Bir zamanlar MSN kullanırken çokça işimize yarayan bu yöntemi Skype için de arar olduk. MSN için harici programlar indirildiği gibi Skype için de harici programlar indirilerek bu iş yapılabiliyor aslında ama ben bu yazımda sizlere videolu olarak "hiçbir program indirmeden" bu işin nasıl yapılacağını göstereceğim.

Bildiğiniz üzere bilgisayara sonradan indirilen programlar işinize yarasa da yaramasa da bilgisayar için fazladan bir yük ve alan kaplama olarak kendini göstermektedir. Ayrıca yayıncısının da ne derece güvenilir olduğunu bilmemek de kişinin kendi ve bilgisayarı için bir risktir. Elinizden geldiğince bilgisayar üzerinde bir işin "programsız olarak nasıl yapılacağını" araştırıp öğrenmek, sürekli olarak belli programlara bağlı kalmaktan her zaman daha iyidir.


Sürekli olarak Skype kullananlarınız var ise ve birden çok Skype hesabı ile aynı anda oturum açmak isteyenler için anlattığım programsız çoklu skype oturumu açma yöntemi eminim ki çok işinize yarayacaktır. Programsız oluşu sebebiyle de bilgisayara ekstradan bir yük yüklemekten kurtulmuş oluyorsunuz ve ayrıca program yükle kaldır derdi olmadan dakikalar içerisinde kendi çoklu skype açma ikonunuzu yaratabilmeniz açısından son derece avantajlı bir yöntem olduğunu söylememde fayda var.
Yazının devamını oku

CocaCola'nın ve Pepsi'nin kampanyalarında kullandığımız kapak şifreleri nasıl üretiliyor merak ettiniz mi bilmiyorum ama bu yazımda C# programlama dili ile o şifrelerden üreten bir program nasıl yapılıyor videolu olarak onu göstereceğim

C# programıyla ilgiliyseniz eğer, C# dili ile bir program yazabilmek için öncelikle Visual Studio adlı programı kullanmamız gerektiğini de biliyorsunuzdur. Bilmiyor iseniz de şuanda öğrenmişsinizdir. Herhangi bir dille de şifre üreten program yazılabilir ama ben bunu C# dili ile göstereceğim.

Buyrun siz videoyu izleyin ama video yüklenirken yada videoyu izledikten sonra muhakkak ki video altındaki açıklamalarımı da okuyun ve kesinlikle bu tarz programların ürettiği kodları kampanyalar dahilinde kullanmayınız!



Yukarıdaki videoyu izlediyseniz eğer, CocaCola ve Pepsi şifrelerinin nasıl üretildiğine de şahit olmuşsunuzdur. Amacım, C# ile ilgili olan arkadaşlara veya bu kod üretme işinin nasıl olduğunu merak eden arkadaşları aydınlatmaktı ve en basit haliyle bu işin mantığını göstermekti sadece. Kesinlikle bu tarz programların ürettiği kodları kampanya dahilinde kesinlikle kullanmayınız, zararlı çıkabilirsiniz. Çünkü bilgisayar bu şekilde kat trilyonlarca çeşit kod üretebilir.

Ufak bir matematik hesabı yapacak olursak, 8 karakterli bir şifrenin her bir karakteri için 35 farklı karakterden sadece birinin gelmesi durumu var ortada. Yani 35'in 1'li kombinasyonu hesabını yaparsak 8 karakterin her biri için 35 farklı karakter geleceğini düşünürsek; 35x35x35x35x35x35x35x35 = 2.2518754x10 üzeri 12 gibi bir sayı eder. Bu kadar büyük bir sayı kaç kat trilyon yada kent trilyon eder okuyabilir misiniz? Şahsen ben okuyamadım.

Bu kat trilyonlarca çeşit şifre arasından CocaCola'nın yada Pepsi'nin veritabanında saklı olan sayılarla, programla üretilen sayının eşleşme ihtimali çok çok çok düşük bir ihtimaldir. Ayrıca bir defa kullanılan kodun bir daha kullanılmadığını da göz önüne alırsak bu imkansıza yakın bir şeydir. Kaldı ki şirketler bu işi yaparken çok farklı algoritmalar ile kodlarını üretmiş olabilirler. Benim videoda göstermiş olduğum mantık, bu kod üretme işinin nasıl yapıldığına dair gösterilebilecek en basit mantıktır.

Buraya tıklayarak kaynak koda ulaşabilirsiniz. Çok fazla istek gelmesi üzerine kaynak kodları paylaşıyorum. Arayüzün yapımı tamamen size kalmış. Ben linkte sadece otomatik kod üretme kodunu paylaştım.
Yazının devamını oku

Uzun yıllardır bilgisayar kullananlar, kullandıkları bilgisayarlarının zamanla gereğinden fazla ses çıkardıklarına şahit olmuşlardır. Laptop bilgisayarlarda bu durum daha az iken özellikle masaüstü biilgisayarlarda bu ses gürültü seviyesinde de olabilmektedir. Peki bir bilgisayarın normalden fazla ses çıkarmasının sebepleri neler olabilir?

Pek çoğumuzun bildiği üzere bilgisayarlarımızda fanlar vardır. Fan dediğimiz bilgisayarın içindeki ufak vantilatörler, bilgisayar kasası içindeki donanımların soğutulmasından veya sıcaklığın belli değerlerde tutulmasından sorumludurlar. Çoğu zaman sesin kaynağı bu fanlar olmaktadırlar.

Bir fan gereğinden fazla ses çıkarıyorsa eğer, bunun birkaç sebebi olabilir. Bu sebeplerin başında ise havaların çok sıcak olması  gösterilebilir. Özellikle yaz aylarında fanınız donanımları soğutmak için gereğinden fazla çalışmak zorunda kalabilir fakat; yaz sıcağı fanın bağırması için tek başına yeterli bir sebep değildir elbette. Buna ek olarak yıllardır kullandığınız ve ilk aldığınız günden beri içi hiç temizlenmeyen bilgisayarınızı tozların istila etmesi de bilgisayarın anormal derecede sesler çıkarmasına sebep olmaktadır. Yani, bilgisayarınızın içi tozlanmıştır ve özellikle işlemci, anakart ve ekran kartı üzerinde biriken tozlar fanın bu donanımları soğutma işine engel oluyorlardır. Ayrıca fan üzerinde biriken tozlar da yine aynı şekilde fanın donanımları etkin bir şekilde soğutmasını engelliyor olabilir. Bu toz meselesi gerçekten ciddiye alınacak bir şeydir. Zira kendi masaüstü bilgisayarımda birkaç yıl önce bunu şahsen deneyimledim. Fanı basbas bağıran bilgisayarımın iç donanımlarındaki tozu temizleyince fanın sesi adeta kesilmişti.

Fanın gereğinden fazla bağırmasının sebepleri sadece sıcaklık ve toz değil elbetteki. Bilgisayarınızda aynı anda çalıştırmaya çalıştığınız ağır programlar da buna sebep olabilir. Başka bir deyişle bilgisayarınızın gücünü aşan programlar veya bilgisayarınızda, bilgisayarınızı zorlayacak işlemler yaptığınız takdirde, işlemci ve ona paralel olan diğer donanımlar gereğinden çok çalışakları için bu durum bilgisayar kasasında ısınmaya sebep olacaktır. Bu ısınma karşısında fanın yetersiz kalması durumunda yine bilgisayarınız gereğinden fazla ses çıkaracaktır. Sadece ağır programlar değil bazen bilgisayarınıza sızan ve arka planda sizden habersiz bir şekilde çalışarak işlemciyi kasan virüsler bile bilgisayarın bağırmasına sebep olabilmektedirler.

Bu tip durumlarda bilgisayarınızın gereğinden çok bağırmasına sebep olan şey her ne ise onu tesbit edip, cihazınızı rahatlatmanın bir yolunu bulmalısınız. Özellikle laptop kullanıyorsanız ve sık sık ısınma sorunuyla karşılaşıyorsanız bir soğutucu almanızı öneririm. Bilgisayarınız bağırdığı sırada ona daha fazla yüklenmeniz durumunda ya donanımlar zarar görecektir yada bilgisayar kendini korumaya almak için kendi kendini kapatacaktır.
Yazının devamını oku
Windows'taki bazı programları kaldırmak istediğinizde "Program Ekle / Kaldır" kısmında görünmez veya kaldıramazsınız. Ekstra uninstaller programları da indirirsiniz bazen fakat onlar da işe yaramaz. Bu tip durumlarda programı konsol aracılığıyla kaldırabiliyoruz.

Özellikle bilgisayarınızı kontrol altına alan ve tarayıcılarınızda zırt-pırt siteler açan, sizi rahatsız edecek türde hazırlanmış ufak programcıklar, başka programlar veya virüsler aracılığıyla bilgisayarınıza kurulurlar ve bu programlar ne " Program Ekle / Kaldır "da görülebilir ne de "Program Files" klasörleri içerisinde görülmezler.

Ben yukarıdaki paragrafta bahsettiğim bir programla hiç karşılaşmadım bilgisayarımda ama çokça şahit oldum. Konsoldan program kaldırma olayını ise, MySql'i kaldırmak için uğraşırken keşfetmiştim. MySQL'in farklı bir versiyonunu kurmak istiyordum ama bilgisayarımda mevcut olan versiyonunu kaldırmama rağmen aslında kalkmıyormuş ve ben her defasında kaldırdığımı sanıyormuşum. Yeniden kurduğumda ise yine aynı MySql versiyonunun kurulduğunu farkedince bu olayın bir tek konsoldan halledilebileceğini düşündüm ve bu şekilde hallettim. Görsel anlatımlarda da o yüzden MySQL'in kaldırılmasını örnek verdim. Yani bir yandan kaldırırken diğer yandan da siteye bununla ilgili bir yazı yazarım diye ekran görüntüsü aldım diyebilirim.

Anlatımı adım adım yapacağım.

1) Arama kısmına CMD yazarak konsol ekranını açıyoruz.


2) Konsol ekranını açtıktan sonra ilk önce "wmic" yazıp ENTER'e tıklayın daha sonra ise, "product get name" yazıp ENTER'e tıklayıp 5-10 dakika bekleyin. Bilgisayarınızın çalışma hızı ve mevcut programların durumuna göre bu bekleme süresi daha da uzun olabilir veya daha da kısa olabilir. Siz her halükârda hiçbir şey yapmadan sadece program listesinin gelmesini bekleyin.


Bayağı bir bekledikten sonra karşınıza bilgisayarınızda yüklü olan tüm programların, isim isim listesi gelecektir.


3) Listelenen program isimleri arasından, bilgisayarımızdan kaldırmak istediğimiz programı kaldırmaya geldi sıra. Hangi programı kaldırmak istiyorsanız, listeden onun tam adını bulun ve aşağıdaki sarı renk ile belirttiğim komutun içine "program adı" yazan kısmın yerine, kaldırmak istediğiniz programın tam adını yazınız.

product where name="programın adı" call uninstall komutunu kullanarak kaldırmak istediğiniz programı kaldırabilirsiniz. Tekrar etmem gerekirse eğer.... Komut içindeki "program adı" yazan kısmı silin ve tırnaklar arasına, kaldırmak istediğiniz programın listedeki tam adını yazın.

Bakınız, ben MySQL Installer programını kaldırmak istediğim için, tırnaklar arasına "MySQL Installer" yazmışım.

Siz de kaldırmak istediğiniz programın adını, verdiğim komut içindeki "programın adı" yazılı kısma yazmalısınız.


4) Kaldırmak istediğiniz programın adını yazıp ENTER'a tıkladıktan sonra bilgisayar size "Programı kaldırmak istediğinizden emin misiniz?" gibisinden bir şey soracaktır.

Bakınız :


Ekran görüntüsünden de göreceğiniz üzere parantez içerisinde (Y/N/?) ifadesi yer alacaktır. Anlayacağınız üzere "Y" harfi YES, N harfi ise "NO" anlamına gelmektedir.

 " Bu işlemi gerçekleştirmek istiyor musunuz? " yani;
 " Programı kaldırmak istiyor musunuz? " gibisinden bir soru soruyor aslında bize orada.

"Y" yazıp ENTER'a tıklamanız gerekmektedir. Ondan sonrasında ise bilgisayarınız kaldırma işlemini kendiliğinden gerçekleştirecektir.

" Method execution successful. "

ifadesini görürseniz eğer, program artık kaldırılmış demektir.
" Metot başarıyla gerçekleştirildi. " diyor bize bilgisayarımız.

Bakınız, şuradaki ekran görüntüsünde olduğu gibi.



Kaldıracağınız başka program yok ise, konsol penceresini kapatabilirsiniz. Tüm işlememiz ve dolayısıyla benim anlatacaklarım bukadar. Konuyla ilgili aklınıza takılan sorularınızı ve yorumlarınızı aşağıdaki yorum formuna yazabilirsiniz.
Yazının devamını oku
Skype kullanıyorsanız eğer, pencereyi kapatma butonuna basmanıza rağmen program halen görev çubuğunda aynen şu ekran görüntüsündeki gibi duruyorsa eğer;


boş yere kalabalık etmesinde dolayı bu durum can sıkıcı olabilir. Çünkü biz MSN kullanmış bir nesiliz. Kapatma tuşu olan "X" tuşuna basınca o program şu kısma gizlenmeli;
ama kapanmamalı. Arka planda aktif olmalı. Sizde benimle aynı düşüncedeyseniz eğer veya Skype kullanmaya yeni başladıysanız ve bunun nasıl yapıldığı hakkında bir fikriniz yoksa yazıyı okumaya devam edin.

Skype'taki "Araçlar" kısmında bulunan "Seçenekler"e tıkladığınızda karşınıza şöyle bir pencere gelecektir. 

Bu pencerede "Gelişmiş" sekmesine tıklamanız gerekiyor.

"Gelişmiş" sekmesine tıkladıktan sonra karşınıza aşağıdaki gibi bir ekran gelecektir.


Ekran görüntüsünde de görüleceği üzere, "Gelişmiş Seçenekler" kısmındaki; "Giriş yaptıktan sonra, Skype'ı görev çubuğunda tut" ifadesinin başındaki tik işareti işaretli olmamalı. İşaretli ise, o tik işaretini kaldırmanız gerekiyor. Daha sonra da "Kaydet" butonundan yaptığınız işlemi kaydettikten sonra artık Skype'ınız görev çubuğunda değil, "Bildirim Alanı Simgeleri" kısmında görünecektir.

Yani şu şekilde;

Bu işlemi yaptıktan sonra Skype artık görev çubuğunu boş yere işgal etmeyecektir. Bildirimlerinizi yine normal şekilde almaya devam edeceksiniz ve oturumunuzu kendiniz kapatmadığınız sürece Skype'ınız açık halde kalmaya devam edecektir.
Yazının devamını oku


Windows'a alışık olanlar için, Ubuntu'ya ilk geçiş aşamasında size, masaüstündeki simglerin yazı fontlarının büyüklüğü rahatsız edici olarak gelebilir. Şahsen benim hiç hoşuma gitmemişti. Mesela klasör adına uzun bir şeyler yazdığımız zaman, sırf yazının büyüklüğünden dolayı o klasör gereğinden fazla yer kapylayabilir ki çünkü yazının boyutu (uzunluk olarak) klasörün boyutunu geçebiliyor. Bu yazdıklarım bir yana, zaten Windows ortamına alışan bir için de ilk bakışta rahatsız edici gibi gelmesi gayet normaldir. Çünkü Ubuntu'ya göre Windows'un masaüstü simglerinin yazı fontu oldukça küçük.

Eğer siz de benim gibi bu bahsettiğimiz yazı fontunun büyüklüğünden rahatsız oluyorsanız, terminalden yapacağımız ufak bir işlem ile yazı boyutunuzu kafanıza göre ayarlayabileceksiniz.

Uçbirimi açarak şu kodu yazın :

gsettings set org.gnome.nautilus.desktop font 'Ubuntu 10'

ve ENTER yapın.

Kod içerisinde "10" yazan kısma ne yazarsanız, masaüstünüzdeki simgelerin yazı fontu da ona göre boyutlanacaktır. Bu kodu kullanarak yazı boyutunu kafanıza göre ayarlayabilirsiniz.

Bu işlem için bazı sitelerde MyUnity yada Tweak Tools gibi programlar kullananlara da rastladım ama bu şekilde yapmak bana daha pratik geldi şahsen.
Yazının devamını oku
Teknolojinin giderek geliştiği günümüzde artık devlet hastanelerinde göreceğiniz tedavileri için önceden randevu alabileceksiniz. TC Sağlık Bakanlığı'nın geliştirmiş olduğu bu sistem ile bulunduğunuz günden itibaren maksimum süre 15 gün olmak üzere istediğiniz güne ve istediğiniz saate randevu alabilmeniz mümkün. Hatta muayene olmak istediğiniz doktoru bile siz kendiniz, randevu alma sırasında seçebiliyorsunuz.

Şu site üzerinden randevularınızı alabilirsiniz : www.hastanerandevu.gov.tr/Vatandas/

Sistem yeni olduğu için bilmemeniz gayet normal. Elimden geldiğince bu basit işlemleri adım adım açıklayacağım.

1. Adım :
Üst kısımda verdiğim adrese tıklayıp siteyi açtıktan sonra karşınıza bir Türkiye haritası çıkacaktır. Burada, bulunduğumuz ili seçmemiz gerekiyor. Harita üzerinden ilinizin şeklini bulup tıklayın. Eğer bulunduğunuz ili harita üzerinde bulamıyorsanız, haritanın üst kısmındaki "İller" menüsünden bulunduğunuz il hangisi ise onu seçiniz.



2. Adım :
Hangi ili seçtiyseniz, o ilde bulunan hastanelerin listesi karşınıza çıkacaktır. Hangi hasteneyi seçmek istiyorsanız o hastanenin isminin üzerine tıklayın. Daha sonra ise sağ alt kısımdan "Randevu Al" butonuna tıklayınız.

Ben örnek olsun diye Hatay'ı seçtim. Siz de kendi bulunduğunuz ili ve hastaneyi seçmeniz gerekiyor. Daha sonra ise "Randevu al butonuna tıklamanız gerekiyor.




3. Adım :
"Randevu Al" butonuna tıkladıktan sonra, karşınıza şöyle bir ekran gelecektir.




Eğer ilk defa internetten randevu alıyorsanız kendiniz için yada bir tanıdığınız adına, "YENİ ÜYE" butonuna tıklayarak ilk önce kendinize bir üyelik açmanız gerekiyor. Üyelik için ise şu formu doğru bir şekilde doldurmanız gerekecek. Eğer daha önceden bir üyeliğiniz var ise, bu formu doldurmanıza gerek yoktur. Gerekli bilgileri doldurup "Giriş" butonuyla giriş yapabilirsiniz.


Formu doldurup üye olduysanız yada daha önceden bir üyeliğiniz var ise,
"TC Kimik numaranızı" ve sisteme üye olurken yazmış olduğunuz "Parola"nızı yazarak "Giriş" butonu yardımıyla sisteme giriş yapınız.


4. Adım :
Sisteme giriş yaptıktan sonra gerisi basit. Tekrar hastane adı, muayene olmak istediğiniz doktor adı veya polikliniği seçerek "Randevu Ara" butonuna tıklayınız. Butona tıklar tıklamaz hemen alt tarafta doktor adı yazan kısım belirecektir. Ona tıkladığınız zaman ise ekranın üst kısmında randevu saatleri belirecektir. İstediğiniz boş bir saati seçip randevu alma işleminizi tamamlayabilirsiniz.

Sisteme giriş yaptıktan sonraki aşamalarda neler yapıldığını görmek için alttaki ekran görüntülerine göz atabilirsiniz :

Fotoğrafı büyütmek için üzerine tıklayınız.


...Ve gerekli işlemleri yaptıktan sonra artık son aşamaya geldik diyebiliriz. Karşınıza son olarak aşağıdaki gibi bir ekran gelecektir. Ekranda beliren sayıları hemen yan taraftaki kutucuğa yazın ve Randevuyu Kaydet yazan butona tıklayın. 

Bu aşamaya kadar geldiyseniz artık randevunuzu almışsınız demektir. Randevunuzun alınıp alınmadığından emin olmak için ise, ekranın sağ üst köşesindeki "Randevu Geçmişi" yazan kısma tıklayarak bakabilirsiniz.


Randevunuz "Randevu Geçmişi" yazan kısımda görüldüyse eğer, randevunuz başarılı bir şekilde alınmış demektir. Ayrıca bu kısımdan daha önceden alınan randevulara da bakılabilmektedir.

Benim anlatacaklarım bu kadar. Konuyla ilgili yorumlarınızı aşağıdaki yorum formuna yazıp bana gönderebilirsiniz. Geçmiş olsun.
Yazının devamını oku
Depolama hafızaları ile RAM'in birbirine karıştırılmasının sebeplerinden biri belki de her ikisinde de gigabayte (GB) ifadelerinin kullanılmasıdır. Sonuçta her ikisi de bellektir.

Bir bilgisayarda depolama hafızaları 500 GB olabiliyorken, RAM ise 8 GB gibisnden düşük değerlere sahip olabiliyor mesela. Ama sonuç olarak her ikisinde de aynı terimler kullanılmış. Konuya yabancı olanlar, "ya benim flaş disk 16 GB ama bu bilgisayarın RAM'i 4 GB" gibisinden de karşılaştırmaya bile gidebiliyorlar fakat; bu yanlış bir karşılaştırmadır. Konuyu tamamen okuyunca anlayacaksınız.

Depolama hafızaları; adında da anlaşılacağı gibi depolama işlemi yaparlar. Hafıza kartları, hard diskler veya flaş diskler birer depolama hafızalarıdır. Yani bir telefonun, bilgisayarın yada herhangi bir cihazın programları, oyunları, belgeleri depolama alanıdır. Mesela flaş diskler en somut örnektir buna. 4 GB'tan, 64 GB'lara kadar flaş diskler mevcuttur piyasada. Bilmeyeniniz yoktur. İşte flaş diskler de depolama hafızalarına örnek olarak gösterilebilirler. Kiminin kapasitesi 8 GB'tır, kimisi 16 GB'tır. İçine oyun, dosya, belge atarsanız. Siz silmediğiniz sürece de o flaş diske attığınız şey orada kalır. Aslında siz bir depolama işlemi yapmış olursunuz.

Telefonunuza, tabletinize yada bilgisayarınıza bir müzik, oyun, program yada herhangi bir dosya attığınız zaman, indirdiğiniz zaman yada yükleme yaptığınız zaman, o cihaza yüklediğiniz şey, direkt olarak cihazın depolama hafızasına kayıt olur ve siz silmediğiniz sürece de hep orada kalır. İstediğiniz zaman, istediğiniz şeye ulaşabilirsiniz.

RAM, açılım olarak Random Accsess Memory'dir. Türkçesi, "rastgele erişimli hafıza" anlamına gelmektedir. Kısaca, geçici bellek olarak da tanımlanmaktadır. Telefonlarda, tabletlerde ve özellikle herhangi bir bilgisayarın özelliklerini incelerken mutlaka gözünüze çarpmış olan bir terimdir.

RAM'ler, cihazın işlemcisinde işlenecek olan bilgileri, geçici olarak depolayan bir hafızadır. Cihazımızda yaptığımız işlemlerin işlenmesine yardımcı olan bir donanımdır. Cihazımızda yaptığımız işlem bittiği zaman ise, o işleme ait veriler RAM üzerinden silinir. RAM'ler elektrik ile beslenirler. RAM'e elektrik gitmez ise, çalışmaz. Mesela bilgisayarda Mozilla Firefox'u açın, Windows Media Player açın bir tane de Word Belgesi açın. Sizin açtığınız her dosya yada programın çalışması için, bu programların çalışmasına yarayan bilgiler hemen bilgisayarın RAM kısmına gelir, siz kullandığınız sürece de onlar orada kalır. Bilgisayarı kapattığınız zaman ise, RAM'e giden elektrik duracağı için, bilgisayarı açtığınız zaman, açtığınız tüm dosya ve programların kapanmış olduğunu görürsünüz. Çünkü çalıştırdığımız zaman geçici olarak RAM'e gelen program ve belgeler, bilgisayar kapanınca elektrik bağlantısı gittiği için, o programın çalışmasını sağlayan bilgiler RAM'den siliniyorlar.

RAM



Her İki Bellek Arasındaki Farklar
RAM'e gelen bilgiler geçici olarak RAM'de kalırlar. İşlemlerimiz bittiği zaman silinirler. Bilgisayar yada herhangi bir elektronik cihaz, yalnızca işlem yaparken RAM'e bir şeyler depolanır. RAM'ler elektrik ile beslediği için, elektrik olmadığı zaman veriler RAM üzerinden silinir.

Depolama hafızalarına ise, belgeleri, dosyaları, programları kendimiz atabiliyoruz. Orada belgelerimizi saklayabiliyoruz. Bilgisayarın fişi çekilse de kapansa da veriler oradan silinmez. Biz silmediğimiz sürecce, depolama hafızasın attığımız her şey orada hep kalırlar.

Daha Somut Anlatımla RAM ve Depolama Hafızaları

Bu kısma kadar depolama hafızaları ile RAM'i ayrı ayrı tanıtmaya çalıştım ama biliyorum ki bu kelimelere yabancı olanlar buraya kadar okuduklarından pek bir şey anlamadılar. Her şey onlar için havada kaldı. Anlatımı biraz daha somutlaştıralım şimdi.

Depolama hafızalarını bir evin herhangi bir odası olarak düşünün. Orası evin deposu olsun yada kiler olabilir. Evdeki kullanılmayan eşyalar, yiyecekler vs. her şeyin orada depolandığını düşünün. İhtiyacınız olduğu zaman oraya gider, kullanmak istediğinizi oradan alırsınız. Siz orada bir eşya çıkarmadığınız sürece oraya yerleştirdiğiniz her şey orada kalır. Oda kapasitesinin alabildiği kadar eşyanızı orada depolayabilirsiniz.

RAM denilen geçicici belleği ise bir kamyon olarak düşünebilirsiniz. Nakliye işi yapan bir kamyon olsun bu kamyon. Bir ailenin, bulunduğu evden başka bir eve taşınacağını düşünelim. "Taşınma işlemi" için ise, eşyaları bir evden diğer eve taşıyacak olan bir kamyon tutuyorlar. Bu kamyon, eşyaları geçici olarak kendinden de bulunduracaktır. Yani "taşıma işlemi" bitene kadar. Ayrıca RAM için, "elektirik ile beslenir" demiştik. Kamyonun benzin ile çalışmasına benzetebilirsiniz bunu. Eğer kamyonda benzin yoksa, "taşıma işlemi" gerçekleşmeyecektir.

Kendi anlatımım ve yaratıcı zekam [:)] ile konuyu izah etmeye çalıştım. Umarım başarılı bir anlatım çıkabilmişimdir. Anlatımla ilgili aklınıza takılan çelişkileri yorum kısmına yazarsanız izah etmeye çalışırım.

Yazının devamını oku
Modeminizin arayüzünü kurcalamışsanız eğer karşılaşmış olabilirsiniz. IP havuzu, modeminiz kablosuz özelliğe sahip ise Wlan bölümünde bulunur genellikle.

Her modemde bulunmuyor sanırım. Daha önceden Huawei modem arayüzünü görmüş biri olarak, Huawei marka modemlerde "Erişebilecek maksimum aygıt sayısı" adından bir seçenek sunulmuş mesela, IP havuzu yerine. TP-Link marka modemlerde "ip havuzu" olarak geçiyor direkt olarak. Arayüz ---> Lan kısmından görebilirsiniz, TP-Link modemlerde.

Erişebilecek maksimum aygıt sayısı ve ip havuzu anahtar kelimelerini birleştirdiğiniz zaman aklınızda hemen hemen "ip havuzu" denen özelliğin ne anlama geldiğini anlamışsınızdır sanırım.

Wifi ile internete bağlandığınız zaman modeminiz, örnek veriyorum :
192.168.100.1 şeklinde bir ip adresi atar sizin cihazınıza. Farklı bir cihaz ile bağlandığınız zaman ise ona 192.168.100.2 adresini atar. Siz farklı bir cihazla bağlandığınız sürece her bağlanacağınız farklı bir cihazda sondaki rakamı bir arttırıp, IP adresini bağlanacak olan cihaza atar.

Mesela IP havuzunu 6 olarak sınırlandırırsanız modeminiz sadece 6 cihaza IP ataması yapabilecek ve ondan sonraki cihazlar bağlanamayacaklardır. Hatta wifi ile bağlanacağınız zaman, cihaz bağlansa bile örneğin bilgisayar ile bağlıysanız, wifi sinyali üzeride sarı bir ünlem oluşur. Siz modemi kapatıp açmadığınız sürece de o modemdeki IP havuzu sıfırlanmaz. Modemi her kapatıp açışınızda o kısım sıfırlanır ve daha önce modemin IP atadığı cihazlar silinir. Sonrasında yeniden cihaz alımına başlar..

Şifrenizi verdiğiniz halede, ev dışından birilerin bilgisayarınıza bağlanmasını istemiyorsanız bu yöntemi deneyebilirsiniz. Tabii eğer modeminizde "Erişebilecek maksimum aygıt sayısı" şeklinde bir seçenek yok ise, bu yöntemi alternatif olarak kullanabilirsiniz...

Tek amacı bu değil bu IP havuzunun tabi. Bir diğer amacı ise farklı cihazların/bilgisayarların birbiri arasında, modemin atadığı IP adresleri üzerinden iletişim kurmasını da sağlar.

Tamamen kendi tesbitlerimin sonucu ortaya çıkan bir yazıdır bu. Umarım doğru tesbitlerle anlatabilmişimdir. Google'da arayıp "nedir bu ya?" diye merak edenlere yardımcı olması dileğiyle.. :)


Yazının devamını oku


İçi boş olduğu halde bir türlü silinmeyen inatçı klasörlerle başınız dertteyse, indireceğimiz ufak bir program aracılığı ile o inatçı klasöre değdireceğiniz sihirli bir değnek, bu işi rahatça çözmenize yardımcı olacaktır. :)

Bu tür silinmeyen inatçı klasörlerin silinmemesine, bu klasörü bir veya bir kaç uygulamanın kullanıyor olması veya virüsler sebep olmaktadır. Unlocker adlı ücretsiz program ise, basit kurulumu ve kolay kullanımı ile sizi bu dertten saniyeler içerisinde kurtaracaktır.

Unlocker programını buradan indirebilirsiniz.

Programın kurulumunu ve kullanımını yazarak anlatmaktansa bu sefer bir değişiklik yapıp, ufak bir video çekmenin sizler açısından daha anlaşılır olacağını düşünerekten, Unlocker programının hem kurulumunu hem de kullanımını anlatan bir video hazırladım.

Videoyu daha net izlemek için tam ekran yapmanızı öneririm.

Yazının devamını oku

Büyük usta ve son zamanların en büyük dehalarından, aynı zamanda da Apple'ın kurucusu Steve Jobs'un da dediği gibi :

"Bu ülkede herkesin bilgisayar programlamayı öğrenmesi gerek. Çünkü insana düşünmeyi öğretir."

Çok da doğru demiş. Günümüzde aklımızın alamayacağı ve bizi hayretler içesinden bırakan bir çok şey aslında bilgisayar programlama dilleri sayesinde yapılmaktadır. Hatta Valve'nin kurucusu Gabe, programlama bilenleri geleceğin sihirbazları olarak tanımlamaktadır ama; bu yazıdaki amacım bilgisayar programlama ile neler yapılabileceği değil, insana kişisel olarak kazandırdıklarından bahsetmek istiyorum.

Bilgisayar programlama ilerde mesleğiniz olmayacaksa bile boş zamanlarınızda uğraşılması gereken bir hobiniz olabilir. Çünkü bilgisayar programlama, stratejik ve daha geniş düşünmenizi sağlamaktadır. Adeta satranç oynar gibi. Beyninizi yorar, daha çok beyin gücü gerektiriri. Bazen sınırlarınızı aşmanız gerekir.

Günümüzde hemen hemen tüm mühendislik dallarında bilgisayar programlama öğretilmesinin sebebi de budur zaten. Bilgisayar programlamayı bilmek aslında "Bilgisayar Mühendisleri"nin işidir fakat; günümüzde makine, elektrik-elektronik, inşaat, elektronik ve haberleşme mühendislikleri ve aklıma gelmeyen daha bir çok mühendislikte herhangi bir programlama dili yarım veya tam dönem öğretilmektedir.

Programlama dilini bilmeleri iş hayatlarında hiçbir zaman işe yaramayacak olan İnşaat mühendislerinin veya makine mühendislerine veya diğer mühendisliklere öğretilmesindeki asıl amaç da bu zaten : Düşünmeyi öğretmek. Düşünmeyi öreğtmekten kastım, daha geniş, daha stratejik, daha verimli düşünmeyi öğrencilere öğretmektir.

Bunların dışında, öğrencilerin bakış açısını geliştirmek, olaylara daha farklı boyutlardan bakabilmek ve ayrıca karşılaşacağınız problemlere en kestirme ve en akıllıca yolu bulabilmeyi öğretir. Mesela programlama dili öğrenirken öğreneceğiniz algoritma sayesinde çok karmaşık problemleri daha basite indirebilme ve her açıdan olasıkları değerlendirerek en akıllıca çözüme ulaşma gibi insana gerçek hayatta bir çok katkı sağlamaktadır. Bunun için hangi programlama dilinn öğrendiğinizin pek bir önemi yoktur.

Kendi alanınızla ilgili olmasa bile eğer hoşunuza gider ve kendizi iyice geliştirdikten sonra bu işten para kazanmak isterseniz; ister kendi uygulama ve programlarınızı yapıp satabilir, İsterseniz de hem yurt içi hem de yurt dışında rahatlıkla iş imkanı bulabilirsiniz...

Teknolojinin çok hızlı bir şekilde gelişmesiyle birlikte günümüzde Amerika işe almak için, programlama bilen 1 milyon kişi arıyor. Hatta bunun için başta Microsoft'un sahibi Bill Gates, Facebook'un sahibi Mark Zuckerberg ile Facebook'ta çalışan önemli bilgisayar mühendisleri, Twitter'ın sahibi Jack Dorsey, Drobbox'un sahibi Drew Houston ve diğer ün yapmış ve işinde başarılar elde etmiş önemli kişilerin, Amerika'da programlama öğrenme yaşını düşürerek, gençlere daha erken yaşta  programlama öğrenmeye teşvik etmek için ortaklaşa bir proje başlatmışlar.

Bu projenin videosunu alt yazılı olarak alt kısma ekledim. Videoyu baştan sona kadar izlemenizi tavsiye ederim. Bilgisayar programlamanın neden öğrenilmesi gerektiğini kısmen de olsa anlatan fakat daha çok programlama öğrenmeye teşvik eden bir bir video olmuş diyebilirim. Ayrıca çalışma alanlarının ne kadar eğlenceli yerler olduğundan da bahsetmeyi ihmal etmemişler.

Yazının devamını oku
Cda uzantısına sahip dosyalar genellikle CD’lere yüklenmiş olan müzik, ses kayıtları gibi dinlenebilir öğelerdir. Yani dosya derken, müzik dosyalarıdır. Mp3 ve .mp4 gibi. Bu .cda denen müzik dosyaları Windows Media Player’de sorunsuz çalışıyorlar fakat, cep telefonunuzda, mp3 çalar, ipod vs. gibi cihazlarda .cda formatını kullanamıyorsunuz. CD’den müziği aldım ben, hadi mp3 yapıp telefonuma yada müzik çalarıma atayım diyemiyorsunuz.

Şimdi bu yazıyı bu kısma kadar okuyan çok bilmiş arkadaşlar, “Ee.. Onda ne varki. Converter programı ile 1 dakikada ben onu istediğim formata çevirebilirim”diyebilirler ama hadi çevireyim denince çevrilmiyor işte. Ufak birşey yapmanız gerekiyor. İşte ondan sonra istediğiniz formata çevirmekte özgürsünüz.

İnternette biraz araştırma yaptım. Bu konuyu adam gibi açıklayan bir site bulamadım. Herkes converter sitesi önermiş ama CD’den direkt olarak converter programına atına, converter programı onu çeviremiyor ki. İstediğiniz kadar converter program deneyin ama olmuyor. Biraz kurcaladıktan sonra anlıyorum ki işin sırrı Windows Media Player’daymış aslında.

CD’yi bilgisayarınıza taktıktan sonra yapmanız gereken ilk iş, tüm dosyaları Windows Media Player’a atmak. Daha sonra ise, Windows Media Player içinden (Bu kısım için fotoğraf ekleyecektim ama versiyondan versiyona göre değişebiliyor. O yüzden siz WM Player’i kurcalayın biraz, kolaylıkla bulabilirsiniz.) “CD’deki dosyaları kopyala” hatta eğer seçenekler arasında mevcut ise; "Klasöre kopyala" yapın. Windows Media Player ise bunları tek tek bilgisayara kopyalamaya başlayacak. Aynen şöyle :




Peki Windows Media Player bunları nereye kopyalıyor?
Media Player bunları kendi “Müzik Kitaplığına” kopyalıyor. Bu müzik kitaplığına da ulaşmak için ise Windows 7 için izlemeniz gereken adımlar şöyle :

  • İlk önce masaüstünden "Bilgisayar" klasörüne (bazı yerlerde bilgisayarım olarak yazar) tıklıyorsunuz. Daha sonra ise açılacak olan klasörde sağ menüden “Müzik” kısmına tıkladıktan sonra, kopyaladığınız müziklerin orada olduklarını göreceksiniz.

Bakınız :


Hıh! İşte şimdi işlem tamamdır!!! Artık bu .cda uzantılı dosyları bir converter programı ile .mp3 formatına veya kafanıza göre herhangi bir formata çevirebilirsiniz.. 

Yöntem benim tarafımdan şahsen denenmiştir. Kesin bir çözüm yöntemidir.



EK BİLGİ
 Kemal ERYAŞAR adlı bir ziyaretçimiz, konuyla alakalı ekstradan çok faydalı bir bilgi paylaşmış bizlerle. Yorumunun ekran görüntüsünü alıp burada paylaşmaya değer bir yorum olarak gördüm. Üstte anlattıklarımı yaptıktan sonra bu ekran görüntüsünüdeki bilgi de size ekstradan fayda sağlayacaktır diye düşünüyorum : 


 

Yazının devamını oku

PayPal'da uzun bir süredir Türkçe dil desteği olmasına rağmen, benim hesabımın halen İngilizce olması üzerine farkettiğim bir şeydi bu aslında. PayPalı dil seçme kısmından her ne kadar Türkçe yapsam da, PayPal Türkiye sayfasından PayPal'e giriş yapsam da kullanıcı panelim yinede İngilizce kalıyordu. Daha sonradan farkettim ki bunun profil kısmından halledilmesi gerekiyormuş.


Paypal hesabınıza giriş yapın. “User Profile” menüsünden “View or Edit Profile” seçeneğine tıklayın. Daha sonra sol taraftan "My Settings" yazan kısma tıklayın. Açılacak olan sayfada "Preferred language" kısmının karşısında büyük ihtimalle "İngilizce" yazmış olduğunu göreceksiniz. Onun hemen karşısındaki "Update" yazan kısma tıklayacaksınız.  Gelecek olan sayfadan "Türkçe" yapıp, sonrasında ise son hamle olarak Save'a tıklayın ve artık PayPal hesabınız tamamen Türkçe! Hayırlı olsun. :)
Yazının devamını oku


Arkadaşınızla beraber aynı bilgisayardan karşılıklı olarak PES oynamak istiyorsanız fakat Joyistik kolunuz yok yada kol ile oynamayı bilmiyorsanız bu yazım tam size göre..Benim kuzenim onların klavyesinin USB girişli olduğunu söyleyince bu konuyu hemen araştırdım ve sonunda çözümünü buldum.Yapmak isteyenler varsa yazıyı incelemeye başlayabilirler.. ((=
Yazının devamını oku

İstatistikler

BLOGKAFEM.NET

© Copyright 2008-2018
Sitedeki yazıların her hakkı BLOGKAFEM.NET sitesine aittir.
Kopyalanması halinde lütfen kaynak gösteriniz.
DMCA.com Protection Status
Anasayfa | Hakkımda | Bizden Haberler | Reklam | İletişim