilerden hangisinde Halit Ziya Uşaklıgil ile ilgili verilen bilgi yanlıştır?
a. Servet-i Fünûn nesrinin önde gelen ismi olduğu
b. “Sanat için sanat” anlayışı ile eserler verdiği
c. Sanatlı, süslü, ağır bir dil kullandığı
d. Eserlerinde toplumsal konuları ve halktan insanları anlattığı
e. Modern nesrin babası sayıldığı
Cevap: D




6. Aşağıdakilerden hangisi Servet-i Fünûncuların şiir özelliklerinden biri değildir?
a) Kafiyede şekilden çok, ses benzerliğine önem verme
b) Konu birliğine, bütün güzelliğine önem verme
c) Nazmı nesre yaklaştırma
d) Konuyla vezin arasında ahenk ilgisi arama
e) Herkesin anlayabileceği bir dil kullanma
(ÖYS-1992)
Cevap: E




1. Divan edebiyatı ile Servet-i Fünûn edebiyatının ortak bir özelliğini belirten yargı aşağıdakilerden hangisidir?
a. Dil, yabancı sözcükler ve yabancı dil kurallarıyla yüklüdür.
b. Arap ve Fars edebiyatlarından alınan kaside, kıta, mesnevi gibi nazım biçimleri kullanılmıştır.
c. Konu ile ölçü arasında bir uyum olmasına özen gösterilmiştir.
d. Uyağın göz için değil, kulak için olduğu görüşü egemendir.
e. Beyit başlı başına bir bütün sayılmış ve düşünceleri anlatan cümleler bir beyit içinde ta­mamlanmıştır.
(ÖYS-1994)
Cevap: A



2. Aşağıdakilerden hangisi Servet-i Fünûn dönemi sanatçılarının ortak yönlerini belirleyen özellik­lerden biri değildir?
a) Dilde “halka doğru” ilkesini benimseme
b) Batı sanat akımlarının etkisinde kala
c) Eski sözcüklerle, yeni kavram ve imgeler oluşturma
d) “Sanat için sanat” görüşüne bağlanma
e) Kafiyenin kulak için olduğunu benimseme
(ÖSYS-1977)
Cevap: A

 




SAYFA 111
A)ANLATMAYA BAĞLI EDEBİ METİNLER
 
a. Hikâye

Hazırlık
1. Etkinlik :
Sosyal olaylar, edebî eserlere yansıtılmalı mıdır? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize yazınız.
Sosyal olaylar edebi eserlere yansıtılmalıdır. Çünkü edebi eserler yazıldıkları dönemin sosyal ve siyasi özelliklerini yansıtan önemli kaynaklardır. Bir eserde bireysel konular işlense bile edebi eser, dönemini yansıtmalı, döneminden kopuk olmamalı.



1. Yeni bir kültürle tanışmak bireylerin davranışlarını nasıl etkiler? Anlatınız.
Yeni bir kültürle tanışmak bireyin davranışını etkileyecektir. Bu olumlu ya da olumsuz yönde olabilir. Bireyin kendi kültürünü özümseme derecesiyle bağlantılıdır. Tanzimat’tan sonra Batı kültürüyle tanışan toplumumuzda kişilerin davranışları, bakış açıları farklılık göstermiştir.



2. “Yerinde ve zamanında davranmak” sözünden ne anlıyorsunuz? Açıklayınız.
Davranışlar ve konuşmalar, yerinde ve zamanında olmalı. Yersiz bir davranış ya da konuşma, insanı zor durumda bırakabilir.




SAYFA 114
1. Okuduğunuz hikâyenin olay örgüsünü şemayla gösteriniz. Hikâyedeki kişilerin olay örgüsün­deki rollerini şemada uygun yere yazarak açıklayınız. Daha sonra kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerini belirtiniz.
“Görücü” hikâyesinin olay örgüsü ve kişilerin olay örgüsündeki etkileri:
·                     Henüz on dört yaşında olan Seniha'ya ilk görü­cülerin gelmesi, Seniha’nın utangaçlığı
·                     Seniha’nın görücüler hakkındaki düşünceleri, evlilik ve eş konusundaki hayalleri
·                     Annesinin görücülere olumsuz yanıt vermesi
·                     Seniha yirmi yaşında ve evlilik umutları ile ev­lenmeden yaşlanma korkusu iç içe. Fakat annesi kimseyi beğenmiyor.
·                     Seniha yirmi altı yaşındadır. Artık içindeki emelleri kitaplarla, romanlarla bastırmaya çalışıyor. Ev­lenme umudu iyice azalmış. Artık karamsarlık ve içten içe büyüyen bir hayal kırıklığı var.



3. Seniha, ilk görücüler geldiğinde 14, hikâyenin sonunda ise 26 yaşındadır. Bu zaman diliminde Seniha’nın evlenme ve mutlu bir hayat sürme hayali iyice azalmıştır.



2. Hikâyedeki kişileri ve onların özelliklerini belirtiniz. Bu kişilerin benzerlerinin yakın çevrenizde olup olmadığını söyleyiniz.
SenihaUtangaç, çekingen bir kız. Hayattan kendisi için beklentileri var. Hayalinde yakışıklı ve soylu bir koca, mutlu bir evlilik var.
Seniha’nın annesiKızını çok seven, koruyan, gözün­den bile sakınan bir kadın. Bu koruyucu tavrı yüzünden, farkında olmadan kızının evde kalmasına neden olmuş­tur. Günümüzde bu tür anneleri sıkça görmekteyiz.
GörücülerKızın kusurlu bir yönü var mı diye dikkatle bakan, bakışlarıyla rahatsız eden ve genellikle orta yaş üzerindeki kadınlar. Seniha’nın duygu ve düşüncelerini en çok etkileyen kişilerdir.
BabaBaba o dönemin sosyal özelliğine bağlı olarak görücü konusunda pek devreye girmez. Görücüler kızı beğenirlerse baba da erkek tarafını ve damat adayını sorup soruşturacak ve kararını verecektir. Bu kurallar günümüzde de birçok ailede uygulanmaktadır.




ETKİNLİK 2
Olayların geçtiği yeri anlatan sözcük veya sözcük gruplarını bulunuz. Bunlardan ha­reketle mekânın gerçeklik duygusu uyandıran bir yer olup olmadığını ve işlevini tartışınız. Ulaştığınız sonuçları tahtaya sıralayınız.
Olaylar Seniha’nın evinde geçmektedir. Seniha’nın kendine ait odası vardır. Eser­de dış ortamdan söz edilmemiş. Bu dönemdeki hikâye ve romanlarda mekân olarak genellikle ev, konak gibi kapalı ortamlar yer almıştır.



3. Seniha, görücülerin karşısına çıkıp sandalyeye oturduğu ilk gün kaç yaşındaydı, hikâyenin so­nunda bu olayın üzerinden ne kadar zaman geçmişti? Bu zaman diliminin olayların akışında nasıl bir rol üstlendiğini açıklayınız.
Seniha, ilk görücüler geldiğinde 14, hikâyenin sonunda ise 26 yaşındadır. Bu zaman diliminde Seniha’nın evlenme ve mutlu bir hayat sürme hayali iyice azalmıştır.



4. Metindeki zaman ile yazarın yaşadığı dönem arasında nasıl bir ilişki vardır? Metinden örnekler­le açıklayınız.
Yazar, döneminin özelliklerini bu hikayede yansıtmıştır. 19. Yüzyıl Osmanlı toplumunda kadının fazla söz hakkının olmadığını bu hikayede görüyoruz.


5. Olay örgüsü, zaman, kişiler ve mekân arasında nasıl bir ilişki olduğunu birkaç cümleyle aşağıya yazınız.
Metnin olay örgüsü aradan zaman geçse de tekrar eden görücü merasimidir. Görücüler değişir, Seniha değişmez, annesi değişmez; mekan yine aynı mekandır. Değişen Seniha’nın duygu ve düşünceleridir, hayata bakışıdır.  Her yıl Seniha’nın umutları biraz daha azalır, hayal kırıklıkları artar. Buna sebep olan da annesidir.



SAYFA 115
6. a. Seniha’nın çocukluk hayallerini süsleyen ve yaşamak istediği duygu nedir? Bu duyguyu yaşa­yacağı sırada onu olumsuz etkileyeceğini düşündüğü duygular nelerdir? Seniha’nın bu duygulara kapılma­sının nedenlerini belirtiniz. Buradan hareketle hikâyedeki çatışma ve karşılaşmanın nedenlerini tartışınız.
Seniha, ilk zamanlar evlilik konusunda istekli ve heyecanlı iken görücü kadınların ezici ve küçümseyici bakışları onun bu heyecanını azaltmıştır. Annesinin kızını vermemek için direnmesi de Seniha’yı olumsuz etkilemiştir.  Eserde hayal-gerçek çatışması vardır.
b. Hikâyenin temasını söyleyiniz.
Tema: kararsızlık, titizlik


7. Seniha’nın yaşadığı duygular, düşüncelerindeki çatışmalar tüm insanların yaşadığı duygular mıdır? Bu duygu ve düşüncelerin hikâyede nasıl somut hâle getirildiğini açıklayınız.
Seniha’nın yaşadığı duyguları evlilik çağına gelmiş birçok kız yaşamaktadır.


8. Hikâyede yaşanılan tüm olayları ayrıntılarıyla ve sırasıyla veren, Seniha’nın on iki yıl boyunca yaşadığı tüm duyguları, düşünceleri, hayalleri aktaran, diğer kişileri de gözlemleyen, mekânı anlatan kim olabilir? Sizce bu anlatıcı, olayları hangi bakış açısıyla (nesnel, öznel) anlatıyor? Düşüncelerinizi söyleyiniz.
Anlatıcı yazarın kendisidir.
İlahi bakış açısıyla anlatılmıştır.


9. “O, bu görücüleri ince kumral bıyıklı, mavi gözlü nazik bir beyin müjdecileri gibi telakki ederek bir iki senedir o münevver rüyaları içinde ne kadar sevinmişti. ”
.. Seniha bu küllerle dertleşiyor gibi şiddetli bir dalgınlıkla gözlerini gittikçe kararan kö­mürlere dikerek saatlerce öyle kalır; sonra gecelerin bu ilerlemiş saatlerinde nagihani çıtırtı ile kendine geldiği vakit, çoktan soğumuş odasının vahşi havası içinde soğuk bir mezar yalnızlığı -ilelebet uzayıp gitmek tehdidini gösteren bir yalnızlık- onu türetirdi. Seniha, ihtidaları bu yal­nızlığı hiç aklına getirmezdi... ”
Yukarıdaki paragraflar, anlatım biçimlerinden hangilerine örnek olarak gösterilebilir? Bu anlatım biçimlerine hikâyeden ikişer örnek de siz bulunuz. Anlatıcının anlatımdaki tavrını, verilen paragraflardan yola çıkarak belirleyiniz.
Paragraflarda Seniha’nın iç dünyası, psikolojisi anlatılmış, betimleme yapılmıştır. Buna karakter portesi de denir. Anlatıcı, hikaye kahramanının iç dünyalarını tüm yönleri ile bilmektedir.


3.Etkinlik
I. cümle: "... Seniha, validesinin çehresinde manidar bir tebessüm-i memnuniyet görünce artık tereddüt etmedi... ”
II. cümle: "... Şimdi ağır ağır içilen kahvelerin her yudumunda işitilen şapırtı, kendisine bir şamar gibi azab-engiz geliyordu... ”
Yukarıdaki anlatımları kendi cümlelerinizle yeniden yazınız.
I.             cümle :
II.            cümle :


a.                  Yazarın cümleleriyle sizin cümlelerinizi anlatımın yalınlığı veya sanatlı oluşu açısından karşılaştırınız. Sonucu kısaca ifade ediniz.
Yazarın cümleleri bizim cümlelerimizden daha sanatlıdır. Dili de daha ağırdır.

b.                  Yazarın, kişilerin ruh hâllerini tasvir ve tahlil ederken kullandığı kelimelerin, anlatıma neler kazandırdığını açıklayınız.
Yazar, kişilerin ruh hallerini betimlerken sanatlı bir söyleyişe yönelmiş. Yazarın, tasvirlerinin başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Halit Ziya tarzı bir anlatım görülüyor.


10. Kitabınızda okuduğunuz “Görücü” adlı hikâye ve bu eserin yazıldığı Servet-i Fünûn Edebiyatı Dönemiyle ilgili edindiğiniz bilgilerden yararlanarak metin ve yazıldığı dönem arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
Metin, yazıldığı dönemin dil, anlatım ve zihniyet özelliklerini yansıtıyor. Kadınların evlilik konu­sundaki durumları, kızların küçük yaşta evlen­mesi, evlenilecek erkekte soyluluk ve zenginlik aranması o dönemin sosyal özelliklerinden bazıları­dır.
Hüseyin Cahit Yalçın, Servet-i Fünûn topluluğunun ve kendisinin sanat anlayışını
“Servet-i Fünûn Edebiyatı umuma, avâma mahsus değildir. ” ve “Bütün gün ‘Sanat sanat içindir. ’ diye bağırırdık.  cümlesiyle belirtmiştir.


a. Hüseyin Cahit Yalçın ile ilgili yukarıdaki açıklamadan, yazar hakkında edindiğiniz bil­gi birikiminden ve okuduğunuz “Görücü” öyküsünden hareket ederek yazarın fikrî ve edebî yönü hakkındaki düşüncelerinizi aşağıya sıralayınız.


b.  Eserin, yazıldığı dönemin topumsal anlayışını nasıl yansıttığını açıklayınız.
Görücü usulü evliliğin olduğunu, evlilikte bütün söz hakkının anne babada olduğu, kızların küçük yaşta evlendirildiği…


1.  “Her yazar, çağının tanığıdır. Yaşadığı çağın havasını solur.” yargılarından faydalanarak okudu­ğunuz hikâye ile Hüseyin Cahit arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
Yazar, “Görücü” adlı eserin kahramanı “Seniha”dan hareketle kızların görücü usulü evlilik karşısında çaresizliğini dile getirmek istemiştir.

 



SAYFA 117 
1. “Görücü” ve “Yeğenim” adlı iki hikâyeden hareketle Servet-i Fünûn Dönemi hikâyelerinin oluşmasını sağlayan zihniyet hakkında bilgi veriniz.
Birincide hayal-gerçek çatışması, insanın hayal ve gerçek arasında kaldığı çıkmazlar; ikincide kuşaklar arasındaki davranış ve anlayış çatışmaları ortaya konmuştur.


 2. “Yeğenim” adlı hikâyenin olay örgüsünü şema çizerek gösteriniz.
Hikâyenin olay örgüsü:
Yazarın yeğeninin tahsilini Paris’te tamamlayıp dönmesi
Yeğenin yaptığı masraflar karşılığında hiçbir işte başarılı olamaması
Alafranga zevkleri ve modayı ev içinde herkese benimsetmeye çalışarak evin düzenini alt üst et­mesi
Zonguldak’ta maden mühendisliğine gönderil­mesi, beş yıl sonra döndüğünde eski halinden eser kalmaması


3. Öyküdeki kişilerin özelliklerini belirterek olay örgüsündeki rollerini ve birbirleriyle olan bağlantı­larını açıklayınız.
Amca (anlatıcı): Oldukça zengin bir amca, doğruyu, yanlışı bilen biri.
Yeğen: Avrupa’da eğitim görmüş Batı hayranı, tembel ve züppe bir genç. Eğlenceye de çok düşkün. Yaptığı işlerde abartılı ve başarısız.
Hacı Bacı, Kâhya Kadın, Nâil Molla: Konakta yaşayan yardımcılar. Saygı ve sadakat duygusuyla Yeğen’nin aşırılıklarına alet olmaya razı olmuşlardır.
Ahçı İbiş: Gördüğü yanlışlıklara, Yeğen'in şımarık ve küstah tavırlarına isyan etmiştir.


4. Olayların geçtiği yeri belirten sözcükleri bularak yer isimlerinin sizde gerçeklik duygusu uyan­dırıp uyandırmadığını tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize sıralayınız. Mekânın olay örgüsündeki işlevini belirtiniz.
Olaylar konağın içinde geçer. Alt kat, üst kat mutfak, oda gibi mekân adları var.


5. Hikâyede anlatılan olayların başlangıcı ile bitişi arasındaki zaman dilimini belirten cümleleri bularak zamanın olay örgüsündeki işlevini açıklayınız.
Yazar, yeğeninin Paris’ten dönüşünden başlattığı hikâyeyi geçmişe doğru, beş yıl öncesine kadar sürdürür. Anlatılan olay ortalama beş yıllık bir zaman dilimini kapsar. Zaman unsuru yeğen için kötü bir başlangıç fakat gitgide olgunlaştıran bir süreç ola­rak işlenmiştir.



6. Paris’te tahsilini yapıp gelen gencin Batılı tarzda yaşamı taklit edişini, davranışlarını metnin yazıldı­ğı Servet-i Fünûn Dönemindeki yaşama biçimiyle karşılaştırınız. Sonucu birkaç cümleyle aşağıya yazınız.
Servetifünun döneminde Batı taklitçiliği ve alafran­galık düşkünlüğü aileleri olumsuz etkilemiştir. Gençlerde yaygınlaşan Batı tarzı yaşama isteği eski kuşağın temsilcileri olan anne ve babalar tarafından uygun görülmemektedir.


7. Olay örgüsü ile kişiler, zaman ve mekân arasında nasıl bir ilişki olduğunu açıklayınız.
Zamanın ve mekanın insan üzerindeki etkileri görülür. Paris’ten gelen yeğenin kimseyi dinlemeyip toplumun değerlerini görmezden gelerek kafasının estiği gibi hareket etmesi
Amcanın, yeğenini Zonguldak’a göndermesi sonucu yeğenin zor koşullar altında çalıştıkça aklının başına gelmesi


8. Eğitimini Paris’te yapan gencin; hangi davranışları ve düşünceleri amcasının şaşırmasına, tepki göstermesine neden olmuştur? Buradaki çatışma ve karşılaşmanın nedenlerini tartışınız. Ulaştığınız sonucu belirtiniz.
Yeğenin yüzüne krem sürmesi, bıyıklarını kalıpta tutması, ev içinde uygunsuz davranması, hizmet­çiler ve yardımcılarla kankan oynaması, amcasının şaşırmasına ve tepki göstermesine neden olmuştur. Çünkü amcası Osmanlı kültürüyle yetişmiştir. Amcası ile yeğen arasında kültür çatışması yaşanmıştır.


9. Hikâyenin temasını söyleyiniz.
Batı’yı yanlış anlama sonucu gençlerin düştüğü trajikomik durumlar


10. Batılı yaşama özenme, hikâyede kimin, hangi davranışlarıyla somutlaştırılmıştır?
Yeğenin yüzüne krem sürmesi, bıyıklarını kalıpta tutması, ev içinde uygunsuz davranması, hizmet­çiler ve yardımcılarla kankan oynaması vb. Batılı yaşama özenmenin somut örnekleridir.


11. Okuduğunuz hikâyeyi anlatan kimdir? Bunu belirten cümleleri gösteriniz. Anlatıcı, olayları, kişi­leri anlatırken kendi düşünce ve gözlemlerini de aktarmış mıdır? Açıklayınız.
Yazar, hikayeyi kahramanlardan birine (yeğenin amcası) anlattırmaktadır. Anlatıcı yeğeini anlatırken kendi duygu ve düşüncelerini de katmıştır. Yeğenini ilginç ve komik biri olarak görüyor.



12. Yeğenini anlatan amca, onun yeni hâlini nasıl tasvir ediyor?
Amca, yeğeninin yeni halini şöyle açıklamaktadır:
“Bizim yeğen bizim yeğenlikten çıkmış da acebül acaib bir makine şekline girmiş ...”


13. “...Paris’te tahsilini bitirdi ne demektir, bilir misiniz? Beni yedi bitirdi demektir...” “Bizim yeğen, bizim yeğenlikten çıkmış da acebül acâib bir makine şekline girmiş... ” “Bu vakadan tam beş sene sonra, o şampanya gibi kabına sığmayan yeğenim,
Zonguldak’tan avdet ettiği zaman ayran gibi sakin ve rakid, apışmış kalmıştı... ”
Yukarıdaki cümlelerde ve metnin diğer tasvir, tahlil cümlelerinde anlatıcının takındığı tavrı belirleyiniz.
Anlatıcı, alaycı ve eleştirel bir tavır takınmıştır.

 


14. Okuduğunuz hikâyeden ve yazarla ilgili edindiğiniz bilgilerden yola çıkarak Ahmet Hikmet’in fikrî ve edebî yönü hakkındaki düşüncelerinizi sıralayınız.
-


15. Ahmet Hikmet’le ilgili edindiğiniz bilgilerden hareketle hikâye kahramanı “amca”nın yazarın ken­disi olup olamayacağını tartışınız. Ulaştığınız sonucu nedenleriyle birlikte söyleyiniz.
-



YORUMLAMA-GÜNCELLEME
-Türk hikâyeciliğinin Servet-i Fünûn’a kadarki gelişimi ile ilgili sunumunuzu arkadaşla­rınızla paylaşınız.
-Aşağıdaki şemayı inceleyiniz. Servet-i Fünûn Dönemine ait okuduğunuz hikâyelerin (Yeğenim, Görücü, Ferhunde Kalfa) hangi geleneğe bağlı olarak yazıldıklarını şemada uy­gun yere yazınız.

-Destan Masal Halk  hikâyesi Mesnevi Batı tarzı   hikâyeler  Servet-i Fünûn Dönemi hikâyelerinin ait oldukları geleneğin özelliklerini kısaca aşa­ğıya yazınız.
-“Maupassant ve Çehov” hikâye tarzıyla ilgili defterinize not ettiğiniz bilgileri arkadaşla­rınızla paylaşınız.


CEVAP için şu linkten sayfa 109'a bakınız --> http://www.blogkafem.net/2012/09/2012-2013-yl-11-snf-edebiyat-kitab.html
“Görücü” ve “Yeğenim” hikâyelerinde olay ağırlıklı bir anlatım mı, durum ağırlıklı bir anlatım mı vardır? Hikâyelerin hangi tarzda yazıldığını ilgili bölümü işaretleyerek belirtiniz. Daha sonra bu hikâye tarzlarının özelliklerini metinlerden hareketle söyleyiniz.


1.  Grup sözüleriniz aracılığıyla, incelediğiniz halk hikâyesi, masal ve “Küçük Şeyler”in yapı, tema, dil ve anlatım yönünden özelliklerini arkadaşlarınızla paylaşınız.



2.  “Görücü” ve “Yeğenim” adlı hikâyeleri, daha önce incelemesini yaptığınız masal, halk hikâyesi ve “Küçük Şeyler” adlı eserlerle “yapı, tema, dil ve anlatım” yönünden karşı­laştırınız. Benzer ve farklı yönlerini de tespit ederek aşağıya sıralayınız.


 


1.  Hikâyedeki amcanın bulduğu çözüm yerine siz nasıl bir yol önerirdiniz?


2. Bir işin başarıyla sonuçlanması için kararlılığın önemini açıklayan bir paragraf yazınız.


3. “Görücü” hikayesindeki Seniha’nın saf, tertemiz genç kızlık hayallerini ve hikâyenin sonunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yazar siz olsaydınız Seniha için nasıl bir son belirlerdiniz? Düşüncelerinizi belirtiniz.


4. Günümüzde görücü usulüyle evlenme, XIX. asırdaki gibi yaygın mıdır? Neden?


5. İncelediğiniz ve özetini çıkardığınız hikâyeden en çok hangisini, niçin beğendiğinizi söyleyiniz.



DEĞERLENDİRME
1. Aşağıdaki cümlelerin başına yargı doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
( Y ) Servet-i Fünûn hikâyelerinde mekân, masal ve destandaki gibi gerçeklik duygusu uyandır­maz.
( D  ) Servet-i Fünûn hikâyelerinde olay ağırlıklı anlatım esastır.
( D ) Servet-i Fünûn hikâyelerinde anlatıcı, her şeyi bilen insandır.



2. Aşağıdaki cümlelerde bulunan noktalı yerlere doğru sözcükleri yazınız.
Halk hikayesi, mesnevi,destan, masal Batı tarzı hikâyelerden önce anlatma esasına bağlı türlerdi.
Servet-i Fünûn hikayecileri anlatımda tasvire    ve  psikolojik tahlillere      önem
vermişlerdir.



3. Zaman, mekân yönünden Batılı tarzdaki hikâyelerle destan ve masalları karşılaştırınız. Ulaştı­ğınız sonuçları sıralayınız.
Destan ve masallarda mekan ve zaman genelde belirsizdir.Batı tarzda hikayelerde  gerçeklik duygusu uyandıran mekanlara ve belli bir zaman diliminde gelişen olaylara yer verilir.



4. Servet-i Fünûn hikâyeleri için aşağıda verilen yargılardan hangisiyanlıştır?
A. Olaylar, yaşanmış veya yaşanma ihtimali olanlar arasından seçilmiştir.
B. Kişiler, gerçek yaşamdan seçilmiş tiplerdir.
C. Hikâyelerde kullanılan dil, günlük konuşma dilidir.
D. “Sanat için sanat” anlayışıyla kaleme alınmışlardır.
E. Halit Ziya, Hüseyin Cahit ve Ahmet Hikmet, Servet-i Fünûn’un önemli hikâyecilerindendir.





Sayfa 120 ile Sayfa 127 Arası Cevaplar
3. Ünite : Servet-i Fünun Döneminde Roman
Servetifünun Edebiyatı - Roman
Hazırlık
Sayfa 120
1.   Daha önce öğrendiğiniz realizm akımının özelliklerini maddeler hâlinde tahtaya yazarak tekrar ediniz.

  Hayalle gerçek her zaman birbiriyle örtüşür mü? Neden?
Hayalle gerçek her zaman birbiriyle örtüşmez. Hayal ettiğimiz şeyler, gerçek hayatta gerçekleşmeyebilir.
3.   Kurduğunuz hayallerle gerçek yaşamınızdaki olayların çatıştığı durumlara örnekler veriniz. 
Sayfa 124
 

1.ETKİNLİK


 

Şemadan hareketle aşağıdaki soruları cevaplayınız.
b.   Ahmet Cemil’in hayalleri çevresinde gelişen bu olaylar; bir insanın hayatında ya­şayabileceği gerçekler midir? Belirtiniz. Romanın temasını ve temanın olay örgüsüyle olan bağlantısını açıklayınız.
Ahmet Cemil'in hayalleri çevresinde gelişen bu olaylar bir insanın yaşayabileceği, gerçeklikle ilgisi olan olaylardır. Romanın teması hayal kırıklığıdır. Ahmet Cemil’in hayalleri, iyi bir yazar olmak, Lamia’yla evlenmek ve kız kardeşinin mutlu bir evlilik yapmasını sağlamaktır. Ancak bu hayalleri gerçekleşmez. Kız- kardeşi ölür Lamia'yı kaybeder, eserini yakar. Bütün umutlarını tüketerek İstanbul'u terk eder.
c.   Olay örgüsünü gösteren şemadan da yararlanarak bu romanın tamamına hâkim olan, bütünlük sağlayan olayı ve bunun olay örgüsündeki yerini açıklayınız.
Sevdiği kız olan Lamia’nın başkasıyla evleneceğini öğrenmesi bütün olay örgüsüne hakim olan gelişmedir. Lamia’yı kaybetmesi onun bütün ümitlerini yıkmıştır. Onun için başka hiçbir şeyin önemi kalmamıştır.
 


ç. Romandaki kişileri ve bunların özelliklerini belirtiniz. Bu kişilerin olay örgüsündeki rollerini, birbirleriyle olan bağlantılarını açıklayınız.



AHMET CEMİL: Başarılı bir lise hayatı sürerken,son sınıfta babasını kaybeder ve hayat mücadelesine çok erken başlar.Amacı şiire başka bir yön vermek iken babasının ölümü her şeyi alt üst eder.Hayalleri olan bir gençtir.Babasının ardından kız kardeşi İkbal’in ölümü,son olarak da yakın dostu olan Hüseyin Nazmi’nin kız kardeşi Lamia’nın evlenmesiyle tüm hayalleri yıkılır.
HÜSEYİN NAZMİ: Ahmet Cemil’in en yakın dostudur. O da Ahmet Cemil gibi  şiire düşkündür.İkbal’in ağabeyidir.
İKBAL:Ahmet Cemil’in kız kardeşidir.Özellikle babasının ölümünden sonra annesine ve ağabeyine bağlılığı artmıştır.
LAMİA:Hüseyin Nazmi’nin kız kardeşidir.Güzel ve alımlı bir genç kızdır.Ahmet cemil’in kendisine olan aşkından habersizdir.
d.   Roman kahramanlarından hangileri tip, hangileri karakterdir? Niçin? Cevabınızı ve bunun sebebini aşağıdaki noktalı yerlere yazınız.
                Ahmet Cemil bir "tip"tir. Çünkü Servetifünun döne­mindeki sanatçıların özelliklerini barındırmaktadır. Anne, Hüseyin Nazmi ve Lamia birer karakterdir. Çünkü bireysel özellikleri dışında herhangi bir düşün­ceyi veya dönemi temsil etmezler.
Bilgi birikiminizden hareketle, metindeki kişilerle, metnin yazıldığı dönemde karşılaşmanın mümkün olup olmadığını tartışınız. Ulaştığınız sonucu kısaca yazınız.
O dönemde romandaki kişilerle karşılaşmak mümkündür. Roman, o dönem insanlarının ruhsal özelliklerini çok iyi yansıtmıştır.
1.   Servet-i Fünûn Dönemi hakkında edindiğiniz tarihî bilgiler ve o dönem sanatçılarının edebiyat anlayışlarından da yola çıkarak romandaki zamanla, metnin yazıldığı dönemin ilişkisini açıklayınız. Za­man, romanda nasıl bir işlevde kullanılmıştır?
Servetifünun dönemi eserlerinde sıkça görülen hayal kırıklığı, yalnızlık, anlaşılamama duygusu bu romanda da ele alınmıştır. Romanda karakterlerin iç dünyaları ayrıntılı biçimde tasvir edilmiştir. Bu du­rum da dönemin sanat anlayışı ile ilgilidir.
Romanda zaman unsuru, kişiler için olumsuz bir etkiye sahiptir. Zaman unsuruyla hayal-gerçek çatışması ortaya konmuştur. (Hayal kırıklığına uğramak, acı gerçekle karşı karşıya kalmak) Ahmet Cemil'in gazetecilik, yazar­lık ve Lamia ile evlenme umutları zamanla suya düşmüştür.



SAYFA 125
2.ETKİNLİK
Daha önce belirlediğiniz görev dağılımına uygun olarak destan, masal, mesnevi türlerine ait seçtiğiniz metni zaman, mekân ve dil anlatım özellikleri açısından inceleyiniz. Grup sözcüleriniz aracılığıyla grubunuzun üzerinde çalıştığı metinle ilgili tespitlerinizi sınıf arkadaşlarınızla paylaşı­nız. Bu türlerin zaman, mekân ve dil anlatım yönünden ortak özelliklerini defterinize yazınız.



3.ETKİNLİK
a.   Romanda okuduğunuz metinlerden, olayların geçtiği yerlerle ilgili sözcükleri tespit ediniz. Bu sözcüklerden hareketle mekânı belirleyiniz. Destan, masal, mesnevi türlerini ve okuduğunuz metni mekânın gerçeklikle ilgisi yönünden karşılaştırınız. Tespitlerinizi aşağıdaki tabloya yazınız.

Destan
Masal
Mesnevi
Roman
Mekân
Gerçeğe
yakın
yerler
Hayal
ürünü
yerler
Gerçeğe yakın veya ha­yal ürünü yerler
Gerçek
yerler
b.   Metindeki olaylar, kişi, zaman ve mekân arasındaki bağlantıyı açıklayınız.
Romanda mekanlar ile kişilerin ruh özellikleri arasında bağ kurulmuş. Mekanlar, kişilerin ruh özelliklerini yansıtacak şekilde betimlenmiş. Eserde zaman ve insan arasında da bağ vardır. Ahmet Cemil’in zamandan güzel şeyler beklemesi, hayalleri, fakat umduklarının gerçekleşmemesi gbi.
2.   Romanda Ahmet Cemil’in hülyalarını ve bunların sonuçları etrafında gelişen olayları okurken bütünlüğü bozan bir kopukluk oldu mu? Yazarın ayrıntılara girmesi, kişileri ayrıca özellikleriyle yansıtma­sı olayların akışını ve konunun bağlantısını bozuyor mu? Neden?
Yazarın ayrıntılara girmesi, çok uzun ruh tahlilleri yapması eserin akıcılığını olumsuz etkilemiştir.

3.   a. Kitabınızda okuduğunuz metnin temasını söyleyiniz. Bu metnin temasının, eser (Mai ve Si­yah)in temasıyla olan bağlantısını açıklayınız.
Kitaptaki metnin teması “hayal kırıklığı” Eserin teması da aynıdır.
c.           Metnin temasının, insana özgü gerçekliği nasıl yansıttığını belirtiniz.
İnsanın beklentileri bazen gerçekleşmeyebilir. Umutlar, hayaller insanlar için daima vardır. Bazen bunlar gerçekleşir bazen gerçekleşmez. Eserde “mai” sözcüğü “hayalleri, umutları”, “siyah” sözcüğü “kaybedişi, yıkılışı” temsil etmektedir.






4.   Metinde Ahmet Cemil’in ve diğer kahramanların bulundukları mekânların en ince detaylarını, Ahmet Cemil’in kafasından geçen düşünceleri aktaran bölümleri bulup inceleyiniz. Sizce metinde bu kadar geniş gözlem yapan ve bunları aktaran anlatıcı kim olabilir? Anlatıcının bakış açısını açıklayınız.
Metindeki uzun mekân tasvirlerini ve Ahmet Cemil'in aklından geçenleri ayrıntılı biçimde aktaran anlatıcı, yazarın kendisidir. Ahmet Cemil'le yazar Halit Ziya arasında duygu, düşünce ve edebiyat anlayışı bakımlarından benzerlikler vardır. Bu nedenle Ahmet Cemil'in aslında yazarın kendisi olduğunu söyleye­biliriz. Metinde her  ilahi (tanrısal) anlatıcının bakış açısı vardır.


a.    Daha önce realizm akımıyla ilgili edindiğiniz bilgileri hatırlayarak “Kırmızı ve Siyah”- tan alınan aşağıdaki bölümleri okuyunuz. Stendhal (Sitendal)’ın tabiat tasvirini ve kişilerin ruh tahlillerini yaparken nelere dikkat ettiğini açıklayınız.
Küçük Verrieres (Veryer) şehri Franche-Comte (Frans Komtj’un en güzel şehirle­rinden biri sayılabilir. Kırmızı kiremitli sivri damlı beyaz evleri, koca kestane kümele­rinin en hafif dönemeçlerini bile doldurduğu bir tepenin yamacına dizilir. Bir zaman­lar Ispanyollar tarafından yapılmış ama şimdi yıkıntı durumuna gelmiş surlarının yüz adım kadar aşağısında Doubs (Dobs) ırmağı akar.
Verrieres bir bakıma kuzeyden yüksek bir dağla çevrilmiştir, bu, Jura’nın kolla­rından biridir. Daha ilk ekim soğukları çıkar çıkmaz Verra’nın kat kat dorukları karla dolar. Dağdan kopup gelen bir dere, Doubs’a kavuşmadan önce Verrieres’ten geçer ve birçok kereste yapımevini işletir, bu pek kolay ve şehirliden daha çok köylü olan halkının büyük bir çoğunluğuna belli bir gelir sağlayan sanattır. Ama bu şehirciliği zenginleştiren bıçkılar değildir.
Yanakları al al olmuş ve gözleri yere eğilmişti. On sekiz on dokuz yaşlarında, görünüşte çelimsiz, biçimsiz ama güzel yüz çizgili, gaga burunlu bir delikanlıcıktı. Durgun anlarda, düşünce ve ateş saçan, o iri kara gözler, şu an, en korkunç kin alevi ile parlıyordu. Çok alttan çıkmış, koyu kumral saçlar, alnını basıklaştırıyor, ar­tık, kızgınlık anlarında bu saçlar ona, bir zalimlik duruşu veriyordu. İnsan yüzünün sayısız örnekleri arasında, böylesine göze batan bir özellikle ayrılmış olanı hiç görül­mez belki de. Fidan gibi güzel bir boy, kuvvetten çok çeviklik saçıyordu.
Realizm akımıyla ilgili bilgileri hatırlayalım.



REALİZM
*19.yy'ın ikinci yarısında Fransa'da romantizme tepki olarak doğmuştur.
*Konu gerçekten alınır. Olay ve kişiler yaşanan ve yaşayan kişilerin benzerleridir
*Kişilerin ruhi davranışlarını etkileyen onların kişiliklerini çizen çevre ve ortamın tanıtılmasına önem verilir.
*Betimlemeler yazarın gözüyle yapılmaz kahramanın gözüyle yapılır.
*His ve hayale kapılmadan toplum gerçeklerini olduğu gibi yansıtır.
*Sanat için sanat görüşünü savunurlar.
*Hikâye ve Romanda uygulanır.
*Temsilcileri: Gustave Flaubert, Stendhal, Honore de Balzac, Daniel Defoe, Charles Dickens, Hemingway, Turgenyev, Çehov, Gorki, Gogol, Tolstoy, Dostoyevski.
*Türk edebiyatında ise; Recaizade Mahmut Ekrem (roman ve öyküde), Samipaşazade Sezai, Mehmet Akif Ersoy, Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf, Ömer Seyfettin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, Reşat Nuri Güntekin, Halide Edip Adıvar.
b.    Okuduğunuz “Mai ve Siyah” romanı ile “Kırmızı ve Siyah” romanını tasvirlerin özel­likleri açısından karşılaştırınız. Karşılaştırma sonucundan yararlanarak aşağıdaki cümlede bulunan noktalı yere uygun sözcüğü yazınız.
“Mai ve Siyah” romanı, realizm akımının etkisinde yazılmıştır. 
 



5. Aşağıdaki şemada verilen türlerin ait oldukları edebî dönemleri inceleyerek “Mai ve Siyah” ro­manının hangi geleneğe bağlı olabileceğini açıklayınız.



 Bu roman Batı tarzı roman geleneğine bağlı olarak yazılmıştır.

Sayfa 126
6.   Servet-i Fünûn Döneminde yaşayan aydınları ve onların yaşam şekillerini, o dönem edebiyatçıla­rının eski-yeni tartışmalarını dikkate alarak romanla, yazıldığı dönemi karşılaştırınız. Sonuçları sıralayınız. Sonuçlardan hareketle “Mai ve Siyah” adlı romanın oluşumunu sağlayan zihniyeti belirtiniz.
Roman, Servet-i Fünun dönemindeki sanatçıların ruhsal özelliklerini, yaşam şekillerini yansıtmaktadır.  Özellikle romandaki eski edebiyat yanlılarının sert eleştirilerine maruz kalan Ahmet Cemil'in kendi eserini yakması ve ede­biyattan uzaklaşması bu durumu açıkça ortaya koymaktadır.
a.    “Mai ve Siyah” romanının edebiyat tarihimizdeki yeri hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.
Roman edebi bakımdan güçlü, teknik bakımdan başarılı bir eserdir. Romancılığımızın Batılı roman tekniğine en çok yaklaştığı ilk eser olarak görülmektedir. Roman kurgu yönünden de başarılıdır. Roman kahramanının yazarı yansıtması da edebiyatımızda ilk defa görülen bir özelliktir.
b.   “Mai ve Siyah” romanının temasını, romanın bir edebî eser olarak değerini tartışı­nız. Ulaştığınız sonuçları defterinize sıralayınız.
**Üstte a maddesinde açıklandı.
Kitabınızda Ahmet Cemil’in ders vermek için yola çıktığı akşamlarda tasvir edilen so­kağı, gittiği evi ve ruh hâlini anlatan bölümü tekrar okuyunuz.
Yazar, duygu ve düşüncelerini gizler. Gözleme dayalı ve nesnel bir anlatım vardır. Betimlemeler, roman kahramanlarının ruhsal ve çevresel özelliklerini ortaya koymak amacıyla yapılır.
Realist romanlarda gerçekçilik:
Realist romanlar dış dünyayı olduğu gibi yansıtan bir ayna gibidir. Mekanlar ve kişiler betimlenirken gerçeklikten uzaklaşılmaz.


7.   Daha önce örneklerini okuduğunuz destan, masal ve mesneviler; Tanzimat Döneminde yazıl­mış “İntibah” romanını “Mai ve Siyah” ile yapı açısından karşılaştırınız. Karşılaştırma sonucundan hare­ketle teknik olarak Servet-i Fünûn romanının nasıl bir yapıya ulaştığını açıklayınız. 

***İki roman da aşkın etkisi ile dile getirilmiştir.




MESNEVİ
İntibah
Mai ve Siyah
Destanlar manzum (şiir) eserlerdir.  Masallar düz yazı biçimindedir.. Ma­sallarda tekerleme denilen kalıplaşmış sözler vardır.
Şiir halinde uzun manzum hikayelerdir. Beyitler halinde yazılır.
Roman tekniği pek iyi değildir Gereksiz betimlemeler yapılmıştır. Olaylar arasında kopukluklar vardır.
Romanda mekân-insan ve zaman-insan uyumu çok iyi sağlanmıştır. Ro­man tekniği başarılıdır.





8.   Halit Ziya Uşaklıgil hakkında edindiğiniz bilgiler ve “Mai ve Siyah”tan yola çıkarak yazarın fikrî ve edebî yönü ile ilgili düşüncelerinizi aşağıya sıralayınız.


1. Türk edebiyatında Batılı anlamda ilk romanları yazan sanatçı olarak kabul edilir.


2. Servet-i Fünun döneminde roman ve hikâye türünün en önemli ismidir.


3. Eserlerinde realizm akımının etkisi görülür. En ünlü öykülerinden biri olan Kar Yağarken öyküsünde anlattığı 'realizm' bunun bir örneğidir.


4. Dili süslü, sanatlı ve ağırdır. Ancak yine de dili başarıyla kullanır. Alışılmıştan farklı bir cümle düzeni vardır. Romanlarında aydın kişileri anlatır. Romanları, cumhuriyet dönemimde sadeleştirilebilmiştir

5. "Mai ve Siyah" romanındaki Ahmet Cemil karakteri Servet-i Fünun sanatçısını temsil eder. Ruh tahlillerine önem verir. Kahramanları yaşadıkları çevreye uygun olarak anlatır. Romanlarında yalnız İstanbul'u anlatan sanatçı, hikâyelerinde Anadolu ve köy hayatına, kasabalardaki yaşayışa yer vererek İstanbul dışına çıkmıştır.

6. Uşak'ta bir okula ismi verilmiştir.

7. Atatürk'ün eşi Latife Uşşaki'nin amcasıdır.

8. Mezarı İstanbul Bakırköy'de bulunmaktadır.
Halit Ziya Uşaklıgil Eserleri


ROMAN:
Nemide (1889)
Bir Ölünün Defteri (1890)
Ferdi ve Şürekası (1894-1985)
Mai ve Siyah (1895-1988)
Aşk-ı Memnu (1925-1987)
Kırık Hayatlar(1924-1989)
Sefile (1886)
ÖYKÜ:
Bir İzdivacın Tarih-i Muâşakası (1889)
Bir Muhtıranın Son Yaprakları (1889)
Küçük Fıkralar (3 Cilt) (1896)
Bir Yazın Tarihi (1898-1988)
Solgun Demet (1901)
Sepette Bulunmuş (1920)
Bir Hikâye-i Sevda (1922-1987)
Hepsinden Acı (1934-1984)
Onu Beklerken (1935-1940)
Aşka Dair (1935-1986)
İhtiyar Dost (1939)
Kadın Pençesi (1039-1987)
İzmir Hikâyeleri (1950)
ANILAR:
Kırk Yıl (1936-1969)
Bir Acı Hikaye (1942)
Saray ve Ötesi (1942-1981)
DENEME:
Fransız Edebiyatının Numune ve Tarihi (1885)
Hikaye ve Temaşa (1889)
Yunan Edebiyatı (1912)
Latin Edebiyatı (1912)
Alman Tarihi Edebiyatı (1912)
Fransız Tarihi Edebiyatı (1912)
Sanata Dair (1938-1955)
OYUN:
Kabus (1959)





9.   Sizce “Mai ve Siyah”, Halit Ziya’nın hayatından, edebî yönünden, yaşadığı dönemden izler ta­şıyor mu? Bu açıdan yazar ve eser arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
Roman kahramanı Ahmet Cemil, yazarı yani Halit Ziya’yı temsil etmektedir. Bu roman Halit Ziya’nın gençliğinden ve yazarlık macerasından izler taşımaktadır.





YORUMLAMA-GÜNCELLEME
1.   Hayalleri uğruna çaba sarf eden azimli insanlar hakkındaki düşüncelerinizi belirtiniz.




2.   “Mai ve Siyah” romanıyla aynı dönemde yazılan “Eylül” romanında kişilerin eğitim seviyelerini, hayata bakış açılarını karşılaştırınız. “Her iki romanda da kahramanlar, romanların yazıldıkları dönemde karşılaşılan tiplerdir.” diyebilir miyiz? Neden?
Bu iki romanda yer alan kişiler İstanbul’un seçkin tabakasından olan aydın kişilerdir. Bu kişiler, Batı kültürünü benimsemiş, kendi kültürüyle Batı kültürü arasında çatışma yaşayan kişilerdir. Her iki romanda da kahramanlar, romanların yazıldıkları dönemde karşılaşılan tiplerdir diyebiliriz. Ahmet Cemil, Servet-i Fünun sanatçılarını, gazetecilerini temsil eder. Eylül’de Suat, Süreyya, Necip ise Batı kültürüyle yetişmiş, geçim sıkıntısı olmayan İstanbulluları temsil eder.





3.  Sizin de hayal kurduğunuz saatler oluyor mu? Bu hayallerinizden birkaçını sıralayınız. Hayalle­riniz gerçekleşmediği zamanlarda tepkiniz ne oluyor? “İnsan, hayal ettiği müddetçe yaşar.” sözü size ne anlatıyor? Açıklayınız. 

a.   Ahmet Cemil’in hayallerini, hayatındaki olumsuzlukları, bununla birlikte onun bez­ginliğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Romanın teması, insanların her dönem yaşayabileceği bir gerçeklik midir? Neden?
Ahmet Cemil’in hayalleri, umutları vardır. Ancak yaşananlar, olumsuzluklar onu hayallerinden uzaklaştırarak onun karamsar, bezgin, umutsuz bir insan olmasına neden olmuştur.  Ahmet Cemil gibi duygusal, karamsar bir tipin bezgin bir yapıya dönmesi onun ruh haline uygundur. Kimi insan vardır, hayalleri gerçekleşmese bile umudunu kaybetmez, yeni umutlarla hayatına devam eder. Karşılaşılan olaylar kişileri farklı etkilemektedir.
Romanın teması günümüzde de yaşayabileceğimiz bir gerçeklik üzerine kurulmuştur.


b.    Siz olsaydınız romanı nasıl bitirirdiniz? Kısaca aşağıya yazınız.




SAYFA 127
4.  “Mai ve Siyah” romanı ile Tanzimat Dönemine ait “İntibah” romanını yapı, tema, kişiler ve dil- anlatım yönünden karşılaştırınız. Tespitlerinizi tabloya yazınız.

Mai ve Siyah
İntibah


Yapı
 Yapı ve kurgu sağlam
Roman tekniği kusurlu

Tema
Hayal kırıklığı
Aşkta yanlış tercih

Kişiler
Ahmet Cemil, Hüseyin Nazmi
Ali Bey, Mahpeyker, Dilaşub

Dil-anlatım
Sanatlı ve süslü
Günümüze göre süslü

Benzerlikler
İki romanda da aşkın etkisi dile getirilmiş.






Farklılıklar
Realizm
Romantizm
DEĞERLENDİRME
1.   Aşağıdaki cümlelerde noktalı yerlere doğru sözcükleri yazınız.
•     Servet-i Fünûn romanı gerçekçi bir anlayışla yazılmıştır.
•     Servet-i Fünûn Döneminde nesnel ve gerçekçi bir anlatım, roman ve öykülerin ge­nel özellikleridir.
•     Servet-i Fünûn romanında mekân genellikle İstanbul’dur.
•     “Mai ve Siyah” ile “Eylül”deki kişiler aydın kesimden insanlardır.
2.   Aşağıda verilen bilgilerden hangisi doğrudur?
A.   “Mai ve Siyah”ta tasvirler, kişilerin ruhsal özelliklerini yansıtmaz.
B.   Realist romanda anlatım, gözleme ve tasvirlere dayanmaz.
C.   Halit Ziya, Batılı tarzda realist hikâye ve romanın en olgun eserlerini vermiştir.
D.  “Kırmızı ve Siyah” romantik akımı temsil eden bir eserdir.
E.   Tanzimat Dönemi romancıları realizm akımından etkilenmiştir.
Cevap: C
3.   Aşağıdaki kutucuklarda verilenlerden birbiriyle ilgili olanları eşleştiriniz.




4.   Edebiyat-ı Cedide’nin nesir alanında temsilcisi sayılır. Gerçekçi yazarlarımızdandır. Hikâye ve romanlarını yazarken çevresinde gördüğü olaylardan ve kişilerden yararlanmış, tasvirlere ve kişilerin ruh durumlarına önem vermiştir. Kişileri, genellikle duygulu ve hayalci kişilerdir. Onu “Türk romancılığının babası” sayabiliriz.
Yukarıdaki paragrafta tanıtılan sanatçımız kimdir?
A. Cenap Şehabettin
B. Halit Ziya Uşaklıgil
C. Mehmet Rauf
D. Ahmet Mithat
E.   Hüseyin Rahmi Gürpınar
                   
                    Cevap: B


 Sayfa 128 ile Sayfa 131 Arası

 Sayfa 128

1. Sonbahar mevsiminde kendinizi nasıl hissedersiniz? Tabiattaki değişimin sizin ruh hâlinizi nasıl etkilediğini belirtiniz.
Sonbahar, tabiatın kabuğun çekilmeye başladığı mevsimdir. Doğa canlılığını yitirir, yapraklar sararır, dökülmeye başlar. Tabiattaki bu solgunluk insanda hüzün ve karamsarlık duygusu oluşturur.


Sonbaharı insan hayatının orta yaşlılıktan ihtiyarlığa geçtiği döneme benzetenler de olmuştur.
2. En sevdiğiniz arkadaşınızın ruh hâlini anlatan kısa bir paragraf yazınız. Yazınızı arkadaşlarınız­la paylaşınız.

Mebusan Meclisinin niçin kapatıldığını söyleyiniz.
93 Harbi ya da 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın getirdiği sorunlar nedeniyle 14 Şubat 1878’de kapatıldı.  II. Abdülhamit, 93 Harbi dolayısıyla (93 Harbi’ni bahane ederek kapattığı söylenir.) Meclis-i Mebusan’ı kapatmış, anayasayı yürürlükten kaldırmıştır.
1.    Tevfik Fikret’in Mebusan Meclisinin kapatılması üzerine yazdığı şiirinde nasıl bir sosyal ortamı yansıttığını ve hangi duyguları dile getirdiğini açıklayınız.
Meclis-i Mebusan’ın kapatılması ile milleti temsil eden bir kurum ortadan kalkmış, yetkiler padişahta kalmıştır. Tevfik Fikret, bu olumsuz durumu şiirine yansıtmıştır.


Okuduğunuz, Namık Kemal’e ait Hürriyet Kasidesi’nin ilk beyti ile Tevfik Fikret’in yuka­rıdaki dizelerini devrin sosyal, siyasal, kültürel gerçekliğini yansıtma şekli açısından karşı­laştırınız. Farklılıkları aşağıya sıralayınız.
İki şiirde de dönemin siyasi yönden olumsuzluklarına dikkat çekilmiştir. Namık Kemal, karşılaştığı olumsuz tablo karşısında devlet kapısından çekilerek tepkisini gösterirken Tevfik Fikret daha sert tepki göstermiştir.


 Sayfa 130
1.    Mutsuz bir genç kadın olan Suad ile Necib ve Süreyya’nın müzikle ilgisini açıklayınız.
Mutsuz ve umutsuz bir genç kadın olan Suad için müzik, ruhu dinlendiren, acıları unutturan bir unsurdur. Necip ve Süreyya ise müziği, hayatı renklendiren, insanı eğlendiren bir iş olarak görmektedirler.


2.      Romanda piyanoyla çalınan ve dinlenen müziğin hangi kültüre ait olduğunu belirtiniz.
Fransız kültürüne aittir.

3.    Suad, Necib ve Süreyya’nın toplumun hangi kesiminden olduklarını söyleyiniz.
Toplumun Batılılaşma düşüncesinde olan seçkin kesiminden insanlardır.
4.    Suad, “eylül” ayı ile kendi hayatı arasında nasıl bir benzerlik kuruyor? Suad’ın bu karamsarlığının nedeni nedir? Buradan yola çıkarak “Eylül”ün roman çeşitlerinden hangisine örnek olduğunu söyleyiniz.
Suad eylül ayı ve sonbahar mevsimi ile kendi hayatında gerçekleşmeyen hayalleri arasında bağ kurmuş, eylül yaz mevsiminin son ayı, Suad’ın genç kadınlığının son zamanları olarak da bağlantı kurulmuş.
Romanda ruh tahlillerine çokça yer verildiğinden bu roman psikolojik bir romandır.
5.  Romandan alınan bölümlerdeki tasvirlerde ayrıntıya girilmesini gerçeğin iyi bir gözlemi olarak nitelendirilebilir miyiz? Niçin? Bu durumu, daha önce Batı edebiyatına ait hangi romanda gördüğünüzü söyleyiniz. “Eylül” romanındaki olayların nasıl sonuçlandığını belirtiniz. Bu eserin yazıldığı döneme ait kitabınızda okuduğunuz diğer metinlerden de hareketle Servet-i Fünûn dönemini etkileyen sanat, ede­biyat ve düşünce akımlarının adlarını sıralayınız.
Romandaki tasvirlerde ayrıntıya girilmesi gerçeğin iyi bir gözlemi olarak nitelendirilebilir. Bu özellikler realist yazar Stendal’ın Kırmızı ve Siyah adlı eserinde görülmektedir.  Mai ve Siyah romanında da bu özellik görülmektedir. Servetifünun yazarları doğa ve ruh tasvirlerini ayrıntılı bi­çimde yaparak insanın mekânla kurduğu bütünlüğü ve uyumu gerçekçi bir şekilde ortaya çıkarmışlardır. Bu sanatsal gücün arkasında realizm  ve naturalizmin, şiirde ise parnasizmin etkileri vardır.




5.    Okuduğunuz eserlerden yola çıkarak Servet-i Fünûn Edebiyatının Tanzimat Edebiyatından ay­rılan yönlerini defterinize sıralayınız.

Tanzimat edebiyatı                                       Servet-i Fünun
BENZERLİKLER
§  Batı kaynaklı edebi akımlardan etkilenmesi ve edebi türlerin kullanılması
§  Aruz ölçüsünün kullanılması
 -Roman, hikaye ve şiirde toplumsal ve siyasi konuların işlenmesi
-Gazeteciliğe önem verilmiştir.
-Divan ed. nazım biçimleri kullanılmıştır.
Edebi tür ve tema
-Roman, hikaye ve şiirde bireysel konuların işlenmesi
-Gazetenin yerini dergi almıştır.
-Batı’ya ait nazım biçimleri kullanılmıştır.
Klasizm ve romantizm
Edebi akımlar
Realizm, natüralizm, parnasizm ve sembolizm
Sade bir dilin kullanılması gerektiği savunulmuştur, edebi sanatlar bakımından zayıf bir dil
Dil ve anlatım
Arapça ,Farsça sözcük ve tamlamalarla yüklü ağır, süslü ve edebi sanatlar açısından zengin bir dil

                         



Sayfa 131
1.  Mevsimlerin insanlar üzerindeki etkilerini nelere bağlıyorsunuz? Düşüncelerinizi açıklayınız.
Mevsimlerin insan psikolojisi üzerinde farklı etkileri vardır. Sonbaharda insan genellikle hüzünlenir, baharda coşkulu, neşeli, hayat dolu olur. Bunlar kişiye göre değişiklik gösterebilir.

2.  Servet-i Fünûn Dönemi yazarlarından olan Mehmet Rauf’un eserindeki kişilerin karamsar ruh hâllerinin, o dönemindeki siyasi baskıyla ilgisini açıklayınız. Yaşanılan dönemin özelliklerinin edebî eser­lere yansımasını, günümüz şartlarını da düşünerek nasıl değerlendiriyorsunuz? Düşüncelerinizi bir pa­ragraf şeklinde yazarak arkadaşlarınızla paylaşınız.
Mehmet Rauf'un eserlerindeki kişilerin karamsar yapıya sahip olmaları dönemin siyasi baskılarıyla ilgisi vardır. Fikir özgürlüğünün olmadığı, özgür yaşama ortamının sınırlandırıldığı bir toplumda yazarlardan iyimserlik beklemek yanlış olur. Karamsar, bunalımlı sanatçıların eserlerindeki kahramanların da bu özellikleri taşıması gayet doğaldır.

2.   “Eylül” romanındaki Suad, Necip ve Süreyya’nın hayatını günümüz şartlarında değerlendirerek düşüncelerinizi söyleyiniz.
Bu roman kişilerine günümüzde de rastlayabiliriz.



1.         Aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
A. Tanzimat Dönemi sanatçılarının eserlerini romantizm akımının etkisiyle yazmaları
B. Servet-i Fünûn Dönemi sanatçılarının siyasal baskılar nedeniyle sadece edebiyatla ilgilen­meleri
C. Mehmet Raufun “Eylül” romanında realizm ve romantizim akımının etkilerinin görülmesi
D. Servet-i Fünûn sanatçılarının, dönemlerindeki baskılar nedeniyle karamsar tipler yaratmaları
E. Servet-i Fünûn roman ve hikâyelerinde kahramanların genellikle halktan insanlar olmaları
CEVAP: E


2.  Aşağıdaki şairlerden hangisi, toplum sorunlarını tartışmak, bunlarla ilgili düşüncelerini açıkla­mak için sanatı bir araç olarak kullanmıştır?
A. Recaizade Mahmut Ekrem
B. Tevfik Fikret
C.  Abdülhak Hamit Tarhan
D. Cenap Şehabettin
E. Ahmet Haşim
(ÖYS-1994)
CEVAP: A

3.  Servet-i Fünûn Edebiyatı’nı etkileyen sosyal, siyasal ve kültürel ortamın özelliklerini sıralayınız.



4.  Aşağıdaki cümlelerin başına yargı doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
( D ) “Eylül” romanı, edebiyatımızın ilk psikolojik romanıdır.
( D) Servet-i Fünûn romanında tasvirler gözlemci ve gerçekçi bir anlatımla yapılmıştır.
(Y ) Servet-i Fünûn romanında çevre, genellikle İstanbul dışıdır.




5.  Servet-i Fünûn Dönemi Edebiyatında çizilen tip ve karakterlerin karamsar oluşlarını nasıl değer­lendirdiğinizi açıklayınız.
Dönemin zihniyeti eserlere yansımıştır.İstibdat devrinin baskıları sanatçıları içe kapanık, mutsuz, melankolik bir kimlik kazanmasına neden olmuş, bu durum romanlarda çizilen tip ve karakterlere de yansımıştır.







SAYFA 132
 
1.   “Beyanname” sözcüğünün sözlük anlamında dikkatinizi çeken bir resmiyet var mıdır? Nasıl?
Bir kimsenin resmi bir kuruluşa herhangi bir durumu bildirmek için verdiği çizelge ya da bildirgeye beyan­name denir.




2.  Bir edebî hareket için toplanan insanların, seslerini bir beyanname ile duyurmak istemelerinin nedeni ne olabilir? Tahminlerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.




3.  Kendilerini tanıtmak ve seslerini duyurmak istemişlerdir. Oluşan edebi hareketin özelliği, ne gibi yenilikler getireceği, önceki dönemlerden farklılıkları beyanname ile halka duyurulur, ilgili kişiler bilgilendirilir. Varsa bu topluluğun yayın organı söylenir, meraklılarının takip etmesi amaçlanır.
“Geleceğin Şafağı” anlamına gelen “Fecr-i Âtî” topluluğunun Servet-i Fünûn dergisinde yayınladığı beyannameden bir bölüm okudunuz. Daha önceki ünitelerde Tanzimat Dönemi ve Edebiyat-ı Cedide’yi hazırlayan nedenleri öğrenmiştiniz. Edebiyat-ı Cedide’nin doğmasından sonra Batı’daki edebî topluluklara özenerek toplanan bir grup genç, okuduğunuz beyannameyle seslerini duyururlar. Bu gençler, sanat anlayışlarını “Sanat şahsî ve muhteremdir. (Sanat kişisel ve değerlidir.)” şeklinde ifade ederler. Bu beyannameden de yararlanarak sıraladığımız üç edebî dönemi, oluşum nedenleri açısından karşılaştırınız. Sonuçları tabloya yazınız.

Tanzimat Dönemini hazırlayan etkenler
Edebiyat-ı Cedide’yi hazırlayan etkenler
Fecr-i Âtî topluluğunu bir araya gelmeye sevk eden etkenler
Üçedebî dönemin oluşum nedenleri arasındaki farklılıklar

Oluşumunu
hazırlayan
etkenler
Batılılaşma düşüncesi
Yenileşme çalışmaları
Batı’da ortaya çıkan düşünce akımlarının Osmanlıdaki etkisi
Fransız edebiyatı
Siyasi baskılar, sansür
Recaizade Mahmut Ekrem’in edebiyat anlayışı
Eski-yeni çatışması
Batı’daki edebiyat topluluklarını örnek almaları
Kendilerini halka duyurma isteği
Edebiyatımızı tanıtma isteği
Servetifünun’a karşı olmaları
Tanzimat edebiyatının oluşumunda sosyal ve siyasi faktörler daha etkilidir. Tanzimat edebiyatında siyasi ve sosyal hayatı etkileme, yönlendirme amacı vardır. Diğer topluluklarda edebi amaç görülür.






  




SAYFA 133
Bilgi birikiminizden yararlanarak Fecr-i Âtî Beyannamesi’nin altına imza atan sanatçı­ların adlarını aşağıya sıralayınız.
Ahmet Samim, Ahmet Haşim, Emin Bülent, Mehmet Fuad, Tahsin Nahit, Refik Halit, Yakup Kadri, Faik Ali, Hamdullah Suphi, Celal Sahir, Şahabettin Süleyman, Müfit Ratip
“Fecr-i Âtî, üyelerinin çalışmalarının meyvelerini ithiva edecek bir kütüphane kurmak üzeredir. Edebiyat-ı Cedide’nin parlak zekâlarına da tan yeri olmak meziyetine sahip olan Servet-i Fünûn dergisi, eserleri yayımlayacaktır. Bundan başka memleketimizin duygu ve düşünce hayatının gelişmesini temin edecek önemli batı eserlerini kendi üyelerine ve mükâfatlı yarışmalara dışarıdan seçilecek kişilere tercüme ettirmek, halka açık konferans­lar vererek halkın edebî zevkinin yükselmesine, bilgisinin sınırlarını genişletmesine çalış­mak, Batı ülkelerindeki benzer kurumlarla ilişki kurarak memleketimizin edebî mahsûllerini Batı’ya, Batı’nın ışıklarını doğunun ufuklarına naklederek sağlam ve yüce bir köprü vazifesi görmek Fecr-i Âtî’nin dilekleri arasındadır.”





Fecr-i Âtî Beyannamesi’nden alınan yukarıdaki bölümler ve araştırmanızın sonucunda edindiğiniz bilgilerden yararlanarak bu beyannamenin altına imza atan sanatçıların hangi edebî türlerde eser verdiklerini ve vermek istediklerini noktalı yerlere yazınız.







4.ETKİNLİK:
Aşağıdaki şemada adı belirtilen yazarlar, Fecr-i Âtî’nin dağılması sonucu, hangi edebî dönem veya toplulukların etkisinde kalarak eser vermişlerdir? Bu açıdan adı belirtilen yazar­ları, uygun topluluk veya dönem adıyla eşleştiriniz.








SAYFA 134
YORUMLAMA-GÜNCELLEME

5.ETKİNLİK

Hazırlık bölümündeki 2. soruda yaptığınız tahminlerin doğru olup olmadığını tartışınız. Ulaşacağınız sonucu defterinize yazınız.



1. Kısa süreli de olsa edebî bir topluluk kuran yazar ve şairlerin ideallerini nasıl değerlendiriyorsunuz?



Edebiyata yeni bir anlayış kazandırmak istemişler, edebiyatın ciddi bir iş olduğunu dile getirerek bu konuda konferanslar vermeyi, halkı bilgilendirmeyi amaçlamışlar. Düşünce olarak güzel ama amaçlarını gerçekleştirememişler. Fecr-i Âti sanatçılarının sanata bakışı “şahsi” olması topluluğun çabuk dağılmasına neden olmuş.



2. Fecr-i Âtî topluluğu sanatçılarının “Sanat şahsî ve muhteremdir.” görüşü, daha önceki edebî topluluklardan hangilerinin görüşleriyle benzerlik gösteriyor? Fecr-i Âtî sanatçılarının edebiyatla ilgili görüşleri, onların sanat anlayışında birlik olduğunu gösterir mi? Düşüncelerinizi açıklayınız.

Servetifünun’la benzerlik gösteriyor. İki topluluk da bireysellik ve estetiği ön planda tutmuş.

3. Fecr-i Âtî topluluğunun bir araya gelme nedenini yorumlayınız. Fecr-i Âtî’nin istek ve amacı edebiyatımızda büyük bir değişiklik meydana getirebilecek nitelikte midir? Neden?

Kendi sanat anlayışlarını tanıtmak, toplumu edebiyat konusunda bilgilendirmek amacıyla ortaya çıkmışlar. Bu anlayış edebiyatta değişiklik meydana getirecek nitelik kazanmamış.






DEĞERLENDİRME

1. Aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

A. Tanzimat’ın ilanı ve sosyal alanda yapılan Batı tarzı reformların Tanzimat Dönemini hazırla­mış olması

B. Eski-yeni çatışması ve yenilikçilerin bir araya gelişinin, Edebiyat-ı Cedide’nin ortaya çıkma­sına neden olması

C. Fecr-i Âtî topluluğu üyelerinin, Türk edebiyatını daha çok Batılılaştırma ve dünyaya tanıtma amacıyla bir araya gelmesi

D. Fecr-i Âtî topluluğundaki sanatçıların, topluluğun dağılmasından sonra edebiyat hayatları­na son vermeleri

E. Fecr-i Âtî topluluğunun; Edebiyat-ı Cedide sanatçıları gibi siyasi, sosyal, kültür ve zevk ba­kımından bir dayanağının olmaması


CEVAP : D




2. Aşağıdaki yazar ve şairlerden hangisi Fecr-i Âtî topluluğundan sonra Millî Edebiyat Akımı’nın içinde yer almamıştır?

A. Yakup Kadri Karaosmanoğlu
B. Refik Halit Karay
C. Ali Canip Yöntem
D. Faruk Nafiz Çamlıbel
E. Hamdullah Suphi Tanrıöver

CEVAP: D




3. Aşağıdaki cümlelerin başına yargı doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.

( D ) Fecr-i Âtî sanatçıları şiir, söyleşi, eleştiri, makale türünde eserler vermişlerdir.

(D ) Fecr-i Âtî sanatçıları arasında sanat anlayışı yönünden birlik sağlanamamıştır.

(D) Fecr-i Âtî topluluğu, Servet-i Fünûn sanatçılarıyla aynı görüşleri paylaşmaz.







4. Tanzimat Dönemi, Edebiyatı Cedide Dönemi ve Fecr-i Âtî Dönemi edebiyat anlayışı arasındaki farklı ve benzer yönleri defterinize sıralayınız.
Tanzimat dönemini hazırlayan sosyal ve siyasi olayların başında “zihniyet değişikliği” yatmaktadır.Servet-i Fünun edebiyatının ortaya çıkmasında “eski-yeni” çatışması”nın rolü vardır.Yeniyi savunanların bir araya gelme istekleri Servet-i Fünun edebiyatının oluşumunu sağlamıştır.
Kendilerini Fecr-i Ati (geleceğin şafağı) olarak adlandıran gençlerin siyasi ve sosyal yönlerden olduğu gibi kültür ve zevk bakımlarından da dayanakları yoktur.
Servet-i Fünun’un dağılmasından sonra gençler, Batı’daki edebi topluluklara özenerek bir araya gelirler.Bir beyanname ile (bildiri) seslerini duyurmak istediklerini ifade ederler.Bu gençlerin kendilerini “Sanat şahsi ve muhteremdir.” (Sanat kişisel ve saygıya değerdir.) cümleleriyle ifade etmeleri ible Fecr-i Ati sanatçıları arasında sanatsal anlayış bakımından birlik sağlanamadığını gösterir.



5. Fecr-i Âtî topluluğunun “Sanat şahsi ve muhteremdir.” görüşüne katılıp katılmadığınızı açıklayınız.





6. Fecr-i Âtî topluluğunun edebiyatımızdaki yerini ve önemini belirtiniz.

Fecriati topluluğu bir bildiri yayımlayarak edebiyat sahnesine çıkan ilk topluluktur. Çok geniş bir alanda yenilik yapmayı amaçlamışlar ama Servetifünun ede­biyatının devamı olmaktan öteye gidememişlerdir. Fecriati edebiyatının en önemli şairi olan Ahmet Haşim’in şiirimize önemli katkıları olmuştur. Serbest müstezatı daha da serbest biçimde kullanan Ahmet Haşim, şiirde Servetifünun sanatçılarının yapmaya çalıştığı müzikal ahengi başarıyla gerçekleştirmiştir. Fecriati edebiyatı en çok şiir türünde ön plana çıkmıştır.


 Sayfa 135 ile Sayfa 139 Arası Cevaplar


Akşam ve güneşin batışı size hangi duyguları çağrıştırır? 
Akşam ve güneşin batışı, kişiye göre farklı duygular uyandırır. Gündüzün telaşının, koşturmacanın sona erdiği sessizliğin başladığı vakit olarak ifade edilebilir. İnsan hayatının ihtiyarlık dönemi olarak düşünülebilir.
1. a. Fecr-i Âtî topluluğu üyesi olan Tahsin Nahit’in aşağıdaki şiirini okuyunuz. Emin Bülent ve Tahsin Nahit’in şiirlerini ahenk yönünden kitabınızda okuduğunuz Elhân-ı Şitâ şiiriyle karşılaştırınız. Tespitlerinizi şiirden sonra verilen tabloya yazınız.
Ahenk Öğeleri

Gurbet Geceleri

Kamerle

Elhan-ı Şita
Aliterasyon

“r” sesi

“y” sesi

“r” sesi
Asonans

“a” sesi

“e” sesi

“a,e” sesleri
Ölçü

Aruz

Aruz (serbest müstezat)

Aruz
Uyak

Dalıyor, alçalıyor; tenhası, rüyası vb. genelde tam uyak kullanılmış.

Her yer, kamer …
Bilmem, mülhem…
Uyak kullanılmış

Uçuş, kuş…
Kelebek, melek…
Uyak kullanılmış



b. Gurbet Geceleri şiirinde yabancı kökenli kelimeleri tespit ediniz. Şairin ruh hâlini yansıtan keli­meleri söyleyiniz. Daha sonra şiiri Servet-i Fünûn (Edebiyat-ı Cedide) şiiriyle dil ve anlatım yönünden karşılaştırınız. Ulaştığınız sonuçları tabloya yazınız.
Gurbet Geceleri şiirinde yabancı kökenli kelimeler: Tenha, vecd, lâl, esrâr, hüzün, mesâ, sükût, iffet, zul­met, pür memât, gubâr, leyâl, niyâz, şerhâ, nâgah, şeb, hicrân, kasvet, mâh, ziyâ, serâb, mahremiyet, âb, kâruban, ganûde, merkep, zehep





Dil ve Anlatım

Sonuç
Gurbet Geceleri

Ağır ve süslü bir dil kullanılmış.

Genel olarak Servet-i Fünun şiirinin dil ve anlatım özelliklerini yansıtır.  Yeni imgeler var.
Servet-i Fünûn Şiiri

Ağır, süslü bir dil.

Servet-i Fünun şiirinin dil ve anlatım özellikleri




1.   Gurbet Geceleri şiirini yapı yönünden inceleyiniz. Şiirin yapısıyla ahenk ve söyleyiş biçimi ara­sında nasıl bir uyum olduğunu aşağıya yazınız.
Ölçü: Aruz
Uyak düzeni: aa,bb,cc,dd….Divan edebiyatındaki mesnevinin uyak düzeni görülüyor ama bu şiir bentler halinde yazılmış, üç bentten oluşuyor.
 
2.   Okuduğunuz şiirin temasını söyleyiniz.
Şiirin teması yalnızlıktır.
“Gurbet Gecesi” şiiri, şairin ruh hâlini mi yansıtıyor? Bu açıdan eserle şair arasındaki ilgiyi açıklayınız.
Şiirde dış dünyanın tasvirleri (betimeleme) var. Bu betimlemeler öznel yani şairin bakış açısına göre şekillenmiş. Şiirde şairin ruh hali yansıtılmış. Şair yalnız ve üzgündür.
3.   Okuduğunuz şiirde yansıtılan ruh hâlini insanlar ne zaman yaşar? Sizce şair bu şiirde kullandığı sembollerle yalnızlığını ve gurbet gecelerini mi dile getiriyor? Nasıl?
Şair kendini yalnız hissetmektedir. Şairi yalnızlaştıran gurbet geceleri değildir. Şair doğadaki manzaralara bakarak hüzünlenmektedir. Asıl yalnızlık şairin ruhundadır.
4.   Emin Bülent ile Tahsin Nahit’in fikrî ve edebî kişiliği hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınız­la paylaşınız.





EMİN BÜLENT:
  Şair olarak Fecr-i Ati Topluluğu kurucularından biriydi. Toplumsal ve ulusal konularda şiirler yazar. Victor Hugo’nun ‘Mavi Gözlü Yunan Çocuğu’ adlı eserine karşı yazdığı ‘Kin’ adlı şiiri ile o dönemde çok geniş yankılar uyandırmıştır. Kin ve Hisarlara Karşı eserleriyle Milli Edebiyat’ın habercisi olmuştur. Ahmet Haşim onun şiiri için “Türk şiirinin üstünden bir kuyruklu yıldız gibi geçti ondan ağzımızda tamamlanmamış bir lezzet kaldı” demiştir.
Kin adlı şiirini Gazi Mustafa Kemal Atatürk çok severdi. Hatta Çanakkale’de düşmana karşı savaşırken en zor zamanlarda o şiirin “Garbın cebin-i zalimi (Batı’nın çirkin zalimi) affetmedim seni” dizesini bağıra bağıra ezberinden okurdu. Emin Bülent Serdaroğlu 1932 yılında Kin adlı şiirini Atatürk’ün huzurunda kendi ağzından seslendirdi.
Balkan Savaşı’na kendi atıyla katılan, Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale cephesinde çarpışan Emin Bülent Serdaroğlu’nun ölümünden önceki son sözleri, “Lüleburgaz, Lüleburgaz. Harp ediyoruz” olmuştu.

ESERLERi:
Kin, Hatay’a Selam, Dev şarkısı
KİN
Göster sema-yı mağribe yüksel de alnını,
Dök kalb-i saf-ı millete feyz-i beyanını!

Al bayrağınla çık, yürü sağken zafer nüma,
Bir gün şehit olunca sen, olsun kefen sana!

Ey makber-i muazzam-ı ecdadı titreten,
Düşman sadası, sus, yine yükselme gölgeden!

Kafir! Hilal-i rayet-i İslam'a hürmet et,
Toplar boğar hitabını dağlarda akıbet!

Dağlar lisana gelse de anlatsa hepsini,
Binlerce can dirilse de nakletse geçmişini!

Garbın cebin-i zalimi affetmedim seni,
Türk'üm ve düşmanım sana kalsam da bir kişi!..

Ben şurezar-ı kalbimi kinimle süslerim,
Kalbimde bir silah ile ferdayı beklerim.

Kabrinde müsterih uyu ey namdar atam!
Evladının bugünkü adı sade intikam!





TAHSİN NAHİD (1887-1919)
İstanbul'da doğdu. Galatasaray Lisesi'ni bitirdi. Bir süre Hukuk Mektebi'ne devam etti. I. Dünya Savaşı yıllarında İaşe Müfettişliği'nde bulundu. İlk şiirle­ri Selanik'te çıkan Çocuk Bahçesi der­gisinde "T. Nahide" adıyla yayımlandı.


Edebi Kişiliği - Sanat Anlayışı:
Edebiyat çevrelerinde hassas ve dürüst biri olarak nite­lendirilen sanatçı, Aşiyan'da yayımlanan "Ben, Rûh-ı Mağdur, Şiirlerim İçin, Serab-ı Müstakbel, Yaz Gecesi" gibi manzumeleriyle tanınmıştır. "Adalar, Kamer ve Zühre Şairi" olarak şöhret kazanmıştır. Şiirlerinde Ahmet Haşim'in etkisi görülür. Genelde kadın ve aşk temaları­nı işlemiştir. Kimi şiirlerinde de yaşamdan kesitleri ve çocukluk masumiyetini ele almıştır. Aruzla yazdığı şiir­lerinde serbest müstezadı kullanmıştır. Bu şiirlerinde te­maya paralel olarak birden fazla aruz kalıbı kullanmış­tır. Şiirlerini "Ruh-ı Bikayd" adlı kitapta toplamıştır.
Tiyatroyla da yakından ilgilenmiştir. Bu alanda Saha­bettin Süleyman'ın etkisi altındadır, onu üstadı olarak niteler. Batı'da olduğu gibi, birden çok yazarın birlikte çalışması sonucu meydana getirilen ortak eserlerin ilk örneklerini bizde tiyatro alanında Tahsin Nahit vermiş­tir. Fecr-i Âti'nin kadın yazarlarından Ruhsan Nevvare ile yazmış oldukları üç perdelik "Jön Türk" piyesi dikkat çekmiştir. Aynı sanatçıyla "Aşkımız" ve "Sanatkârlar" isimli komedileri de yazmıştır. Sahabettin Süleyman ile de ortak eserler vermiştir. Bu piyeslerin içinde en önemlisi "Kösem Sultan" isimli tarihi piyestir. Birlikte yazdıkları diğer piyes ise "Ben Başka" adını taşır. Tah­sin Nahit'i asıl tanıtan eseri, Henry Kıstemaeckers ve Eugene Delard'ın "La Rivale" adlı dört perdelik oyu­nundan yaptığı üç perdelik adaptesi "Rakibe"dir.
Fecr-i Aticilerin dağılmasından sonra başka bir edebî topluluğa katılmayan sanatçı, Âti ve Servet-i Fünûn dergilerinde tiyatro eleştirileri de yazmıştır.
Eserleri:
Şiir: Rûh-ı Bîkayd
Oyun: Hicranlar, Firar, Jön Türk, Aşkımız, Sanatkârlar, Kösem Sultan, Ben Başka, Osman-ı Sani, Talâk, Bir Mücadele-i Hissiye, Kırık Mahfaza.
Adapte: Rakibe, Bir Çiçek Bir Böcek, Akortacı, Bursa­lı Hâle


Yorumlama, Güncelleme
1.   Kitabınızdaki iki şiirden hareketle Fecr-i Âtî şiirinin oluşmasını sağlayan zihniyet hakkında bilgi veriniz.
Fecr-i Âti şiirinin oluşmasını sağlayan zihniyet:
Dönemin siyasi baskıları, sansür
Empresyonizm ve sembolizm akımlarının etkisi
Batı şiirin etkileri
Servet-i Fünun şiirinin etkileri
Sanatçıların hayata bakış tarzı
Sanatta bireysellik anlayışı
2.   Emin Bülent’in kitabınızdaki şiirinde şairin, gurbet gecelerini nelerle sembolleştirdiğini belirtiniz. Siz olsaydınız yalnızlığınızı, hüzünlü bir anınızı nelerle sembolleştirirdiniz? Açıklayınız.
"Çöllerin hüznü, sessizlik, ölü tozlar, eski yaralar, kervanlar, yolcu" gibi kelimelerle gurbet geceleri sembolleştirilmiştir.
3.   “Bu çöllerin ılık akşamlarında güller erir” dizesinde şair “akşamlarla gülleri” niçin bir araya getir­miş olabilir? Düşüncelerinizi açıklayınız.
Güneşin batma vaktinde etrafta, gökyüzünde kızıllık hakimdir, güller de kırmızıdır. Şair kızıl renk ile hüznü, karamsarlığı yansıtmak istemiş. Akşam ve gül kelimeleri renk yönünden kırmızıyı çağrıştırıyor.
4.   “Mesâ, bu ufk-u sükûtun sükûn-u iffetidir.” dizesinde akşam, “Sessizlik ufkunun iffeti” diye ifade edilmektedir. Akşamın, sizin için neleri ifade ettiğini açıklayınız.
Akşamın gelmesiyle tabiatın sessizliğe bürünmesi dile getirilmiş. Tabi bu sanatlı bir şekilde, imge kullanılarak ifade edilmiş.


DEĞERLENDİRME
1.   Sembolist şiirin özellikleri nelerdir? Sıralayınız.
Sembolizmin özelliklerine bakınız. Googleden sembolizmin özelliklerini aratınız.



2.   Aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
A.    Fecr-i Âtî şiirinin, sembolik (gizemci) akımın etkisinde kalması
B.   Fecr-i Âtî şiirinde Edebiyat-ı Cedide yolunun izlenmesi
C.   Emin Bülent’in, Ahmet Haşim’in etkisiyle şiirler yazması
D.   Fecr-i Âtî şiirinde “iç ahengin” ön planda bulunması
E.   Ahmet Haşim ve Yahya Kemal’in Türk edebiyatında sembolizmin temsilcilerinden olması
Cevap: E
Açıklama: Fecri Âti şiirinde sembolizmin etkisi görülür. Fecr-i Âti şiiri, birçok yönüyle Servet-i Fünun’un devamı gibidir: Sanat anlayışı, kullanılan nazım biçimleri, dilinin ağır olması gibi. E şıkkında ifade edilen Yahya Kemal’in sembolizmin temsilcisi olması yanlıştır. Yahya Kemal, daha çok parnasizmden etkilenmiştir.



3.   Fecr-i Âtî topluluğunun edebiyatımızdaki yeri ve değeri nedir? Açıklayınız.


4.   Fecr-i Âtî topluluğuyla ilgili aşağıdaki bilgilerden bir grup oluşturulursa hangisi dışarıda kalır?
A.   Şiirde anlam açıklığına karşı olmaları
B.   Akşam saatleri, mehtap, yarı karanlık ortamların şiirlerine dekor olması
C.   Duygularını, yeni ve değişik sembollerle anlatmaları
D.  “Sanat toplum içindir.” anlayışını esas almaları
E.   Savundukları görüşün öncüsünün Charles Baudlaire (Çarls Bodler) olması
Cevap: D





III. Ünite Ölçme ve Değerlendirme Soruları
1.     Aşağıdakilerden hangisinde Servet-i Fünûn şairlerinden biri verilmiştir?
A)  Ahmet Haşim
B)   Tevfik Fikret
C)  Yahya Kemal Beyatlı
D)  Abdülhak Hamit Tarhan
E)   Mehmet Akif Ersoy
Cevap: B






2.     Aşağıdakilerden hangisi, Fecr-i Âtî Toplulu­ğunun özelliklerinden biri değildir?
A)   Sanat için sanat görüşü benimsenmiştir.
B)   Serbest müstezat biraz daha serbestleştirilmiştir.
C)   Özellikle roman ve hikâye türlerinde örnekler verilmiştir.
D)   Sembolik şiirin güzel örnekleri yazılmıştır.
E)    Servetifünun Batı’yı taklit etmekle suçlanmıştır.
CEVAP: C




3.     “Türk romanında gerçek konuşma onunla başlar. (...) Eserlerindeki kahramanlar doğal çevrelerindeymiş gibi yaşarlar. Gerçi biraz fazla açılır, saçılır, dökülürler fakat yaşarlar. Edebiyatımıza sokak onunla girmiştir.”
Yukarıda tanıtılan, Türk edebiyatının en ünlü ro­mancısı, aşağıdakilerden hangisidir?
A)  Ahmet Mithat Efendi
B)   Peyami Safa
C)  Yakup Kadri Karaosmanoğlu
D)  Hüseyin Rahmi Gürpınar
E)   Mehmet Rauf
CEVAP: D



4. “İtalya’dan Fransa’ya, oradan da bütün dünyaya yayılmıştır. Dante ‘İlahi Komedya’yı bu nazım biçi­miyle yazmıştır. Üçer dizelik bentlerden oluşur. Kafiyelenişi ‘aba, bcb, cdc, ..d’ şeklindedir. Bizde Serveti Fünûn Döneminden sonra denenmiştir.”
Bu parçada anlatılan nazım şekli aşağıdakilerden hangisidir?
A)  Terzarima
B)  Triyole
C)   Tragedya
D)   Sone
E)   Balad
CEVAP: A




5.     Aşağıdakilerden hangisi Servetifünuncuların şiir özelliklerinden biri değildir?
A)   Kafiyede, şekilden çok, ses benzerliğine önem verme
B)   Konu birliğine, bütün güzelliğine önem verme
C)  Nazmı nesre yaklaştırma
D)  Konuyla vezin arasında bir ahenk ilgilisi arama
E)   Herkesin anlayabileceği bir dil kullanma
CEVAP: E


6.    “Servet-i Fünûncuların sanatlı söyleyişlerinden hoşlanmadığını ifade ederek Sabah gazetesinde ‘De­kadanlar’ makalesi yayımladı. Bir süre sonra yazdığı ‘Teslim-i Hakikat’ makalesinde ise Servet-i Fünûn’un edebiyatımız için değerini anlattı.”
Parçada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisi­dir?
A)  Ziya Paşa
B)   Ali Ekrem Bolayır
C)   Ahmet Mithat Efendi
D)  Namık Kemal
E)   Muallim Naci

CEVAP: C





7.     • Servet-i Fünûn Edebiyatı, II.Abdülhamit’in baskıcı döneminde oluşmuş ve sona er­miştir.
•   Servet-i Fünûn Edebiyatında öykü ve romanda Fransız edebiyatı örnek olmuştur.
•   Mai ve Siyah romanı modern Türk roma­nının ilk örneklerinden biridir.
8.     Aşağıdaki cümlelerin başına yargı doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
( Y) Servet-i Fünûn Dönemi romanlarında, olaylar ge­nellikle İstanbul dışında geçer.
(D ) Servet-i Fünûn Dönemi şiirlerinde aruz ölçüsü kullanılmıştır.
(D ) Mensur şiir örneklerine ilk kez Servet-i Fünûn Döneminde rastlanır.
( D) Fecr-i Âtî Dönemi sanatçıları “Sanat şahsi ve muhteremdir.” anlayışını savunmuşlardır.




9.  1909’da Fecr-i Âtî topluluğuna katıldı. Bu toplulu­ğun dağılmasından sonra şiirler yazmayı sürdürdü. Şiir­lerin hepsi de aruzla yazılmıştır. Aşk ve doğa temalarını işlediği, sembolizm akımı anlayışına uygun olarak yazdı­ğı şiirlerinde hayale ve müziğe büyük önem verdi. Güçlü şiirleri yanında, değişik konuları yoğun bir dille anlatan fıkraları da vardır.
Burada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisi­dir?
A)  Ahmet Haşim
B)   Cenap Şehabettin
C)   Süleyman Nazif
D)  Faruk Nafiz Çamlıbel
E)   Yahya Kemal Beyatlı
(1989-ÖYS)
CEVAP: A






 SAYFA 140 İLE SAYFA 147 ARASI CEVAPLAR


Millî Edebiyat Döneminin Oluşumu
1. “Milliyetçi edebiyat” söz grubundan ne anladığınızı açıklayınız.
Milliyetçi edebiyat, Türkçülük fikrinin hakim olduğu, sanatçılarının halka yönelerek yerli kaynaklardan yararlandığı, Türk milletinin maddi ve manevi değerlerini ön planda tutan edebiyattır. 


2. Hayatımıza yön verirken akıl, mantık ve bilimden faydalanmanın önemi nedir?
Hayatımıza yön verirken akıl, mantık ve bilimin rehberliğine ihtiyacımız vardır. Kulaktan dolma bilgilerle, batıl inanışlarla kendimize yön veremeyiz. Aklı ve bilimi temel almalıyız. Çeşitli konularda karar verirken akıl ve mantık çerçevesinin dışına çıkarsak hayal kırıklıklarına, hüsrana uğrayabiliriz. 




3. “Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözünü milliyetçilik ilkesiyle bağdaştırarak açıklayınız.
Anayasamızda da ifadesini bulan kendini Türk hisseden,  bu vatana gönül bağıyla bağlı, vatanın birliğini ve devamlılığını, ilerlemesini isteyen her vatandaşımız Türk’tür. Bir insanın yüceliği, annesinin, babasının, soyunun Türk olmasında değil milletinin, tarihinin, kültürünün önemini kavramak ve bunları yaşamaktadır.
“Batıcılık, Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük” akımlarıyla ilgili sunumlarınızı arka­daşlarınızla paylaşınız.



Osmanlı Devletinde Fikir Akımları
Osmanlıcılık
*Fransız İhtilali’nden sonra etkili olan milliyetçilik (ulusçuluk)jdüşüncesine karşı ortaya çıkmıştır.
*“Din, dil, ırk farkı gözetmeksizin Osmanlı sınırları içinde yaşayan herkes Osmanlı vatandaşıdır” fikri esas alınmıştır.
*Azınlıkların devlete bağlılığını artırarak Osmanlı Devleti’nin bütünlüğünün korunması amaçlanmıştır. Bundan dolayı Mebusan Meclisi’nde azınlıklar da yer almıştır.
*Genç Osmanlılar Cemiyeti tarafından savunulmuştur.
*Ulusçuluk hareketlerinin güç kazanmasıyla beraber etkinliğini kaybetmiştir.
*Balkan Savaşları, bu fikir akımının önemini yitirdiğinin en önemli göstergesidir.



İslamcılık (Ümmetçilik – Panislamizm)
*Ülkenin bütünlüğünü korumak amacıyla “Hangi milletten olursa olsun bütün *Müslümanların halifenin etrafında toplanmasının gerekliliği” ilkesi esas alınmıştır.
*II. Abdülhamit devrinde, I. Meşrutiyet’e son verilince uygulanmaya başlanmıştır.
*Osmanlı dışındaki Müslüman toplumların sömürge durumundan kurtarılması amaçlanmıştır.
*I. Dünya Savaşı’nda Arapların ingilizler’le işbirliği yapması, islamcılık düşüncesinin gereken etkiyi gösteremediğinin ve milliyetçiliğin önem kazandığının göstergesidir.



Türkçülük (Pantürkizm – Turancılık)
*“Devlet ancak dili, dini, soyu ve ülküsü bir olan toplumla ayakta durabilir” düşüncesine dayanır.
*Amaç, Türk birliğinin (Turancılık) kurulmasıdır.
*II. Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından iç ve dış politikada uygulanmıştır.
*Türkçülük, Yeni Türk Devleti’nin temel ideolojilerinden biri olmuştur.


Batıcılık
*İlk olarak askeri alanda başlayan Batılılaşma hareketi, II. Meşrutiyet döneminde bir düşünce akımına dönüşmüştür.
*Batıcılar, Osmanlı Devleti’nin ancak Avrupa tarzı kurumlarla yıkılmaktan kurtarılabileceğini savunmuşlardır.
*Batıcılık, Yeni Türk Devleti’nin temel ideolojilerinden biri olmuştur.
Adem-i Merkeziyetçilik
*Merkezi yönetimin bazı yetkilerinin yerel yönetimlere bırakılmasını savunmuştur.
*Federatif bir yönetimin kurulmasını ileri sürmüştür.
Ziya Gökalp’ın iki eserinden alınan kitabınızdaki metinlerden ve daha önce edindi­ğiniz bilgilerden hareketle “Batıcılık, Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük” akımlarının temsil­cilerini ve temel düşüncelerini tabloya kısaca yazınız.
1.OSMANLI DEVLETİ’NDE DÜŞÜNCE AKIMLARI

Batıcılık
Osmanlıcılık
İslamcılık
Türkçülük
Ortaya Çıkış sebepleri
Batının Osmanlı karşısında bilim,teknik,fen ve sanat alanlarında önde olması
Osmanlı’nın etnik yapısının farklı olması, Fransız İhtilali sonucu milliyetçilik akımından etkilemesinin istenmesi, ülkede iç-dış isyanların olması, devletin toprak kaybetmesi
Rusya’nın Balkanlarda uyguladığı Panislamizm düüncesi,ülkelerin bağımsızlık mücadelesi vermesi,siyasi otorite kurulmak istenmesi
BalkanSavaşları sonucunda Osmanlıcılık fikrinin geçerliliğini kaybetmesi,azınlıkların
Osmanlı’dan ayrılması
amacı
Batıyı fen ,teknoloji,bilim ve sanat alanlarında örnek alarak ülkenin kalkınmasını sağlamak
Ülkedeki bütün etnik grupları ayrım gözetmeksizin Osmanlı milleti olarak görmek,devletin menfaati doğrultusunda birleşmek
İslamın değerlerine bağlı kalmak,öze dönmek, din çatısı altında birleşmek
Farklı coğrafyalardaki Türkleri Osmanlı bayrağı altında birleştirmek
Temel düşüncesi
Batı seviyesine çıkmak
Osmanlının eski ihtişamlı günlerine geri dönmek
İslamın temel düşüncesinin ilericilik olduğu, çalışmayı ve gelişmeyi emrettiği bütün Müslümanların kardeş olduğu
Dilde,dinde,vatanda,ülküde birlik düşüncesi
temsilcileri
Abdullah Cevdet,Tevfik Fikret,Celal Nuri
Jön Türkler
Namık Kemal,Ziya Paşa,Agah Efendi,Ali Suavi
M.Akif Ersoy,Said Halim Paşa,M.Şemseddin Günaltay
Ziya Gökalp,M.Emin Yurdakul,Enver Paşa,Nihal Atsız




Ödevlere katkılarından dolayı edebiyatfatihi.blogspot.com sitesine teşekkürler....




Yazıya bir yorum atmadan geçme, üzülürüm bak.. :)

754 yorum:

  1. çok teşekkür ya saol ellerine sağlık :)

    YanıtlaSil
  2. bu emek ıcın cok tesekkurler mukemmel olmus cook sagolun devamı da eklenecek yazlms o ayrı bı mutluluk tekrar tesekkrler cok ıyı olmus

    YanıtlaSil
  3. çok saolun dewamını biraz çabuk eklerseniz sevinirim :)

    YanıtlaSil
  4. Cumadan önce devamını eklerseniz çok sevinirim..

    YanıtlaSil
  5. allah razı olsun

    YanıtlaSil
  6. Çok ama çok teşekkürler ellerinize sağlık (:
    Umarım devamı bir an önce eklenir (:

    YanıtlaSil
  7. çok saollun teşekkürler süper olmuş ama devamını bir an önce yazarsanız seviniriz çünkü biz 25teyiz

    YanıtlaSil
  8. teşekkürlerrr sana....

    YanıtlaSil
  9. Çok teşekkürler ellerinize emeğinize sağlık (:

    YanıtlaSil
  10. Teşekkürler.
    Devamını bekliyoruz :)

    YanıtlaSil
  11. Allah razı olsun valla.. kitap o kdr saçmaki. içinde tek bi tanım yok. sırf etkinlik. hiçbişey anlamıyrz.... hoca notda aldırmıyor. cook saol valla. duamı aldın :D

    YanıtlaSil
  12. 2 senedir bu blogtan yararlanıorum Tşkler. ^,^

    YanıtlaSil
  13. arkadşalr çok saolun glçkten çok glz olmuş mutlu oldum devamıda gelcekmiş o ayrı bi sevinç ellerinze saglık

    YanıtlaSil
  14. Çok teşekkürler gerçekten ellerinize sağlık :)

    YanıtlaSil
  15. cccccccccoooooooooookkkkkkkkkk teşşşkür ama devamı gelirse daha cok teskür ederiz

    YanıtlaSil
  16. çok teşekkür ederim emeğinize sağlık emeklerinizin devamını dilerim

    YanıtlaSil
  17. ya 20 den snra olanlar ne zaman yazılcakk..

    YanıtlaSil
  18. ben de burdan yaptım ödevimi ama öğretmenim sayfa 18 4.etkinliğin çok alakasız olduğunu söyledi.

    YanıtlaSil
  19. helal la size..

    YanıtlaSil
  20. teşekkürler:))

    YanıtlaSil
  21. çok sağoluuuunnn milleeeeeet

    YanıtlaSil
  22. süper ya tsk ederz =)

    YanıtlaSil
  23. allah razı olsunben kitaba bakıyordum kitap bana bakıyordu ama simdi ben kitaba bakıyorum yenıden sağolun

    YanıtlaSil
  24. eLLerinize Emeğinize SğaLık Çok güseL oLmuş.Ama Lütfen Devamını Çabuk ekLeyin.FazLa iLeridiyiz.30. Sayfadayızz

    YanıtlaSil
  25. çook teşekkür ederim

    YanıtlaSil
  26. çok teşekkürler ellerinize sağlık

    YanıtlaSil
  27. tsk.ettm çook qsel olmuss ellerinise saqlııq :)

    YanıtlaSil
  28. süper ama lütfen devamını da gtrın :)

    YanıtlaSil
  29. çok saolun ama devamı gelirse daha iyi olr :)

    YanıtlaSil
  30. bızler içn yaptıgnız herşey ıçn çok teşekkurler alah darda bırakmasının szın gbılerı

    YanıtlaSil
  31. dewamı cabuk gelsin be hacı hoca cok hızlı :D

    YanıtlaSil
  32. hazırlayandan Allah razı olsun. elinize emeğinize sağlık.MUHTEŞEMSİNİZ :D

    YanıtlaSil
  33. ya şuan dua ettiğim kadar kimseye etmedim yapandan geçirenden buraya koyanlardan allahh razıı olsun :)

    YanıtlaSil
  34. Coq SaqoLun İns Devamı En Kısa ZmnDa qeLir...

    YanıtlaSil
  35. Hele gardaş bunun devamı ne zman gelecaktır haa bakiiz hema hala yok hoca dedi neden yapmadın dedim bulmadım hele nasıl bulmassın halım kotu

    YanıtlaSil
  36. King'sinizz .. :)

    YanıtlaSil
  37. Admin devamınıda ekle biz 3. üniteye yetiştik hadi ekle artık

    YanıtlaSil
  38. elinize kolunuza saglık cok qüzel olmuş syf 21 de 4,5,8,9,10cevapları yanlış verilmişonlar
    4-D
    5-B
    8-C
    9-E
    10-E OLACAKHEPİNİZE İİ GÜNLERRRR:))))))))))

    YanıtlaSil
  39. BİDE BENİ YORUMLARIMI KABUL EDİN BİRA ÖNCEKİ KİŞİYİM İİ GÜNLER TEKRARDAN:)

    YanıtlaSil
  40. admin 22 den sonrasini beklioruz eline saglık

    YanıtlaSil
  41. Devamını ne zaman ekleneceğini yazarsanız memnun olurum şimdiden teşekkürler....

    YanıtlaSil
  42. dayı devamı ne zaman gelecek biraz çabuk olun yatmayın sizde bizim gibi harıl harıl çalışın ki arkadaşlarıma sizin siteyi önereyim umarım anlaşılmıştır hacker arkadaşlarım var siteyi kapatırlar yapmadıgımız şey degil ama bu sitelere pek yapmayız

    YanıtlaSil
  43. teşekkürler , devamını en kısa zamanda bekliyoruz

    YanıtlaSil
  44. çok tşkrlr (:

    YanıtlaSil
  45. çok teşekürler ama dewamını biraz çabuk eklerseniz daha iyi olur çünkü biz 35. sayfaya kadar geldik...

    YanıtlaSil
  46. çok teşekkür ederim eksik olanları da gönderirseniz çok sevinirim

    YanıtlaSil
  47. çok teşekkür ederim eksikleri de yollarsanız çok sevinirim

    YanıtlaSil
  48. güzell her kitabın cevabı var :D

    YanıtlaSil
  49. çok tşk edeiriz. ellerinize sağlık

    YanıtlaSil
  50. çok sağol devamı biraz hızlı eklerseniz sevinirim

    YanıtlaSil
  51. sitesnizi beğeniyorum ama yeni 11.sınıfların edebiyat kitabının cevaplarını bır an once bıtırsenız çok sevinecem yarı yolda kalıyoruz..

    YanıtlaSil
  52. teşekkürler :) Emeğinize sağlık!
    ..Ama devamını da biraz cabuk ekleseniz daha iyi olacak bizim için(23. sayfadayız).. Tekrar teşekkürler,,elleriniz dert görmesin :))

    YanıtlaSil
  53. hiç işime yaramadı eksikleri çok

    YanıtlaSil
  54. saol kardeş çok işime yaradı devamını bekleriz :D

    YanıtlaSil
  55. çok güzel ama biz sayfa 29 dayız.lütfen devamı gelsin:/

    YanıtlaSil
  56. çok saolun allah razı olsun valla ya

    YanıtlaSil
  57. Adsız