Anasayfa »
Türk Telekom "Boş Port Yok" Sorunu Nedir ve Ben Bu Sorunu Nasıl Çözdüm?
Yazar:
Ali Arslan
Yoğunluğumdan dolayı uzun süredir bloga yazamamakla beraber son birkaç haftadır yeni eve taşınmam dolayısıyla internetsizdim. İnternetsiz olmamın sebebi de elbette Türk Telekom'un kendisi. Neyseki kendileri sayesinde uzunca bir aradan sonra bloga tekrardan yazma kararı aldım.
Yıllar önce TTNET Berbat İnternet başlıklı bir yazı yazmıştım. O yazıdan tam 7 yıl sonra bu yazıyı yazıyorum ve isimlerinin TTNET'ten Türk Telekom'a değişmesi haricinde istikrarlı bir şekilde berbat hizmet vermeye devam ediyorlar.
Şu malum "boş port yok" sorunu benim de başıma geldi. Aslında port var. Zaten port yok dedikleri şey de oturup kazı kazılacak yada böyle aylarca alt yapı döşenmesi gereken bir problem değil. İstedikleri takdirde bir saatlerini bile almayacak bir iş. Ayrıca mahallede port sorunu olmadığı halde Türk Telekom, "Mobil wifi" yada "Jet wifi" adını verdikleri, baz istasyonu aracılığıya evde internet hizmeti satabilmek için kullanıcılara "port yok" şeklinde bir bahane uyduruyorlar. Bu bahaneye inan insanlar ise ya internetsiz kalıyorlar yada bu mobil wifi adı verilen hizmeti satın alarak 2 - 3 kat pahalıya internet hizmeti kullanmak zorunda kalıyorlar.
Öncelikle şunu bilmeniz gerekir ki "port yok" şeklindeki dayatılmaya çalışılan şey uydurmasyondan ibarettir. Teknoloji çağında yaşadığımız bu dönemde, böyle bahanelere inanmayın ve hakkınızı her türlü mercide sonuna kadar arayın. Eninde sonunda o "port yok" bahanesi bir anda çözülüyor. Bugün port yok diyen şirket yarın size "port sorunu çözüldü" şeklinde dönüş yapabiliyorlar. Asıl mevzu olayın peşini bırakmamakta yatıyor. İnternette eğer araştırırsanız, forum sitelerinde insanlar bir şekilde, kendi yöntemlerini uygulayarak bu problemle başa çıkıp evlerine internet bağlatabiliyorlar.
Olayın mantığı şu. İlk mesajlarda direkt Türk Telekom ilgileniyor. İkinci şikayet cevabına itirazdan sonra direkt BTK konuya el atıyor. Sonra bir de bakmışsınız ki bir sihir gibi port sorununuz 1-2 gün içinde çözülüyor. Olayın bu şekilde üzerine gitmediğiniz takdirde ise aylarca hatta yıllarca port yok diye size oyalarlar. Maalesef ki Türk Telekom, tekel olmanın verdiği gücü kullanarak, elinden geldiğince hizmet verme konusunda, siz zorla hizmet talep etmedikçe 1 gram bile kıllarını kıpırdatıp hizmet verme tenezzülünde bulunmuyor. Bu sebeple biz de onlardan paket alma tenezzülüne bulunmamaya karar verdik. Şimdi size Türk Telekom alternatifi firmalardan bahsedeceğim.
Sakın bir yanlış anlaşılma olmasın. Bu firmalardan abonelik alırken de yine Türk Telekom'dan port alma sıkınıtısıyla karşılaşabilirsiniz. Bu firmaları port sorununuzu çözmek için yazmadım. Sadece ucuza internet paketi kullanın diye yazdım. Çünkü bu firmalarada da Türk Telekom alt yapı sağlayıp, port veriyor. Siz bu şirketlerden size uygun olana başvurduktan sonra eğer bu şirketlerden biri size "Türk Telekom bize port atamadığı için internetinizi aktif edemiyoruz" şeklinde dönüş yaparlarsa, artık ne yapacağınızı biliyorsunuz. Yazıda bahsettiğim gibi BTK üzerinden şikayetinizin takipçisi ve ısrarcısı olarak port sorununuzu çözebilirsiniz. BTK üzerinden çözemezseniz araya farklı kurumlar sokarak yada başka kurumlara şikayet ederek o da olmazsa ilçenizdeki Türk Telekom Genel Müdürlüğü'ne giderek orada hakkınıızı arayın.
Ek olarak, Türk Telekom harici listelediğim firmalar İstanbul içi hizmet veriyorlar. İstanbul dışında yaşıyorsanız, kendi şehriniz için internet üzerinden ufak çaplı bir arama yaparak Türk Telekom alternatifi firmaları bulma imkanınız olabilir. Tekrar etmek de fayda var. Bu alternatif firmalar sayesinde sadece daha ucuza ve taahhütsüz internet kullanırsınız. Sadece ilk bağlatma aşamasında Türk Telekom ile yüz göz olmanız gerekebilir o da malum port sorunu vs. gibi sebepler yüzünden. Çünkü bu firmalarda Türk Telekom alt yapısı kullanıyorlar. Hiçbir port sorunu ile karşılaşmadan internet bağlantınız sağlanırsa eğer, kendinizi şanslı hissedebilirsiniz.
Yıllar önce TTNET Berbat İnternet başlıklı bir yazı yazmıştım. O yazıdan tam 7 yıl sonra bu yazıyı yazıyorum ve isimlerinin TTNET'ten Türk Telekom'a değişmesi haricinde istikrarlı bir şekilde berbat hizmet vermeye devam ediyorlar.
Şu malum "boş port yok" sorunu benim de başıma geldi. Aslında port var. Zaten port yok dedikleri şey de oturup kazı kazılacak yada böyle aylarca alt yapı döşenmesi gereken bir problem değil. İstedikleri takdirde bir saatlerini bile almayacak bir iş. Ayrıca mahallede port sorunu olmadığı halde Türk Telekom, "Mobil wifi" yada "Jet wifi" adını verdikleri, baz istasyonu aracılığıya evde internet hizmeti satabilmek için kullanıcılara "port yok" şeklinde bir bahane uyduruyorlar. Bu bahaneye inan insanlar ise ya internetsiz kalıyorlar yada bu mobil wifi adı verilen hizmeti satın alarak 2 - 3 kat pahalıya internet hizmeti kullanmak zorunda kalıyorlar.
Öncelikle şunu bilmeniz gerekir ki "port yok" şeklindeki dayatılmaya çalışılan şey uydurmasyondan ibarettir. Teknoloji çağında yaşadığımız bu dönemde, böyle bahanelere inanmayın ve hakkınızı her türlü mercide sonuna kadar arayın. Eninde sonunda o "port yok" bahanesi bir anda çözülüyor. Bugün port yok diyen şirket yarın size "port sorunu çözüldü" şeklinde dönüş yapabiliyorlar. Asıl mevzu olayın peşini bırakmamakta yatıyor. İnternette eğer araştırırsanız, forum sitelerinde insanlar bir şekilde, kendi yöntemlerini uygulayarak bu problemle başa çıkıp evlerine internet bağlatabiliyorlar.
Peki Ben Bu Sorunu Çözebilmek İçin Ne Yaptım?
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) üzerinden Türk Telekom'a şikayet yazdım. Sizde şikayette bulunmak için tek yapmanız gereken şey https://tuketicisikayet.btk.gov.tr/ adresi üzerinden online şikayet bildirim sistemine e-devlet ile giriş yapmak.Şikayet olarak ise, "Tür Telekom'dan mahallenizdeki port sorununu çözmek istediğinizi talep ettiğinizi ama Türk Telekom sizin bu port sorununu çözmek yerine size sürekli beklemenizi yada mobil wifi paketlerini kullandırmak istediğini" belirtin. Sizin bu şikayetinizden sonra Türk Telekom size cevap atacak ve "alt yapı yok, mobil wifi paketlerimizi kullanın" şeklinde cevap dönecek. Siz yine BTK üzerinden Türk Telekom'un bu cevabına "Şikayete İtiraz Et" yaparak cevap atın. Yine aynı şeyleri yazın. Durumunuzu anlatın ve Türk Telekom'un derhal mahallenizde port sorununu çözme çalışmalarında bulunmasını talep edin. Bu şikayetinize Türk Telekom, önceki cevabın aynısını kopyala-yapıştır yaparak size cevap olarak iletecek. Siz ise tekrardan Türk Telekom'un cevabına itiraz edin. Bu itirazınızdan sonra BTK bu sefer otomatikman olaya kendisi dahil olacak ve sizin yerinize Türk Telekom ile iletişime geçerek sizin sorununuzu çözecek.Olayın mantığı şu. İlk mesajlarda direkt Türk Telekom ilgileniyor. İkinci şikayet cevabına itirazdan sonra direkt BTK konuya el atıyor. Sonra bir de bakmışsınız ki bir sihir gibi port sorununuz 1-2 gün içinde çözülüyor. Olayın bu şekilde üzerine gitmediğiniz takdirde ise aylarca hatta yıllarca port yok diye size oyalarlar. Maalesef ki Türk Telekom, tekel olmanın verdiği gücü kullanarak, elinden geldiğince hizmet verme konusunda, siz zorla hizmet talep etmedikçe 1 gram bile kıllarını kıpırdatıp hizmet verme tenezzülünde bulunmuyor. Bu sebeple biz de onlardan paket alma tenezzülüne bulunmamaya karar verdik. Şimdi size Türk Telekom alternatifi firmalardan bahsedeceğim.
Alternatif Çözüm Yöntemi
Eğer BTK üzerinden şikayet etmek işe yaramadıysa, etkili bir yöntem daha var. O da abonelik başvurusu yaparken, hemen kapı komşunuz olan başka biri adına veya mahallede bulunan fakat kimsenin yaşamadığı boş bir dairenin adresini vererek internet bağlatmak istediğinizi söyleyin. Bir anda size boş port olduğunu söyleyecekler. Boş port olduğunu öğrendikten sonra saha elemanına, internet bağlatmaya geldikleri zaman durumu açıklayın. Aynı zamanda müşteri hizmetlerini de bilgilendirerek, interneti kendi evinize bağlatabilirsiniz. Doğrudan benim yaptığım bir yöntem değil fakat, bu yöntemi uygulayarak evine internet bağlatabilenler olduğunu biliyorum.
Türk Telekom Alt Yapısı Kullanan Alternatif Firmalar
Eğer İstanbul'da yaşıyorsanız, her ne kadar Türk Telekom alt yapısı kullansa da Türk Telekom'un taahhütlü ve yüksek fiyatlarına maruz kalmamak için sizin için şu firmalardan hizmet almanızı tavsiye ederim :- Net Galaksi
- Türknet
- Millenicom
- Netspeed
Sakın bir yanlış anlaşılma olmasın. Bu firmalardan abonelik alırken de yine Türk Telekom'dan port alma sıkınıtısıyla karşılaşabilirsiniz. Bu firmaları port sorununuzu çözmek için yazmadım. Sadece ucuza internet paketi kullanın diye yazdım. Çünkü bu firmalarada da Türk Telekom alt yapı sağlayıp, port veriyor. Siz bu şirketlerden size uygun olana başvurduktan sonra eğer bu şirketlerden biri size "Türk Telekom bize port atamadığı için internetinizi aktif edemiyoruz" şeklinde dönüş yaparlarsa, artık ne yapacağınızı biliyorsunuz. Yazıda bahsettiğim gibi BTK üzerinden şikayetinizin takipçisi ve ısrarcısı olarak port sorununuzu çözebilirsiniz. BTK üzerinden çözemezseniz araya farklı kurumlar sokarak yada başka kurumlara şikayet ederek o da olmazsa ilçenizdeki Türk Telekom Genel Müdürlüğü'ne giderek orada hakkınıızı arayın.
Ek olarak, Türk Telekom harici listelediğim firmalar İstanbul içi hizmet veriyorlar. İstanbul dışında yaşıyorsanız, kendi şehriniz için internet üzerinden ufak çaplı bir arama yaparak Türk Telekom alternatifi firmaları bulma imkanınız olabilir. Tekrar etmek de fayda var. Bu alternatif firmalar sayesinde sadece daha ucuza ve taahhütsüz internet kullanırsınız. Sadece ilk bağlatma aşamasında Türk Telekom ile yüz göz olmanız gerekebilir o da malum port sorunu vs. gibi sebepler yüzünden. Çünkü bu firmalarda Türk Telekom alt yapısı kullanıyorlar. Hiçbir port sorunu ile karşılaşmadan internet bağlantınız sağlanırsa eğer, kendinizi şanslı hissedebilirsiniz.
Upload (Yükleme) İşlemleri AKN'yi Etkiler Mi?
Yazar:
Ali Arslan
Gün içerisinde YouTube, Instagram, Facebook gibi sosyal medya platformalarına defalarca fotoğraf veya videolar yükleyebiliyoruz. Sadece sosyal medya platormları değil elbette. Bulut depolama olarak anılan hesaplarınıza gün içerisinde GB'larca yedek de alıyor olabilirsiniz.
Peki bu yükleme işlemlerini yaparken Adil Kullanım Noktası (AKN) (eski adıyla Adil Kullanım Kotası - AKK) bu yükleme işlemlerinden etkilenip etkilenmediğini hiç düşündünüz mü?
Bunu direkt olarak Türk Telekom yetkililerine sorarak en doğru cevabı sizler için edindik. Cevabını da sizlerle paylaşayım.
Peki bu yükleme işlemlerini yaparken Adil Kullanım Noktası (AKN) (eski adıyla Adil Kullanım Kotası - AKK) bu yükleme işlemlerinden etkilenip etkilenmediğini hiç düşündünüz mü?
Bunu direkt olarak Türk Telekom yetkililerine sorarak en doğru cevabı sizler için edindik. Cevabını da sizlerle paylaşayım.
Müşteri Temsilcisi - 10:56:04Size nasıl yardımcı olabilirim?
Blogkafem - 10:56:42Merhabalar, Upload işlemleri AKN'yi etkiliyor mu acaba?
Müşteri Temsilcisi - 10:57:12Upload işlemi akn 'yi etkilememektedir
Blogkafem - 10:57:16Örnek vermem gerekirse AKN 50 GB ise, ben 70 GB upload yaparsam ama buna karşılık sadece 20 GB download yaparsam, bu durumda AKN'yi aşmış olur muyum?
Müşteri Temsilcisi - 10:57:40Sadece download işlemi Akn 'yi etkilemektedir.
Blogkafem - 10:58:05Peki AKN'yi aşma durumunda yine sadece download hızında mı düşme oluyor? Yani upload hızında bir düşüş olmuyor değil mi?
Müşteri Temsilcisi - 10:58:50AKN aşma durumunda download hızınızda düşme olacaktır.Upload hızında değişme olmamaktadır
Blogkafem - 10:59:18Anladım. Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. İyi günler dilerim.
Müşteri Temsilcisi - 10:59:21
Türk Telekom İnternet Online İşlemleri kullandığınız için ben teşekkür eder, iyi günler dilerim.
Gördüğünz üzere yükleme işlemleri adil kullanım kotası denen hız kısıtlamasından tamamen bağımsızdır. Özet geçecek olursam :
- Upload (yükleme) işlemleri AKN'yi etkilememekte.
- Adil Kullanım Noktası'nı aşmış olsanız bile yükleme hızınızda düşüş yaşanmaz.
Yazının her hakkı Blogkafem.net sitesine aittir. Kopyalanması halinde lütfen kaynak gösteriniz.
Kişiye yada bir kuruma özel mail himzeti sunan bir çok kurum vardır. Kimi kurum ve kişiler ise kendi sunucularını kullanarak, kendilerine özel mail hizmetlerini, kendileri yönetmeyi tercih etmektedirler. Kimileri ise maillerinde en ufak bir sorun yaşanmaması adına, kişiye/kuruma özel mail adreslerinin kullanımı konusunda, Google Kurumsal Mail, Microsoft Kurumsal Mail yada Yandex Kurumsal Mail hizmetini kullanmayı tercih edebiliyorlar.
Kişiye yada bir kuruma özel mail adresiyle kast edilen şey ise, mail uzantısının direkt olarak kişinin veya bir kurumun satın aldığı domain uzantısına sahip bir mail adresidir. Örnek vermek gerekirse, info@apple.com, test@blogkafem.net, ali@aliarslan.com, support@microsoft.com vb. gibi tamamen bir kişiye yada bir şirket için özelleşmiş mail adreslerdir.
Kişi ve kurumların kurumsal mail kullanımlarında Google, Microsoft veya Yandex gibi büyük şirketlerle çalışmalarının en büyük sebebi ise mail gecikmesi, mail gitmemesi, maillerinizin spam kutusuna düşmesi veya gereğinden fazla spam mail almak daha birçok mail sorunun üstesinden ekstra bir personele, ekstra bir uğraşa ihtiyaç duymadan üstesinden gelebiliyor olmalarıdır. Zaten arkalarına bu büyük şirketleri aldıklarından dolayı mail güvenliği, sunucunun zarar görmesi sonucu mail kutularının kurtulamaması gibi sorunlarla da karşılaşmıyorlar.
Peki başlıkta da saydığım bu büyük şirketlerin sundukları kurumsal mail hizmetler paketleri nasıl? Hangisi daha iyi bir paket sunuyor. Hangisi ücretli, hangisi ücretsiz veya hangisinin fiyatı daha uygun?
Bir müşterim için yaptığım ufak çaplı bir araştırma sonucu elde ettiğim verileri blogkafem.net üzerinden sizlerle paylaşmak istedim. Kısacası bu yazıda Google, Microsoft ve Yandex'in sunduğu kurumsal mail hizmetlerinin karşılaştırması ve birbirlerine göre avantajlarını inceleyebilirsiniz.
İşte o şirketler ve sunmuş oldukları paketler.
Google (Gmail) Kurumsal Mail Hizmeti
Yandex Kurumsal Mail Hizmeti
Microsoft One Drive Kurumsal Mail Hizmeti
Paketler bunlar. Listeden de göreceğiniz üzere bu hizmeti ücretsiz olarka sunan tek şirket şuan için sadece Yandex şirketi. Google ve Microsoft'un sunduğu mail hizmetinde belirtilen fiyatlara ise KDV dahil değildir.
İlgili Yazılar :
Kişiye yada bir kuruma özel mail adresiyle kast edilen şey ise, mail uzantısının direkt olarak kişinin veya bir kurumun satın aldığı domain uzantısına sahip bir mail adresidir. Örnek vermek gerekirse, info@apple.com, test@blogkafem.net, ali@aliarslan.com, support@microsoft.com vb. gibi tamamen bir kişiye yada bir şirket için özelleşmiş mail adreslerdir.
Kişi ve kurumların kurumsal mail kullanımlarında Google, Microsoft veya Yandex gibi büyük şirketlerle çalışmalarının en büyük sebebi ise mail gecikmesi, mail gitmemesi, maillerinizin spam kutusuna düşmesi veya gereğinden fazla spam mail almak daha birçok mail sorunun üstesinden ekstra bir personele, ekstra bir uğraşa ihtiyaç duymadan üstesinden gelebiliyor olmalarıdır. Zaten arkalarına bu büyük şirketleri aldıklarından dolayı mail güvenliği, sunucunun zarar görmesi sonucu mail kutularının kurtulamaması gibi sorunlarla da karşılaşmıyorlar.
Peki başlıkta da saydığım bu büyük şirketlerin sundukları kurumsal mail hizmetler paketleri nasıl? Hangisi daha iyi bir paket sunuyor. Hangisi ücretli, hangisi ücretsiz veya hangisinin fiyatı daha uygun?
Bir müşterim için yaptığım ufak çaplı bir araştırma sonucu elde ettiğim verileri blogkafem.net üzerinden sizlerle paylaşmak istedim. Kısacası bu yazıda Google, Microsoft ve Yandex'in sunduğu kurumsal mail hizmetlerinin karşılaştırması ve birbirlerine göre avantajlarını inceleyebilirsiniz.
İşte o şirketler ve sunmuş oldukları paketler.
Google (Gmail) Kurumsal Mail Hizmeti
- Amerikan şirketi
- Google’ın en düşük paketi yıllık 212 TL + KDV (30 GB depolama alanı sunuyor)
- Google’ın orta paketi yıllık 424 TL + KDV (Sınırsız depolama alanı sunuyor)
- En üst paket için herhangi bir fiyat bilgisi vermemişler.
- Paketlerle ilgili tüm detaylar şu adreste : https://gsuite.google.com/pricing.html?tab_activeEl=tabset-companies
Yandex Kurumsal Mail Hizmeti
- Rus şirketi
- Ücretsiz ve tek paket
- Spam ve virüs koruması var. (Mail güvenliğini DR. WEB adlı anti-virüs koruyucusuyla sağlıyorlar.)
- Maksimum 1000 adet mail açılabilir.
- Sınırsız depolama alanı sunuyorlar.
Microsoft One Drive Kurumsal Mail Hizmeti
- Amerikan şirketi
- 1. Paketi yıllık 218 TL + KDV (Kurumsal E-Posta seçeneği bu paketinde yok. O yüzden işimize yaramaz.)
- 2. Paketi yıllık 435 TL + KDV (Kurumsal E-Posta seçeneği bu paketinde yok. O yüzden işimize yaramaz.)
- 3. Paketi 544.8 TL + KDV (Kurumsa e-posta seçeneği dahil. Toplamda 50 GB depolama sunuyor.)
- Detaylar şu adreste : https://products.office.com/tr-tr/onedrive-for-business/compare-onedrive-for-business-plans
Paketler bunlar. Listeden de göreceğiniz üzere bu hizmeti ücretsiz olarka sunan tek şirket şuan için sadece Yandex şirketi. Google ve Microsoft'un sunduğu mail hizmetinde belirtilen fiyatlara ise KDV dahil değildir.
İlgili Yazılar :
- Blogger'da Site Adı (Domain) Uzantılı Mail Adresi Almak, Nasıl Alınır? [Ücretsiz]
- CPanel'de Yandex Kurumsal Mail Ayarlarının Yapımı [Detaylı ve Resimli Anlatım]
- Kurumsal Yandex Mail Hesaplarının Aktif Edilmesi ve Mail Kurulum Ayarları
- CPanel Üzerinden Yandex MX Ayarlarının Yapımı
Hatay Büyükşehir Belediyesi'nden Ücretsiz İnternet Hizmeti
Yazar:
Ali Arslan
Hatay Büyükşehir Belediyesi başkanı Lütfü Savaş, Hatay halkı adına teknolojik açıdan büyük bir adım attı. Bilgi Noktası Projesi ile tüm Hatay'a ücretsiz internet verilmesi hedeflenirken, bu projenin ilk adımı Antakya ve İskenderun'da atıldı.
Hatay Büyükşehir Belediyesi “BİLGİ NOKTASI” adını verdiği bu proje ile belediyenin sorumluluğunda olan tüm meydanlar, park ve sosyal tesislerde, akıllı telefonlardan, tablet ve bilgisayardan ücretsiz ve sınırsız olarak kablosuz internete bağlanmak mümkün olabilecek.
Bilgi Noktası Projesi ile şuan için Antakya Atatürk Parkı, Antakya Ulus Alanı, İskenderun Türkmenistan Parkı ve İskenderun Anıtı civarındaki park alanlarında ücretsiz internet hizmeti sunulmaktadır. İleriki zamanlarda bu projenin daha da genişletilerek diğer bölgelere ve ilçelere verileceği tahmin ediliyor.
1) Cihazınızdan Wi-Fi (wireless) taramasını açın.
2) Wi-Fi ağlarını taradıktan sonra "HATAY BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ" siyaline bağlanın.
3) Bağlandıktan sonra, güvenliğiniz için bir kereye mahsus olmak üzere sisteme kaydolun.
4) Kayıt sırasında vereceğiniz cep telefon numaranıza ücretsiz olarak aktivasyon şifresi gelecektir. Telefonunuza gelen aktivasyon şifresini kullanarak ücretsiz ve sınırsız bir şekilde belediyenin sunduğu internet hizmetinden faydalanmaya başlayabilirsiniz.
Telefonunuza gelen şifreyi kesinlikle kaybetmeyin. Çünkü o şifreyi daha sonraki sisteme girişlerinizde kullanacaksınız. Dilerseniz siz kendi şifrenizi de belirleyebilirsiniz. Kendi şifrenizi belirledikten sonra bundan sonraki her bağlantınızda üstteki 4 adıma gerek duymadan, kendi şifrenizi kullanarak belediyenin sunduğu ücretsiz internet hizmetinden faydalanabilirsiniz.
Gördüğünüz gibi ücretsiz internet hizmetine bağlanmak son derece basit. Umuyoruz ki ülkemizde bu tarz projeler daha da yaygınlaşır. Konu ile ilgili düşüncelerinizi veya sormak istediklerinizi aşağıdaki yorum formunu kullanarak iletebilirsiniz.
Hatay Büyükşehir Belediyesi “BİLGİ NOKTASI” adını verdiği bu proje ile belediyenin sorumluluğunda olan tüm meydanlar, park ve sosyal tesislerde, akıllı telefonlardan, tablet ve bilgisayardan ücretsiz ve sınırsız olarak kablosuz internete bağlanmak mümkün olabilecek.
Bilgi Noktası Projesi ile şuan için Antakya Atatürk Parkı, Antakya Ulus Alanı, İskenderun Türkmenistan Parkı ve İskenderun Anıtı civarındaki park alanlarında ücretsiz internet hizmeti sunulmaktadır. İleriki zamanlarda bu projenin daha da genişletilerek diğer bölgelere ve ilçelere verileceği tahmin ediliyor.
Ücretsiz İnternet Hizmeti Nasıl Kullanılır?
Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin ücretsiz internet sunduğu bölgelerin herhangi birinde bulunuyorsanız eğer, ilk bağlantı için sadece 4 adımda ücretsiz internetten faydalanmanız mümkün.1) Cihazınızdan Wi-Fi (wireless) taramasını açın.
2) Wi-Fi ağlarını taradıktan sonra "HATAY BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ" siyaline bağlanın.
3) Bağlandıktan sonra, güvenliğiniz için bir kereye mahsus olmak üzere sisteme kaydolun.
4) Kayıt sırasında vereceğiniz cep telefon numaranıza ücretsiz olarak aktivasyon şifresi gelecektir. Telefonunuza gelen aktivasyon şifresini kullanarak ücretsiz ve sınırsız bir şekilde belediyenin sunduğu internet hizmetinden faydalanmaya başlayabilirsiniz.
Telefonunuza gelen şifreyi kesinlikle kaybetmeyin. Çünkü o şifreyi daha sonraki sisteme girişlerinizde kullanacaksınız. Dilerseniz siz kendi şifrenizi de belirleyebilirsiniz. Kendi şifrenizi belirledikten sonra bundan sonraki her bağlantınızda üstteki 4 adıma gerek duymadan, kendi şifrenizi kullanarak belediyenin sunduğu ücretsiz internet hizmetinden faydalanabilirsiniz.
Gördüğünüz gibi ücretsiz internet hizmetine bağlanmak son derece basit. Umuyoruz ki ülkemizde bu tarz projeler daha da yaygınlaşır. Konu ile ilgili düşüncelerinizi veya sormak istediklerinizi aşağıdaki yorum formunu kullanarak iletebilirsiniz.
İnternet Sitelerinin Geçmiş Hallerine Bir Tıkla Göz Atın
Yazar:
Ali Arslan
İnternet dünyasındaki milyonlarca internet sitesinin arşivini tutan Archive.org 1996 yılında kurulmuş sivil bir toplum kuruluşudur. Merkezi San Francisco'da bulunan bu kuruluşun amacı ise, internet sitelerini arşivleyerek çevrim içi bir kütüphane kurmaktır.
Archive.org sitesinin asıl yaptığı iş ise, internet sitelerinin belli zamanlarda ekran görüntülerini alarak kendi veritabanında saklamaktadır. Böylece yıllar geçse bile internet sitelerinin yıllar içerisindeki değişimlerini gözlemlemek mümkün olabilmektedir.
Gelişen teknoloji ve bununla beraber gelişen internet alt yapısı ile web sitelerinin arayüzleri de yıldan yıla değişim göstermektedir. Gelişen teknolojiye ek olarak gerek görsel programlama gerekse de back-end programalama konusunda insanların giderek kendini geliştirmeleri sonucunda yıllar önce çok amatör bir şekilde kurulan web sitelerinin, şuanda o eski hallerinden eser yok.
Dünya'da Facebook, Google başta olmak üzere ülkemizde de Milliyet, Shiftdelete, Sporx gibi milyonlarca tık alan internet sitelerinin ilk halleri eminim ki bir çoğunuzu şaşırtacaktır.
Günümüzde milyonlarca kişi tarafından tıklamalar alarak ün yapmış bazı büyük sitelerin amatör bir ruh ile kurulan eski halleri ve yıllar içindeki değişimleri :
Sizde Archive.org sitesine tıklayarak merak ettiğiniz bir siteyi aratarak geçmişine göz atabilirsiniz.
Archive.org sitesinin asıl yaptığı iş ise, internet sitelerinin belli zamanlarda ekran görüntülerini alarak kendi veritabanında saklamaktadır. Böylece yıllar geçse bile internet sitelerinin yıllar içerisindeki değişimlerini gözlemlemek mümkün olabilmektedir.
Gelişen teknoloji ve bununla beraber gelişen internet alt yapısı ile web sitelerinin arayüzleri de yıldan yıla değişim göstermektedir. Gelişen teknolojiye ek olarak gerek görsel programlama gerekse de back-end programalama konusunda insanların giderek kendini geliştirmeleri sonucunda yıllar önce çok amatör bir şekilde kurulan web sitelerinin, şuanda o eski hallerinden eser yok.
Dünya'da Facebook, Google başta olmak üzere ülkemizde de Milliyet, Shiftdelete, Sporx gibi milyonlarca tık alan internet sitelerinin ilk halleri eminim ki bir çoğunuzu şaşırtacaktır.
Günümüzde milyonlarca kişi tarafından tıklamalar alarak ün yapmış bazı büyük sitelerin amatör bir ruh ile kurulan eski halleri ve yıllar içindeki değişimleri :
- 5 Aralık 1998'de Google
- 4 Mart 2000'de Google
- 28 Ağustos 2006'da Facebook
- 18 Haziran 2008'de Facebook
- 16 Ekim 2015'te Shiftdelete.net
- 1 Nisan 2007'de Shiftdelete.net
- 3 Ekim 2012 Sporx.com
- 15 Mayıs 2007 Sporx.com
- 13 Nisan 1997 Milliyet.com.tr
- 18 Ağustos 2004 Milliyet.com.tr
Sizde Archive.org sitesine tıklayarak merak ettiğiniz bir siteyi aratarak geçmişine göz atabilirsiniz.
Mozilla Firefox Cetvel Eklentisi [MeasureIT]
Yazar:
Ali Arslan
CSS ile ilgileniyorsanız MeasureIT adlı bu cetvel eklentisinin tarayıcınızda mutlaka olması gerektiğini düşünüyorum. Gerek tema editleme gerekse de yazdığınız temalar için milimlik ölçümler yapmak için bayağı bir işe yaradığını söyleyebilirim. Özellikle simetrik kodlamalara ve görsel güzelliğe önem verenler için harika bir eklenti.
MeasureIT adlı bu eklentiyi ben Mozilla Firefox'ta kullanıyorum. Diğer tarayıcılarda da buna benzer eklentiler var ama ben bir Mozilla Firefox kullanıcısı olarak kendim kullandığım bu eklentiyi sizlerle paylaşmak istedim. Mozilla Firefox kullanıcıları bu tarz bir eklenti arıyorlarsa eğer kullanmalarını tavsiye ederim. Farklı bir tarayıcı kullanıyorsanız eğer bu konudan yola çıkarak siz de tarayıcılarınız için bu tarz bir eklenti bulabilirsiniz.
Buraya tıklayarak Mozilla Firefox için MeasureIT eklentisini kurabilirsiniz.
Eklenti piksel olarak ölçüm yapıyor. Buna göre kodlamalarda zaman kazancı sağlayabiliyor. Özellikle başkası tarafından kodlanmış temaları editlerken hangi alanın, ne kadarlık bir uzunlukta yapıldığına ait ölçümler bu eklenti ile rahatça yapılabilmekte.
MeasureIT eklentisini kurduktan sonra sadece eklenti simgesine tıklayarak, cetveli aktif hale getirip kullanabilirsiniz. İşiniz bittikten sonra ise cetveli kapatmak isterseniz eğer, tekrar eklenti simgesine tıklayarak cetveli pasif hale getirebilirsiniz.
CSS aracı olarak daha önce, herhangi bir sitedeki yazı fontunu bulma eklentisini anlatmıştım.
İlgili yazıyı okumak için tıklayın : Herhangi Bir Websitesinde Kullanılan Yazı Tipini Öğrenmek
Konu ile ilgili görüşlerinizi, yorum formu aracılığıyla bana iletebilirsiniz.
MeasureIT adlı bu eklentiyi ben Mozilla Firefox'ta kullanıyorum. Diğer tarayıcılarda da buna benzer eklentiler var ama ben bir Mozilla Firefox kullanıcısı olarak kendim kullandığım bu eklentiyi sizlerle paylaşmak istedim. Mozilla Firefox kullanıcıları bu tarz bir eklenti arıyorlarsa eğer kullanmalarını tavsiye ederim. Farklı bir tarayıcı kullanıyorsanız eğer bu konudan yola çıkarak siz de tarayıcılarınız için bu tarz bir eklenti bulabilirsiniz.
Buraya tıklayarak Mozilla Firefox için MeasureIT eklentisini kurabilirsiniz.
Eklenti piksel olarak ölçüm yapıyor. Buna göre kodlamalarda zaman kazancı sağlayabiliyor. Özellikle başkası tarafından kodlanmış temaları editlerken hangi alanın, ne kadarlık bir uzunlukta yapıldığına ait ölçümler bu eklenti ile rahatça yapılabilmekte.
MeasureIT eklentisini kurduktan sonra sadece eklenti simgesine tıklayarak, cetveli aktif hale getirip kullanabilirsiniz. İşiniz bittikten sonra ise cetveli kapatmak isterseniz eğer, tekrar eklenti simgesine tıklayarak cetveli pasif hale getirebilirsiniz.
CSS aracı olarak daha önce, herhangi bir sitedeki yazı fontunu bulma eklentisini anlatmıştım.
İlgili yazıyı okumak için tıklayın : Herhangi Bir Websitesinde Kullanılan Yazı Tipini Öğrenmek
Konu ile ilgili görüşlerinizi, yorum formu aracılığıyla bana iletebilirsiniz.
Resim Dosyasının Uzantısını ICO Yapmak [Online ICO Converter]
Yazar:
Ali Arslan
Uzantının .ico olmasından da anlayacağınız üzere bu tür uzantıya sahip dosyalar küçük ölçülerde bir resim dosyalarıdır. Yani "ikon"lardır. Herhangi bir programala dili ile uğraşıyorsanız veya kimi zaman websitenizin favicon kısmına bir ikon belirlemek istediğiniz zaman .ico uzantılı dosyalara ihtiyaç duyulabilmektedir.
İnternet üzerinde hemen hemen her konuda birbirinden çeşitli .ico uzantılı dosyalar bulunabilirken, kendi ikonumuzu kendimiz yapmak istediğimiz zaman veya hoşumuza giden bir resmi .ico uzantılı hale getirmek için çeşitli masaüstü uygulamaları mevcuttur. Fakat; masaüstü uygulamaları ile uğraşmak yerine bu işi "online" yapan siteler bana her zaman daha cazip gelmiştir.
İşte http://iconverticons.com/online/ sitesi de tam olarak bu görevi üstleniyor. Eğer elinizde png, jpg, jpeg, bmp vs. tarzında farklı uzantılara sahip dosyalar var ise, http://iconverticons.com/online/ ile bu bu dosyaları kolaylıkla .ico uzantılı hale getirebiliyorsunuz.
İkon dosyası haline getirmek istediğiniz resim dosyanızı sürükleyip sitedeki kare içine bıraktığınız zaman yükleme işlemi otomatik olarak başlayacaktır. Yükleme işleminden sonra ise "ico" butonuna tıklayarak, görselinizi ikon olarak bilgisayarınıza indirebiliyorsunuz.
Dediğim gibi bu işin online olması bizim için ayrı bir avantajdır. En azından program yükleme derdi ile uğraşmıyorsunuz. Ayrıca bu devirde bilgiyara kurdukları ekstra eklentiler ile bilgisayar program kurmak daha da güvenilmez bir hal almıştır. Sonuç olarak indirmeden bilemiyorsunuz. Kimi zaman büyük umutlarla indirdiğimiz programlar fos çıkabiliyor. Bu da zaman kaybı yaratabiliyor. Bu benim tercihimdir tabi. Siz nasıl yapıyorsunuz bilemiyorum ama; bu da resimleri .ico uzantılı hale getirmek için akıllarda bulunması gereken farklı bir yöntemdir.
İnternet üzerinde hemen hemen her konuda birbirinden çeşitli .ico uzantılı dosyalar bulunabilirken, kendi ikonumuzu kendimiz yapmak istediğimiz zaman veya hoşumuza giden bir resmi .ico uzantılı hale getirmek için çeşitli masaüstü uygulamaları mevcuttur. Fakat; masaüstü uygulamaları ile uğraşmak yerine bu işi "online" yapan siteler bana her zaman daha cazip gelmiştir.
İşte http://iconverticons.com/online/ sitesi de tam olarak bu görevi üstleniyor. Eğer elinizde png, jpg, jpeg, bmp vs. tarzında farklı uzantılara sahip dosyalar var ise, http://iconverticons.com/online/ ile bu bu dosyaları kolaylıkla .ico uzantılı hale getirebiliyorsunuz.
İkon dosyası haline getirmek istediğiniz resim dosyanızı sürükleyip sitedeki kare içine bıraktığınız zaman yükleme işlemi otomatik olarak başlayacaktır. Yükleme işleminden sonra ise "ico" butonuna tıklayarak, görselinizi ikon olarak bilgisayarınıza indirebiliyorsunuz.
Dediğim gibi bu işin online olması bizim için ayrı bir avantajdır. En azından program yükleme derdi ile uğraşmıyorsunuz. Ayrıca bu devirde bilgiyara kurdukları ekstra eklentiler ile bilgisayar program kurmak daha da güvenilmez bir hal almıştır. Sonuç olarak indirmeden bilemiyorsunuz. Kimi zaman büyük umutlarla indirdiğimiz programlar fos çıkabiliyor. Bu da zaman kaybı yaratabiliyor. Bu benim tercihimdir tabi. Siz nasıl yapıyorsunuz bilemiyorum ama; bu da resimleri .ico uzantılı hale getirmek için akıllarda bulunması gereken farklı bir yöntemdir.
Google botları sitelerimize gün içerisinde belli zaman aralıklarında ziyaret edeler. Bu ziyaret sayısını kestirmek zordur. Kimi zaman gün içerisinde birkaç kez gelebiliyorlarken, kimi zaman 2-3 günde bir defa siteye uğrayabiliyorlar. Elbette ki Google botlarının sitenizi çok sık görüntülemesi sizin için daha iyi olacaktır. Zira, şimdi yazdığınız bir yazının 3 gün sonra Google'da çıkmasını istemezsiniz, değil mi? Tabii bu konu bayağı geniş bir konu ve bu örümceklerin siteye gelme zamanları da belli başlı kriterlere bağlı. Konumuz şuanda bu değil.
Bu konuda sizlere Google botlarının sitenize en son ne zaman geldiğini, nasıl öğrenebileceğinizi göstereceğim. Bunu görerekten sitenizi ne kadar çok güncel tutmamız gerektiğine karar verebilirsiniz veya sitenize yazınızı yazdıktan sonra; "Acaba bu yazıdan sonra sevgili örümceğimiz siteyi ziyaret etti mi? Yazımı gördü mü? İndekslere aldı mı?" şeklindeki düşüncelerinize bir cevap alabilirsiniz. Bunu öğrenmenin bir yolu da Google önbelleğe bakmaktır. Böylece botun sitenize ne zaman geldiğini kolayca görebilirsiniz. Bunu öğrenmenin yolu da gayet basit.
Tarayıcınızın adres girilen kısmına; cache:sitenizinadi.com yazmanız yeterli olacaktır. Örneğin ben blogkafem'in önbelliğini ve botun siteyi en son ne zaman ziyaret ettiğini görmek istiyorsam tarayıcının adres çubuğuna şunu yazıp, Enter'a tıklamam yeterli olacaktır.
Bakınız :
Daha sonrasında ise sonuç kısmı sitenin üst kısmında şu şekilde görüntülenecektir :
Tarihten de görüleceği üzere benim bu yazıyı yazdığım sıradaki önbellek bilgilerine göre Google örümcekleri sitemin anlık görüntüsünü en son 31 Aralık 3014 Saat 12:45'te almış. Bu da aynı zamanda en son o tarihte sitenin indekslendiği anlamına gelmektedir. Zaten eğer yeni bir yazı yayınlamışsanız ve yazıyı henüz yayınlamadan önbellek kısmına bakarsanız, son yazdığınız yazınızın sitenizde olmadığını görürsünüz. Aslında o yazı vardır ama önbellekte henüz yoktur. Botun bir sonraki ziyaretinde ise artık o yazınızı da önbelleğe alacağından daha sonraki önbellek sorgularınızda o yazınızın önbellekte olduğunu görmüş olursunuz.
Bu konuda sizlere Google botlarının sitenize en son ne zaman geldiğini, nasıl öğrenebileceğinizi göstereceğim. Bunu görerekten sitenizi ne kadar çok güncel tutmamız gerektiğine karar verebilirsiniz veya sitenize yazınızı yazdıktan sonra; "Acaba bu yazıdan sonra sevgili örümceğimiz siteyi ziyaret etti mi? Yazımı gördü mü? İndekslere aldı mı?" şeklindeki düşüncelerinize bir cevap alabilirsiniz. Bunu öğrenmenin bir yolu da Google önbelleğe bakmaktır. Böylece botun sitenize ne zaman geldiğini kolayca görebilirsiniz. Bunu öğrenmenin yolu da gayet basit.
Tarayıcınızın adres girilen kısmına; cache:sitenizinadi.com yazmanız yeterli olacaktır. Örneğin ben blogkafem'in önbelliğini ve botun siteyi en son ne zaman ziyaret ettiğini görmek istiyorsam tarayıcının adres çubuğuna şunu yazıp, Enter'a tıklamam yeterli olacaktır.
Bakınız :
Daha sonrasında ise sonuç kısmı sitenin üst kısmında şu şekilde görüntülenecektir :
Tarihten de görüleceği üzere benim bu yazıyı yazdığım sıradaki önbellek bilgilerine göre Google örümcekleri sitemin anlık görüntüsünü en son 31 Aralık 3014 Saat 12:45'te almış. Bu da aynı zamanda en son o tarihte sitenin indekslendiği anlamına gelmektedir. Zaten eğer yeni bir yazı yayınlamışsanız ve yazıyı henüz yayınlamadan önbellek kısmına bakarsanız, son yazdığınız yazınızın sitenizde olmadığını görürsünüz. Aslında o yazı vardır ama önbellekte henüz yoktur. Botun bir sonraki ziyaretinde ise artık o yazınızı da önbelleğe alacağından daha sonraki önbellek sorgularınızda o yazınızın önbellekte olduğunu görmüş olursunuz.
Tarayıcıların Çeviri Eklentileri İle Kolay ve Hızlı Çeviriler Yapın
Yazar:
Ali Arslan
İnternetin, dünyaya açılan bir kapı olduğunu varsayarsak sanal alemde de hiç şüphesiz ki yine en çok kullanılan dillerden biri İngilizce'dir. Gerek türkçe içerkli sitelerde gezinirken, gerekse de yabancı sitelerde araştırmalarımıza çözüm ararken her defasında önce Google Translate sitesini açıp, ardından da çeviri yapacağımız kısmı oraya yapıştırmak uzun vadede zaman kaybı olabilir.
Çeviri eklentisi olarak denediğim birkaç farklı eklenti sonrasında karar verdiğim ve uzun zamandır da kullandığım Fast Translation adlı bir çeviri eklentisinin en sevdiğim yanlarından biri ise, sadece sağ tık yaparak kelimelerin, bazen ise komple bir cümlenin komple çevirisini yapabiliyorsunuz.
Google Chrome'da bildiğim kadarıyla yabancı bir siteye giriş yapıldığında tarayıcı, site dilini otomatik olarak Türkçe'ye çeviriyor fakat ve bu durumu pek sağlıklı bulmuyorum. Çünkü, sayfayı komple olarak çevirdiği için, sanki bir komple makaleyi Google Çeviri'ye yapıştırmış gibi sağlıksız çeviriler yapıyor. Bu durumda da çoğu zaman, yaptığımız çeviri saçma sapan ve anlamsız olabiliyor. Bu sebeple, yabancı bir siteye girildiği zaman, cümle cümle çeviri yapılmasından yanayım. Bu şekilde daha doğru sonuçlar alabilirsiniz. Zaman kaybını en aza indirmek için ise, bir Mozilla Firefox eklentisi olan Fast Translation eklentisine benzer eklentiler kullanabilirsiniz.
Bu tarz eklentilerden çok fazla var. İstediğiniz birini Mozilla Firefox'un eklentiler kısmından arayıp indirebilirsiniz. Yazının başlarında da dediğim gibi ben birkaç denemeden sonra Fast Translation eklentisini pratiklik açısından daha çok sevdiğim için size bu eklentiyi öneriyorum. Eğer Mozilla Firefox kullanıcısı iseniz;
Fast Translation, Mozilla Firefox Eklentisi'ni kurmak için buraya tıklayabilirsinz.
1) İlk önce çeviri yapacağınız kelimeyi, kelime gurubunu yada cümleyi seçin.
2) Eğer eklentiyi tarayıcınıza kurduysanız, seçtiğiniz kelimeye sağ tıklayıp "Translate" yapın.
Sonrasında da aşağıdaki gibi bir ekranda, çeviri yaptığınız kelimenin Türkçe karşılığı karşınıza gelecektir.
Firefox kullanıcısı olduğum için, "Çeviri Eklentisi" konusuna daha çok Firefox tarayıcısı üzerinden değindim. Örneğin Google Chrome tarayıcısı için de bu tarzda bir çok uzantı mevcut. Amacım bu konu ile, hem ingilizce çeviri konusunda sizlere farklı bir bakış açısı kazandırmak hem de gezindiğiniz sitelerde karşınıza çıkacak olan yabancı kelimeleri nasıl hızlı bir şekilde çevirebileceğiniz konusunda sizleri aydınlatmaktı. Umarım faydası olur. Bir başka yazıda görüşmek üzere. Konu ile ilgili yorumlarınızı aşağıdaki yorum form yazabilirsiniz.
Çeviri eklentisi olarak denediğim birkaç farklı eklenti sonrasında karar verdiğim ve uzun zamandır da kullandığım Fast Translation adlı bir çeviri eklentisinin en sevdiğim yanlarından biri ise, sadece sağ tık yaparak kelimelerin, bazen ise komple bir cümlenin komple çevirisini yapabiliyorsunuz.
Google Chrome'da bildiğim kadarıyla yabancı bir siteye giriş yapıldığında tarayıcı, site dilini otomatik olarak Türkçe'ye çeviriyor fakat ve bu durumu pek sağlıklı bulmuyorum. Çünkü, sayfayı komple olarak çevirdiği için, sanki bir komple makaleyi Google Çeviri'ye yapıştırmış gibi sağlıksız çeviriler yapıyor. Bu durumda da çoğu zaman, yaptığımız çeviri saçma sapan ve anlamsız olabiliyor. Bu sebeple, yabancı bir siteye girildiği zaman, cümle cümle çeviri yapılmasından yanayım. Bu şekilde daha doğru sonuçlar alabilirsiniz. Zaman kaybını en aza indirmek için ise, bir Mozilla Firefox eklentisi olan Fast Translation eklentisine benzer eklentiler kullanabilirsiniz.
Çeviri Eklentileri İle Dilinizi Geliştrebilirsiniz
Herhangi bir dilin öğrenimi konusunda kendinizi geliştirmek istiyorsanız eğer, yabancı sitelere girdiğiniz zaman içeriğin çevirisini kendiniz yapmanızı tavsiye ederim. Bu tarz eklentileri de kendiniz için bir yardımcı araç olarak kullanabilirsiniz. Bu sayede sadece bilmediğiniz kelimelerin çevirisini yaparak, hem yeni kelimeler öğrenmiş olursunuz hem de kendinizi çeviri konusunda kendinizi geliştirmiş olursunuz. Özellikle de gramer konusunda iyi, fakat kelime dağarcığı konusunda sıkıntısı olanlar için son derece yararlı olabilecek bir eklentidir. Özellikle günümüzde, İngilizce öğreniminin son derece önemli olduğunu düşünürsek, bu yöntemi aklınızın bir kenarında bulundurmanızı tavsiye ederim.Bu tarz eklentilerden çok fazla var. İstediğiniz birini Mozilla Firefox'un eklentiler kısmından arayıp indirebilirsiniz. Yazının başlarında da dediğim gibi ben birkaç denemeden sonra Fast Translation eklentisini pratiklik açısından daha çok sevdiğim için size bu eklentiyi öneriyorum. Eğer Mozilla Firefox kullanıcısı iseniz;
Fast Translation, Mozilla Firefox Eklentisi'ni kurmak için buraya tıklayabilirsinz.
Fast Translation Eklentisi Nasıl Kullanılır?
Eklentinin kullanımı son derece basit. Aşağıdaki görselleri incelediğiniz takdirde, eklentinin kullanımı hakkında bilgi sahibi olabilirisiz.1) İlk önce çeviri yapacağınız kelimeyi, kelime gurubunu yada cümleyi seçin.
2) Eğer eklentiyi tarayıcınıza kurduysanız, seçtiğiniz kelimeye sağ tıklayıp "Translate" yapın.
Sonrasında da aşağıdaki gibi bir ekranda, çeviri yaptığınız kelimenin Türkçe karşılığı karşınıza gelecektir.
Firefox kullanıcısı olduğum için, "Çeviri Eklentisi" konusuna daha çok Firefox tarayıcısı üzerinden değindim. Örneğin Google Chrome tarayıcısı için de bu tarzda bir çok uzantı mevcut. Amacım bu konu ile, hem ingilizce çeviri konusunda sizlere farklı bir bakış açısı kazandırmak hem de gezindiğiniz sitelerde karşınıza çıkacak olan yabancı kelimeleri nasıl hızlı bir şekilde çevirebileceğiniz konusunda sizleri aydınlatmaktı. Umarım faydası olur. Bir başka yazıda görüşmek üzere. Konu ile ilgili yorumlarınızı aşağıdaki yorum form yazabilirsiniz.
Bir Websitesinin Çöktüğünü Nasıl Anlayabiliriz?
Yazar:
Ali Arslan
Çoğunlukla kullandığınız websitelerine bazı zamanlarda kısa süreli de olsa erişim sağlayamama gibi durumlarla karşı karşıya kalabiliyoruz. Hatta çok nadir de olsa zaman zaman Facebook ve Twitter gibi dünyanında önde gelen sosyal medya platformlarında da bu tarz şeylerle karşı karşıya kalabiliyoruz.
Peki siteye erişimemenin sebebi site sahibi tarafından koyulan kısa süreli bir erişim engeli midir yoksa herkes girebiliyor da bir tek sizin kullandığınız ağ da mı bir problem var?
Bir Websitenin Çöktüğünü Yada Erişilemez Duruma Geldiğini Nasıl Anlayabiliriz?
Bunu anlamanın basit bir yolu var.
http://www.downforeveryoneorjustme.com/ adlı bir web sitesi size bunun cevabını vermektedir. Boş olan kutucuğa test etmek istediğiniz sitenin adresini yazarak "or just me?" üzerine tıklıyoruz. Herkes sorunsuz bir şekilde girebiliyorken sadece siz o websitesine erişemiyorsanız karşınıza "It's just you." şeklinde bir cevap çıkacaktır. Erişmeye çalıştığınız siteye erişim problemi genel bir problem ise "It's not just you!" gibi bir cevap size geri dönecektir.
"Check another site?" kısmından ise farklı websitelerini test edebilirsiniz.
Örnek : google.com sitesini test ettik. Sorun sadece bizdeymiş. Başkaları tarafından erişilebilir olduğu gibi bir sonuç aldık. Bakınız :
Örnek : googleffff.com adında bir websitesi sıktım kafamdan ve onu test ettim. Sorun sadece bende değilmiş. Hiçkimse o siteye erişemiyormuş gibi bir anlam çıkarabiliriz aşağıdaki ekran görüntüsünden. Bakınız :
Peki siteye erişimemenin sebebi site sahibi tarafından koyulan kısa süreli bir erişim engeli midir yoksa herkes girebiliyor da bir tek sizin kullandığınız ağ da mı bir problem var?
Bir Websitenin Çöktüğünü Yada Erişilemez Duruma Geldiğini Nasıl Anlayabiliriz?
Bunu anlamanın basit bir yolu var.
http://www.downforeveryoneorjustme.com/ adlı bir web sitesi size bunun cevabını vermektedir. Boş olan kutucuğa test etmek istediğiniz sitenin adresini yazarak "or just me?" üzerine tıklıyoruz. Herkes sorunsuz bir şekilde girebiliyorken sadece siz o websitesine erişemiyorsanız karşınıza "It's just you." şeklinde bir cevap çıkacaktır. Erişmeye çalıştığınız siteye erişim problemi genel bir problem ise "It's not just you!" gibi bir cevap size geri dönecektir.
"Check another site?" kısmından ise farklı websitelerini test edebilirsiniz.
Örnek : google.com sitesini test ettik. Sorun sadece bizdeymiş. Başkaları tarafından erişilebilir olduğu gibi bir sonuç aldık. Bakınız :
Örnek : googleffff.com adında bir websitesi sıktım kafamdan ve onu test ettim. Sorun sadece bende değilmiş. Hiçkimse o siteye erişemiyormuş gibi bir anlam çıkarabiliriz aşağıdaki ekran görüntüsünden. Bakınız :
Google Artık Yandex Gibi Websitelerini Yeni Sekmede Açıyor
Yazar:
Ali Arslan
İnternet aleminin en çok bilinen 2 aramam motoru devi Yandex ve Google rekabetinde Google her ne kadar önde gitse bile, bazı konularda Yandex'ten de bir şeyler kapmıyor değil.
Bildiğiniz üzere Yandex, yayın hayatına başladığı ilk günden beri, arama sonuçlarındaki siteleri, arama sonuçları üzerine değilde, yeni sekmede açıyor olmasıyla dikkat çekmişti. Google ise bunu yapmayıp siteleri arama sonuçlarının üzerine açıyordu. Bunun neticesinde ise, aradığımız bilgiyi ilk girdiğimiz sitede bulamadığımız takdirde, tarayıcımızın "geri" butonuna tıklayarak arama sonuçlarına geri dönmek zorunda kalıyorduk.
Google mühendislerinin, Yandex'in arama sonuçlarında çıkan websitelerini kullanıcılara yeni sekmede açtırma fikri çok hoşlarına gitmiş olmalı ki bunu Google arama motoruna da entegre ettiler. Artık Google'da aradığımız sonuçlar arasından herhangi bir siteye tıkladığınız zaman, açılacak web sitesi Yandex'te olduğu gibi arama sonuçlarının üzerine değil, yeni sekmede açılmaktadır.
"Geri" yapmamak adına güzel bir hamle olarak düşünülse de koskoca Google yıllardır bunu akıl edememiş olamaz. Bu değişikliğin neden daha önceden değil de şimdi yapıldığı ise merak konusu.
Bildiğiniz üzere Yandex, yayın hayatına başladığı ilk günden beri, arama sonuçlarındaki siteleri, arama sonuçları üzerine değilde, yeni sekmede açıyor olmasıyla dikkat çekmişti. Google ise bunu yapmayıp siteleri arama sonuçlarının üzerine açıyordu. Bunun neticesinde ise, aradığımız bilgiyi ilk girdiğimiz sitede bulamadığımız takdirde, tarayıcımızın "geri" butonuna tıklayarak arama sonuçlarına geri dönmek zorunda kalıyorduk.
Google mühendislerinin, Yandex'in arama sonuçlarında çıkan websitelerini kullanıcılara yeni sekmede açtırma fikri çok hoşlarına gitmiş olmalı ki bunu Google arama motoruna da entegre ettiler. Artık Google'da aradığımız sonuçlar arasından herhangi bir siteye tıkladığınız zaman, açılacak web sitesi Yandex'te olduğu gibi arama sonuçlarının üzerine değil, yeni sekmede açılmaktadır.
"Geri" yapmamak adına güzel bir hamle olarak düşünülse de koskoca Google yıllardır bunu akıl edememiş olamaz. Bu değişikliğin neden daha önceden değil de şimdi yapıldığı ise merak konusu.
Google Chrome Kullanıcıları Tarafından Pek Bilinmeyen 5 İpucu
Yazar:
Ali Arslan
Chrome üzerindeki yeteneklerinizi geliştirmeye hazırmısınız? Konumunuzu nasıl ayarlayacağınızı, kolayca önbelleğe alınmış sayfalara nasıl bakacağınızı ve daha fazlasını öğrenmeye hazır olun.
Eğer internet sağlayıcınız olarak Google Chrome’u kullanıyorsanız, bilmeniz gereken ve kullanabileceğiniz birkaç kısa yol mevcut. The Digital Inspiration adlı blog, Chrome deneyimini artırmak isteyen kullanıcılar için bilinmesi gereken 15 kısayol yayınladı. Bu siteden tüm kısayollara bakabilirsiniz. Biz size başlamak için en iyi olan 5 kısayolu anlatacağız.
1) Coğrafi konumunuzu seçin
Mevcut konumunuzu gezdiğiniz sitelerle paylaşmak istemiyor musunuz? Yada belki seyahat için rezarvasyon yaparken başka bir devlet üzerinden daha iyi bir fiyat alacağınızı düşünüyorsanız bu ipucunu deneyebilirsin.
2) Otomatik tamamlama girişlerini silin
Bir URL yazarken eğer öneri çubuğunda birkaç utanç verici giriş görürseniz onları SHIFT + DELETE yardımıyla pratik bir şekilde silebilirsiniz.
3) Önbelleğe alınan sitelere bakmak
Bir web sitesinin önbelleğe alınmış sürümünü görmek ister misiniz? Yapamanız gereken sitenin URL'sinin ön kısmına cache : yazmak. Artık bu site için arama yapmanıza gerek yok. Google anasayfanızda çıkan küçük oka tıklayıp önbelleği seçmeniz yeterli.
4) Chrome uzantılarını elle yükleyin
Eğer aradığınız yer Chrome Web Store üzerinde mevcut değilse, CRX dosyasını indirip uzantılar sayfasına sürükleyip bırakabilirsiniz. Ayrıntılı adımlar için buraya bakabilirsiniz.
5) Web sitelerinin mobil sürümlerini görüntüleyin
İnternet bağlantınız yavaş olduğunda,yapmak isteyeciğiniz son şey ağır içinde bolca resim bulunan ağır bir sayfayı yüklemektir.Bu özellikle internet paketiniz azalmaya başladığında can sıkmaya başlar.
Eğer internet sağlayıcınız olarak Google Chrome’u kullanıyorsanız, bilmeniz gereken ve kullanabileceğiniz birkaç kısa yol mevcut. The Digital Inspiration adlı blog, Chrome deneyimini artırmak isteyen kullanıcılar için bilinmesi gereken 15 kısayol yayınladı. Bu siteden tüm kısayollara bakabilirsiniz. Biz size başlamak için en iyi olan 5 kısayolu anlatacağız.
1) Coğrafi konumunuzu seçin
Mevcut konumunuzu gezdiğiniz sitelerle paylaşmak istemiyor musunuz? Yada belki seyahat için rezarvasyon yaparken başka bir devlet üzerinden daha iyi bir fiyat alacağınızı düşünüyorsanız bu ipucunu deneyebilirsin.
- Geliştirici araçlarını açın. (F12 yada CTRL+SHIFT+I yapın.)
- Geliştirici araçları alanının sol üst köşesindeki telefon simgesini tıklayın
- Araçlar penceresinin alt yarısında bulunan Emulation sekmesini tıklayın
- Soldaki sensörleri (Sensors) seçin, sonra konum belirleme (Emulate Geolocation) koordinatlarının yanındaki onay kutusunu işaretleyin
- Enlem ve boylam değerlerini girin.
2) Otomatik tamamlama girişlerini silin
Bir URL yazarken eğer öneri çubuğunda birkaç utanç verici giriş görürseniz onları SHIFT + DELETE yardımıyla pratik bir şekilde silebilirsiniz.
3) Önbelleğe alınan sitelere bakmak
Bir web sitesinin önbelleğe alınmış sürümünü görmek ister misiniz? Yapamanız gereken sitenin URL'sinin ön kısmına cache : yazmak. Artık bu site için arama yapmanıza gerek yok. Google anasayfanızda çıkan küçük oka tıklayıp önbelleği seçmeniz yeterli.
4) Chrome uzantılarını elle yükleyin
Eğer aradığınız yer Chrome Web Store üzerinde mevcut değilse, CRX dosyasını indirip uzantılar sayfasına sürükleyip bırakabilirsiniz. Ayrıntılı adımlar için buraya bakabilirsiniz.
5) Web sitelerinin mobil sürümlerini görüntüleyin
İnternet bağlantınız yavaş olduğunda,yapmak isteyeciğiniz son şey ağır içinde bolca resim bulunan ağır bir sayfayı yüklemektir.Bu özellikle internet paketiniz azalmaya başladığında can sıkmaya başlar.
- Geliştirici araçlarını açın.(F12 yada CTRL+SHIFT+I)
- Geliştirici araçları alanının sol üst köşesindeki telefon simgesini tıklayın.
- Araçlar penceresinin alt yarısında bulunan Emulation sekmesini tıklayın.
- Soldaki aygıtı seçin,daha sonra açılan model kutusunsan cihazınızı seçin.
CNET
Yazının çevirisi BLOGKAFEM.NET için, Ahmet Umut Şerefoğlu tarafından yapılmıştır.
Sosyal Medyanın Kişilere Olan Etkisi
Yazar:
Unknown
Hemen hemen her evde artık internet var,durum böyle olunca da her evde de bir sosyal medya kullanıcısı var artık.
Sosyal medya hakkında önce kısaca bir bilgi vermek gerekirse; gerçek hayatın kendisini, dijital dünyaya taşıması ile beraber kullanıcıların istek ve ihtiyaçlarını birebir internet ortamında cevap bulması olarak ifade edebiliriz. Mesela en basit olarak, dışarı çıkıp yemek yemek yerine tercih ettiğimiz online sipariş alan yemek siteleri, ratile gitmek istediğimizde tur şirketindeki rehbere danışmak yerine online tatil hizmeti veren şirketi tercih etmemiz veya sinemaya gideceğimiz zaman gişede kuyruk bekleyerek alabileceğimiz bir bileti, tek bir tuşlamayla online ortam aracılığıyla zamandan ve mekandan tasarruf ederek almamızı örnek olarak verebiliriz.
Global Dijital Statics tarafından 2014 te yapılan araştırmada ülkemizde günlük olarak sosyal medyada 2,5 saat vakit geçiriyoruz ki buda 24 saatlik zaman diliminde azımsanmıycak bir süreye tekabül ediyor. Buraya kadar bahsettiğimiz ihtiyaç üzerine sosyal medya kullanımına ilişkin bilgilerdi.
Birde sosyal medya profilleri söz konusu. Aile, dost ve arkadaşlarımızla iletişim kurduğumuz ve samimi ilişkilerin olduğu Facebook; gündemi ve dünyayı yakından takip edip kendi duygu ve düşüncelerimizi özgürce ifade ettiğimiz twitter; daha profesyonel ve global dünyada herkesin anlık resim paylaşımında bulunduğu Instagram profilleri hemen hemen herkeste vardır. Bunlar sadece öne çıkan platformlardan birkaçı ve her biri bizim aktif olarak kullanıp farklı kullanıcılarla etkileşimde bulunduğumuz mecralardır.
Kullandığımız platform arttıkça bizim üzerimizdeki etkisi de değişiklik gösteriyor. Çünkü her sosyal medya mecrasının birbirinden bağımsız bir içeriği ve o içeriği uygun bir kullanıcı topluluğu var.
Facebook’ta beğendiğimiz bir yazı, aynı şekilde Twitter'da paylaşıldığında eleştirel yaklaşıp bu düşünceyi beğenmeyebiliyoruz gerekçe olarak; Twitterin bize kazandırdığı farklı çerçeveden bakış açışı.
Gerek teknolojik gerekse dijital devrimlerin yaşandığı bu bilgi çağında biz, sosyal medyanın giderek artan öneminin farkındayız. Bilgiye artık zaman, mekan ve kısıtlamalardan bağımsız olarak çok hızlı bir şekilde ulaşabiliyor ve böylece içerikte derinliğe daha rahat inebiliyoruz.
Sosyal medya hakkında önce kısaca bir bilgi vermek gerekirse; gerçek hayatın kendisini, dijital dünyaya taşıması ile beraber kullanıcıların istek ve ihtiyaçlarını birebir internet ortamında cevap bulması olarak ifade edebiliriz. Mesela en basit olarak, dışarı çıkıp yemek yemek yerine tercih ettiğimiz online sipariş alan yemek siteleri, ratile gitmek istediğimizde tur şirketindeki rehbere danışmak yerine online tatil hizmeti veren şirketi tercih etmemiz veya sinemaya gideceğimiz zaman gişede kuyruk bekleyerek alabileceğimiz bir bileti, tek bir tuşlamayla online ortam aracılığıyla zamandan ve mekandan tasarruf ederek almamızı örnek olarak verebiliriz.
Global Dijital Statics tarafından 2014 te yapılan araştırmada ülkemizde günlük olarak sosyal medyada 2,5 saat vakit geçiriyoruz ki buda 24 saatlik zaman diliminde azımsanmıycak bir süreye tekabül ediyor. Buraya kadar bahsettiğimiz ihtiyaç üzerine sosyal medya kullanımına ilişkin bilgilerdi.
Birde sosyal medya profilleri söz konusu. Aile, dost ve arkadaşlarımızla iletişim kurduğumuz ve samimi ilişkilerin olduğu Facebook; gündemi ve dünyayı yakından takip edip kendi duygu ve düşüncelerimizi özgürce ifade ettiğimiz twitter; daha profesyonel ve global dünyada herkesin anlık resim paylaşımında bulunduğu Instagram profilleri hemen hemen herkeste vardır. Bunlar sadece öne çıkan platformlardan birkaçı ve her biri bizim aktif olarak kullanıp farklı kullanıcılarla etkileşimde bulunduğumuz mecralardır.
Kullandığımız platform arttıkça bizim üzerimizdeki etkisi de değişiklik gösteriyor. Çünkü her sosyal medya mecrasının birbirinden bağımsız bir içeriği ve o içeriği uygun bir kullanıcı topluluğu var.
Facebook’ta beğendiğimiz bir yazı, aynı şekilde Twitter'da paylaşıldığında eleştirel yaklaşıp bu düşünceyi beğenmeyebiliyoruz gerekçe olarak; Twitterin bize kazandırdığı farklı çerçeveden bakış açışı.
Gerek teknolojik gerekse dijital devrimlerin yaşandığı bu bilgi çağında biz, sosyal medyanın giderek artan öneminin farkındayız. Bilgiye artık zaman, mekan ve kısıtlamalardan bağımsız olarak çok hızlı bir şekilde ulaşabiliyor ve böylece içerikte derinliğe daha rahat inebiliyoruz.
İnternet, hayatımızda önemli bir yer işgal ediyor. Artık her yerden tek bir tuşlamayla internetin sihirli dünyasına ulaşabiliyoruz. İstediğimiz bilgiye zaman ve mekandan bağımsız olarak, kaynak problemi çekmeden çok zengin bir içerik ortamında ulaşabiliyoruz.
İnternet artık bir amaç olmaktan çıkıp bir araç haline geldi. Gerek Facebook, gerek Twitter gerekse de Google+ vb. sosyal medya platformları ile hepimiz artık birer dijital kullanıcıya dönüştük.
Kişisel bilgilerimizi dijital dünyaya açtığımız bu noktada, kişisel veri güvenliğinin önemi ön plana çıkıyor. Sosyal medyada insanlarla etkileşim kurduğumuz andan itibaren, onların bizi tanımasını ve hakkımızda bilgi sahibi olmalarına olanak tanımış oluyoruz. Bu andan itibaren kişisel verilerimizin güvenliği daha da fazla bir önem arz ediyor. Peki biz dijital dünyada güvenliğimizi nasıl sağlayabiliriz?
Güvenlik uzmanları bu konuda önemle vurgu yapıyorlar. Çünkü, tüm hesaplarda kullandığınız tek bir şifre sizi daha kolay bir hedef haline getirebilir. Üçüncü şahıslar parolanızı kendi yöntemleriyle tespit ettiklerinde bu parolayı daha fazla bilgiye ulaşabilmek için diğer hesaplarınızda da deniyebilirler. O yüzden hesaplarınızda farklı parolalar seçmeniz daha güvenli olacaktır.
Gelişen teknoloji ve bilişim beraberinde yeni kavramları da beraberinde getirmekte. Bunlardan birisi de "Sosyal Mühendislik" denilen kavramdır.
Nedir Peki Sosyal Mühendislik?
İnsanları etkileme sanatı diyebiliriz kısaca. Bu tabiri kullanan bazı tehlikeli kişiler, en büyük güvenlik açığının insanın kendisi olduğunu düşünüp, saldırlarını bizzat kullanıcının kendisine düzenlerler. Buarda saldırıyı düzenleyen kişi,farklı kişiliklere bürünüp insanları kandırarak normal şartlarda alamıyacağı kişisel bilgilerinizi sizden kolay bir şekilde, kandırma sanatını kullanarak elde edebilirler.
Peki böyle bir saldırıya mağruz kaldığımızı nasıl anlayabiliriz?
İnternet artık bir amaç olmaktan çıkıp bir araç haline geldi. Gerek Facebook, gerek Twitter gerekse de Google+ vb. sosyal medya platformları ile hepimiz artık birer dijital kullanıcıya dönüştük.
Kişisel bilgilerimizi dijital dünyaya açtığımız bu noktada, kişisel veri güvenliğinin önemi ön plana çıkıyor. Sosyal medyada insanlarla etkileşim kurduğumuz andan itibaren, onların bizi tanımasını ve hakkımızda bilgi sahibi olmalarına olanak tanımış oluyoruz. Bu andan itibaren kişisel verilerimizin güvenliği daha da fazla bir önem arz ediyor. Peki biz dijital dünyada güvenliğimizi nasıl sağlayabiliriz?
Herşeyden Önce Güvenli Parola Seçimi
Hangi sosyal platformu kullanırsak kullanalım, 3.şahıslar zayıf halkayı buluna kadar tüm hesaplarınızı tek tek kontrol edebilir ve koymuş olduğunuz basit bir parolayı tespit edip amaçlarına ulaşabilirler. Öncelikle oluşturduğunuz parolalarda mutlaka büyük harf, küçük harf, özel karakterler ve rakam bulundurmalısınız.
Farklı Platform için Farklı Parola
Sosyal Mühendislik Tehlikesi
Nedir Peki Sosyal Mühendislik?
İnsanları etkileme sanatı diyebiliriz kısaca. Bu tabiri kullanan bazı tehlikeli kişiler, en büyük güvenlik açığının insanın kendisi olduğunu düşünüp, saldırlarını bizzat kullanıcının kendisine düzenlerler. Buarda saldırıyı düzenleyen kişi,farklı kişiliklere bürünüp insanları kandırarak normal şartlarda alamıyacağı kişisel bilgilerinizi sizden kolay bir şekilde, kandırma sanatını kullanarak elde edebilirler.
Peki böyle bir saldırıya mağruz kaldığımızı nasıl anlayabiliriz?
- Email adresinize gönderenin belli olmadığı spam mailler bir tehdit olabilir.(zararlı kod,resim içine gizlenmiş zararlı yazılım)
- Kendini polis,savcı,jandarma olarak tanıtıp sizden telefon vasıtasıyla para isteyen kişiler.(dolandırıcılık girişimi)
- Pishing yöntemi. Örnek olarak; taklit edilen bir bankanın emaili üzerinden sizden istenen kredi kart numarası, kart şifresi gibi güvenli olmayan bağlantılar üzerinden gönderilen mailler.
Şifrelerinizin Güvenlik Seviyesini Test Edin!
Yazar:
Ali Arslan
İnternetin gelişip yayılmasıyla beraber sosyal medya platformları başta olmak üzere çok çeşitli alanlarda hizmet veren siteler de çoğaldı. Özellikle de kişisel bilgilerimizin yer aldığı ve bir anlamda internet üzerindeki "kişisel kimliğimiz" haline gelen, kişisel sosyal medya hesaplarımızın güvenliği bizler için çok önemlidir. Peki sosyal medya hesaplarınızın parolası ne kadar güçlü? Bunu hiç düşündünüz mü?
Diğer web platformlarından daha da önemli olan sosyal medya üzerindeki hesaplarımız için en zor tahmin edilecek şifreler belirlemeye çalışıyoruz fakat bazen, kırılması zor gibi görünen şifreler çeşitli deneme - yanılma şifre denemesi yapan programlar ile kırılabiliyor.
Microsoft sitesi, sanal alemde üye olduğumuz platformlar üzerinde belirlediğimiz şifrelerin ne kadar güçlü olduğunu test etmemizi sağlayacak türden ufak bir "parola denetleyici" uygulaması yapmış.
Buraya tıklayarak parolanızı test edebilirsiniz.
Bu uygulama sayesinde hem nasıl güçlü şifre oluşturabileceğinizi öğrenebilirsiniz, hem de mevcut şifrenizin ne kadar güçlü olduğunu test ederek, belirlemiş olduğunuz şifrenin güvenlik seviyesini görebilirsiniz.
Diğer web platformlarından daha da önemli olan sosyal medya üzerindeki hesaplarımız için en zor tahmin edilecek şifreler belirlemeye çalışıyoruz fakat bazen, kırılması zor gibi görünen şifreler çeşitli deneme - yanılma şifre denemesi yapan programlar ile kırılabiliyor.

Microsoft sitesi, sanal alemde üye olduğumuz platformlar üzerinde belirlediğimiz şifrelerin ne kadar güçlü olduğunu test etmemizi sağlayacak türden ufak bir "parola denetleyici" uygulaması yapmış.
Buraya tıklayarak parolanızı test edebilirsiniz.
Bu uygulama sayesinde hem nasıl güçlü şifre oluşturabileceğinizi öğrenebilirsiniz, hem de mevcut şifrenizin ne kadar güçlü olduğunu test ederek, belirlemiş olduğunuz şifrenin güvenlik seviyesini görebilirsiniz.
Herhangi Bir Websitesinde Kullanılan Yazı Tipini Öğrenmek
Yazar:
Ali Arslan
İnternet kodlaması yaparken binlerce yazı fontu arasından hoşunuza gideni bulmak çoğu zaman size zaman kaybı yaşatabilir. Peki ya bilinen büyük sitelerde gördüğünüz ve hoşunuza giden yazı fontlarını kendi blogunuzda veya sitenizde de görmek isterseniz o yazı fontunu nasıl öğrenebiliriz?
Bu hizmeti veren çeşitli oline siteler var mıdır bilmiyorum ama tarayıcı eklentileri sayesinde istediğiniz herhangi bir sitenin yazı tipini bulmak oldukça kolay. Bunun için 2 eklenti önereceğim sizlere bunlardan bir tanesi What Font eklentisi diğer ise Context Font eklentisidir. Eklenti kelimesi daha çok Mozilla Firefox kullanıcılarının bildiği bir ifadedir. Eklenti dediğim şey aslında Google Chrome'daki uzantı ile aynı şeydir.
Bu eklentiler sadece yazı tipinin ne olduğunu bulmakla kalmayıp aynı zamanda yazının boyutu ve içerikteki yazıların satır aralıklarının ne kadar ve yazının hex color kodu hakkında da bilgi vermektedirler.
Google Chrome kullanıcısıysanız buraya tıklayarak What Font uzantısını tarayıcınıza kurabilirsiniz.
Mozilla Firefox kullanıcısıysanız, buraya tıklayarak Context Font eklentisini Firefox tarayıcına kurabilirsiniz.
Oldukça basit bir kullanıma sahip olan What Font eklentisini kurduğunuz zaman eklenti simgesi tarayıcınızın sağ üst köşesine gelecektir. Simgeye tıkladıktan sonra istediğiniz bir yazı tipi üzerine tıklayarak o yazı tipine ait bilgilere ulaşabilirsiniz. Eklenti açık olduğu sürece hiçbir şeye tıklanamamaktadır. Bu sebeple işiniz bittiği zaman, uzantıya ait simgenin hemen alt kısmından Exit What Font yaparak uzantıdan çıkış yapmanız gerekmektedir. Aşağıdaki videoyu izleyerek ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz.
What Font'a göre daha basit ve daha pratik. What Font'a göre tek dezavantajı ise yazı kopyalama yasağı olan sitelerde veya işaretlenmesi zor olan yazılarda etkisiz kalabilir. Context Font, yazı tipinin hangi renk ile kodlandığını yani hex color kodunu What Font eklentisinde olduğu gibi göstermemektedir. Tabii bunlar da dikkate alınmayacak kadar çok ufak tefek dezavantajlardır. Bunun dışında Mozilla Firefox kullanıcıları için çok iyi bir yazı tipi öğrenme eklentisidir diyebilirim. Ben de bir Mozilla Firefox kullanıcı olarak bu eklentiyi daha çok kullanacağım sanırım. Context Font'un yetersiz kaldığı durumlarda da What Font'a başvruruz artık. Bu eklenti tipi için de sizlere basit bir video hazırladım. Buyrun izleyin.
Bu hizmeti veren çeşitli oline siteler var mıdır bilmiyorum ama tarayıcı eklentileri sayesinde istediğiniz herhangi bir sitenin yazı tipini bulmak oldukça kolay. Bunun için 2 eklenti önereceğim sizlere bunlardan bir tanesi What Font eklentisi diğer ise Context Font eklentisidir. Eklenti kelimesi daha çok Mozilla Firefox kullanıcılarının bildiği bir ifadedir. Eklenti dediğim şey aslında Google Chrome'daki uzantı ile aynı şeydir.
- What Font eklentisi Google Chrome ile çalışan bir uzantıdır.
- Context Font ise Mozilla Firefox tarayıcısı ile çalışan bir yazı tipi bulma eklentisidir.
Bu eklentiler sadece yazı tipinin ne olduğunu bulmakla kalmayıp aynı zamanda yazının boyutu ve içerikteki yazıların satır aralıklarının ne kadar ve yazının hex color kodu hakkında da bilgi vermektedirler.
Google Chrome kullanıcısıysanız buraya tıklayarak What Font uzantısını tarayıcınıza kurabilirsiniz.
Mozilla Firefox kullanıcısıysanız, buraya tıklayarak Context Font eklentisini Firefox tarayıcına kurabilirsiniz.
What Font Uzantısının Kullanımı
Oldukça basit bir kullanıma sahip olan What Font eklentisini kurduğunuz zaman eklenti simgesi tarayıcınızın sağ üst köşesine gelecektir. Simgeye tıkladıktan sonra istediğiniz bir yazı tipi üzerine tıklayarak o yazı tipine ait bilgilere ulaşabilirsiniz. Eklenti açık olduğu sürece hiçbir şeye tıklanamamaktadır. Bu sebeple işiniz bittiği zaman, uzantıya ait simgenin hemen alt kısmından Exit What Font yaparak uzantıdan çıkış yapmanız gerekmektedir. Aşağıdaki videoyu izleyerek ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz.
Context Font Eklentisinin Kullanımı
What Font'a göre daha basit ve daha pratik. What Font'a göre tek dezavantajı ise yazı kopyalama yasağı olan sitelerde veya işaretlenmesi zor olan yazılarda etkisiz kalabilir. Context Font, yazı tipinin hangi renk ile kodlandığını yani hex color kodunu What Font eklentisinde olduğu gibi göstermemektedir. Tabii bunlar da dikkate alınmayacak kadar çok ufak tefek dezavantajlardır. Bunun dışında Mozilla Firefox kullanıcıları için çok iyi bir yazı tipi öğrenme eklentisidir diyebilirim. Ben de bir Mozilla Firefox kullanıcı olarak bu eklentiyi daha çok kullanacağım sanırım. Context Font'un yetersiz kaldığı durumlarda da What Font'a başvruruz artık. Bu eklenti tipi için de sizlere basit bir video hazırladım. Buyrun izleyin.
External Nofollow İle Nofollow Arasındaki Fark ve Dofollow Nedir?
Yazar:
Ali Arslan
Nofollow Nedir?
Nofollow'u kabaca Türkçe'ye çevirecek olursak, "takip etme" anlamına geliyor. Yani sitenizden dışarıya bir bağlantı verecekseniz eğer ve bu bağlantıyı da "rel=nofollow" etkiketiyle oluşturursanz eğer, arama motoru botlarına kısaca "ben bu bağlantıyı ekledim ama sen bunu takip etme ve bu bağlantıyı göz ardı et" demek istiyorsunuzdur. Böylece arama motoru botları o bağlantıları otomatik olarak göz ardı ederler ve o bağlantıyı taramazlar ve o siteye pagerank aktarımı da yapmazlar.
Sitesine link verdiğiniz kişinin linkini bu şekilde etiketlediğiniz zaman o site sahibi Google açısından hiçbir yarar sağlayamaz. Sizin için ise avantajı -eğer çok fazla dışarı link çıkışı yapıyorsanız sitenizde- Google'ın sitenizi spam ve çöp site olarak algılamasını engelleyebilirsiniz.
Örnek :
Şekindeki bir link yapısında arama motorlarına, yönlendirme yaptığımız www.siteadresi.com adresini takip etme diyoruz.
Daha ayrıntılı bilgi için buraya tıklayınız.
Dofollow Nedir?
Nofollow etiketi eklemediğiniz zaman ise, o siteyi otomatik olarak "rel=dofollow" yapmış olursunuz ki böylece arama motolarının botlarına da otomatikmen "bu siteyi takip ediyorum, sen de takip et ve pagerank aktarımı yap." demiş olursunuz. Yani bir anlamda sizin gözünüzde değerli bir bağlantı olmuş olur. Arama motorları da bunun böyle olduğunu anlarlar zaten.
Tavsiye : Site içi bağlantı vereceğiniz zaman "rel=dofollow" yapmanızı; site dışına bağlantı verecekseniz eğer linkleri, "rel=nofollow" olarak etiketlemenizi öneririm.
External Nofollow Nedir? External Nofollow İle Nofollow Arasındaki Fark Nedir?
Sanki çok daha farklı bir şeymiş gibi forum sitelerinde ve bazı web sayfalarında tartışılmaktadır bu konu. "rel=nofollow" ile "rel= external nofollow" arasında hiçbir fark yoktur!
Siz nofollow'dan önce external yazsanız da yazmasanız da Google gözünde o link yine "rel=nofollow" olarak ele alınmaktadır ve "rel=nofollow" için geçerli olan her şey "rel= external nofollow" için de geçerlidir.
Google yardım sayfalarında "rel= external nofollow" olayına hiç değinmeyip yalnızca "rel=nofollow" olayından bahsetmesi bile, aslında "rel= external nofollow" olayının çok da önemli bir şey olmadığını bize açık açık göstermektedir. Buna dayanarak Google'in standart olarak önerdiği takip edilmeyen link etiketleme biçimi olarak "rel= nofollow" etiketini önerdiğini söyleyebiliriz.
Nofollow'u kabaca Türkçe'ye çevirecek olursak, "takip etme" anlamına geliyor. Yani sitenizden dışarıya bir bağlantı verecekseniz eğer ve bu bağlantıyı da "rel=nofollow" etkiketiyle oluşturursanz eğer, arama motoru botlarına kısaca "ben bu bağlantıyı ekledim ama sen bunu takip etme ve bu bağlantıyı göz ardı et" demek istiyorsunuzdur. Böylece arama motoru botları o bağlantıları otomatik olarak göz ardı ederler ve o bağlantıyı taramazlar ve o siteye pagerank aktarımı da yapmazlar.
Sitesine link verdiğiniz kişinin linkini bu şekilde etiketlediğiniz zaman o site sahibi Google açısından hiçbir yarar sağlayamaz. Sizin için ise avantajı -eğer çok fazla dışarı link çıkışı yapıyorsanız sitenizde- Google'ın sitenizi spam ve çöp site olarak algılamasını engelleyebilirsiniz.
Örnek :
<a href="www.siteadresi.com" rel="nofollow">Siteye gitmek için tıklayın</a>
Şekindeki bir link yapısında arama motorlarına, yönlendirme yaptığımız www.siteadresi.com adresini takip etme diyoruz.
Daha ayrıntılı bilgi için buraya tıklayınız.
Dofollow Nedir?
Nofollow etiketi eklemediğiniz zaman ise, o siteyi otomatik olarak "rel=dofollow" yapmış olursunuz ki böylece arama motolarının botlarına da otomatikmen "bu siteyi takip ediyorum, sen de takip et ve pagerank aktarımı yap." demiş olursunuz. Yani bir anlamda sizin gözünüzde değerli bir bağlantı olmuş olur. Arama motorları da bunun böyle olduğunu anlarlar zaten.
Tavsiye : Site içi bağlantı vereceğiniz zaman "rel=dofollow" yapmanızı; site dışına bağlantı verecekseniz eğer linkleri, "rel=nofollow" olarak etiketlemenizi öneririm.
External Nofollow Nedir? External Nofollow İle Nofollow Arasındaki Fark Nedir?
Sanki çok daha farklı bir şeymiş gibi forum sitelerinde ve bazı web sayfalarında tartışılmaktadır bu konu. "rel=nofollow" ile "rel= external nofollow" arasında hiçbir fark yoktur!
Siz nofollow'dan önce external yazsanız da yazmasanız da Google gözünde o link yine "rel=nofollow" olarak ele alınmaktadır ve "rel=nofollow" için geçerli olan her şey "rel= external nofollow" için de geçerlidir.
Google yardım sayfalarında "rel= external nofollow" olayına hiç değinmeyip yalnızca "rel=nofollow" olayından bahsetmesi bile, aslında "rel= external nofollow" olayının çok da önemli bir şey olmadığını bize açık açık göstermektedir. Buna dayanarak Google'in standart olarak önerdiği takip edilmeyen link etiketleme biçimi olarak "rel= nofollow" etiketini önerdiğini söyleyebiliriz.
Google'ın 'Sürükle Bırak İle Görsel Arama' Özelliğini Biliyor Muydunuz?
Yazar:
Ali Arslan
Bilenleriniz vardır belki fakat çoğumuzun bilmediği bir özelliktir bu. Benim ise uzun zamandır bildiğim fakat yazması şimdiye kısmet olan bir yazıdır aslında bu.
Google gün geçtikçe kendini geliştirmekte ve kullanıcılarına bir çok avantaj ve kolaylık sağlamakta ve yaptığı her çalışma ile de internet kullanıcılarını kendine daha da çok hayran bırakmaktadır. Bu özelliklerden bir tanesi de "Sürükle Bırak Arama" özelliğidir.
Bilgisayarınızda ki bir görselin ne olduğunu bilimiyorsunuz diyelim veya ne olduğunu biliyorsunuz fakat internette benzerlerinin olup olmadığını görmek istiyorsanız yada o görsel ile ilgili bilgi edinmek istiyorsanız, görseli Google'ın arama çubuğuna sürükleyip bırakmanız yeterli olacaktır.
Görseli sürükleyip, Google'ın arama kutucuğuna bırakacağınız zaman "Görsel Buraya Bırakın" şeklinde ufak bir alan açılıyor zaten. O kısma resminizi bıraktığınız zaman, Google o görselle ilgili olan arama sonuçlarını size sunacaktır.
***Bu şekilde bir arama yapmak için Google Görsel arama üzerinden yani images.google.com adresinden görsel arama yapmanız gerekmektedir.
Bunun için sizlere örnek bir video çekimi yaptım. Videoyu yüksek çözünürlülükte izlemek için tam ekran yapmanız gerekmektedir.
Google'ın bu konuda henüz yüzde yüzlük bir başarı elde edemediğini, masanın üzerinde duran bir elma fotoğrafını sürükle bırak ile aratınca (renk benzerliğindne olsa gerek) yatak odası takımı veya kelime benzerliğinden "Elmander" gibi alakasız sonuçlar da çıktığı oluyor arada bir. :) Google'ın, sürükle bırak tekniği ile arama yapma özelliği üzerinde daha verimli sonuçlar elde edebilmek açısından biraz daha çalışması gerekiyor sanırım. Ama, fotoğraf kalitesi ve fotoğraftaki renk kalitesini de göz önüne alacak olursak %5-6 denebilecek kadar ufak tefek hataların olması gayet normaldir diyebiliriz.
Daha önce sizlere link kısaltarak para kazanılacak bir servis olarak Adf.ly sitesini tanıtmıştım. Fakat o siteyi tanıttıktan bir süre kazanç oranlarında aşırı derecede düşüş olduğunu farkettim. Bunu üzerine yeni, para kazandıran, link kısaltma servisleri denemeye başladım. Yeni siteler ararken özellikle reklamları düzgün, oranları iyi, ödeme sıkıntısı olmayan gibi kriterleri göz önünde bulundurdum.
Arayışlarımın ve denemelerim sonucunda Bc.vc adlı sitede karar kılıp, biraz test ettikten sonra sizlerle paylaşmayı uygun gördüm. 3 haftadır kullanıyorum. Herhangi bir sorun yaşamadım.
Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi bu tür siteler 1000 tıklamaya belirli bir ücret öderler. Adf.ly sitesinde bu ücret biraz daha aşağılara çekilmişken Bc.Vc sitesinde 1000 tıklamaya 2,5 $ (dolar) para verilmesi, bir link kısaltma servisi için son derece iyi bir orandır. Adf.ly'a göre en büyük artılarından bir tanesi de haftalık olarak ödemelerin yapılmasıdır.
Daha önceki yazım : Adf.ly ile Link Kısaltarak Para Kazanın! - (Ayrıntılı bilgi için tıkla!)
Nasıl Üye Olacağım?
Öncelikle buraya tıklayarak siteye girin. Siteye girdikten sonra "Şimdi Katıl" butonuna tıklayarak üyelik formunu açabilirsiniz. Karşınıza gelecek formu eksiksiz ve doğru bir şekilde doldurduğunuz takdirde siteye rahatlıkla üye olabilirsiniz. Formun alt kısmındaki "Hesap Türü" yazan kısımda "Link Kısalt" seçeneği seçili olacak. Site onu otomatik olarak şekilde seçmiş zaten ama siz yinede dikkat edin. Site Türkçe olduğu için üyelik konusu ile ilgili pek de bir açıklama yapmaya gerek yok.
Nasıl Link Kısaltabilirim ve Para Kazanmaya Başlayabilirim?
Siteye üye olup üye girişi yaptıktan sonra, kısaltmak istediğiniz linki anasayfada bulunan kutucuğun içine yapıştırıp "Kısalt" butonuna tıklıyorsunuz ve saliseler içinde size kısaltılmış link verilmekte.
Örnek Link : http://bc.vc/l1j3Bl (Google linki)
Bc.Vc Sitesinin Çalışma Mantığı Nedir?
Diğer para kazandıran link kısaltma servislerinde de olduğu gibi Bc.Vc sitesinde de kısaltımış linke tıklandıktan sonra 5 saniyelik geri sayım gelir. Bu geri sayım bittikten sonra "Reklamı Geç" butonuna tıklandığı takdirde kısaltılmış olan link, sizin istediğiniz adrese yönlenecektir.
(Üstteki örnek linkte görüldüğü gibi)
Bc.Vc sitesi için şuanda, her 1000 kişi için kazanacağınız ücret şuanda 2,5 dolar olarak belirlenmiştir. Bu ücret zamanla değişebilir. Ortalama olarak 1000 tıka ne kadar kazandığınızı görebilmek için anasayfada bulunan "Ort. CPM" yazılı kısma bakabilirsiniz.
Ödemeler Nasıl Yapılıyor?
Ödemeler ister PayPal hesabınıza, isterseniz de banka hesabınıza yapılmaktadır. Sitedeki "Ödemeler --> Hesap Detayları" kısmından, en alt taraftan ister PayPal hesabınızı isterseniz de banka hesabınızın IBAN numarasını yazarak ödemenizi her cuma günü sorunsuz ve otomatik olarak alabilirsiniz. Her cuma ödemenizi sorunsuz bir şekilde alabilmek için ödeme bilgilerinizi kesinlikle doldurunuz.
Alt Ödeme Limiti Nedir ve Ödemeler Ne Zaman Yapılıyor?
Alt ödeme limiti 10 dolardır. Ödemeler her hafta cuma günü yapılmaktadır. Ödeme alma konusunda sıkıntınız olmasın. Ödeme yapan bir web sitesidir. Şahsen denedim. Ödemelerde kesinti yapılmamaktadır. Kazançlar olduğu gibi hesaplarınıza yatırılmaktadır.
Bc.Vc Sitesinin Avantajları :
Adf.ly Sitesinin Avantajları :
Adf.ly Sitesinin Dezavantajları :
Daha önceki yazım : Adf.ly ile Link Kısaltarak Para Kazanın! - (Ayrıntılı bilgi için tıklayın)
Benim anlatacaklarım bu kadar. Hangisini kullanacağınıza siz karar verirsiniz artık. :) Konu ile ilgili soru veya görüşlerinizi aşağı kısma yorum olarak belirtebilirsiniz. Hepinize bol kazançlar dilerim.
Arayışlarımın ve denemelerim sonucunda Bc.vc adlı sitede karar kılıp, biraz test ettikten sonra sizlerle paylaşmayı uygun gördüm. 3 haftadır kullanıyorum. Herhangi bir sorun yaşamadım.
Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi bu tür siteler 1000 tıklamaya belirli bir ücret öderler. Adf.ly sitesinde bu ücret biraz daha aşağılara çekilmişken Bc.Vc sitesinde 1000 tıklamaya 2,5 $ (dolar) para verilmesi, bir link kısaltma servisi için son derece iyi bir orandır. Adf.ly'a göre en büyük artılarından bir tanesi de haftalık olarak ödemelerin yapılmasıdır.
Daha önceki yazım : Adf.ly ile Link Kısaltarak Para Kazanın! - (Ayrıntılı bilgi için tıkla!)
Nasıl Üye Olacağım?
Öncelikle buraya tıklayarak siteye girin. Siteye girdikten sonra "Şimdi Katıl" butonuna tıklayarak üyelik formunu açabilirsiniz. Karşınıza gelecek formu eksiksiz ve doğru bir şekilde doldurduğunuz takdirde siteye rahatlıkla üye olabilirsiniz. Formun alt kısmındaki "Hesap Türü" yazan kısımda "Link Kısalt" seçeneği seçili olacak. Site onu otomatik olarak şekilde seçmiş zaten ama siz yinede dikkat edin. Site Türkçe olduğu için üyelik konusu ile ilgili pek de bir açıklama yapmaya gerek yok.
Nasıl Link Kısaltabilirim ve Para Kazanmaya Başlayabilirim?
Siteye üye olup üye girişi yaptıktan sonra, kısaltmak istediğiniz linki anasayfada bulunan kutucuğun içine yapıştırıp "Kısalt" butonuna tıklıyorsunuz ve saliseler içinde size kısaltılmış link verilmekte.
Örnek Link : http://bc.vc/l1j3Bl (Google linki)
Bc.Vc Sitesinin Çalışma Mantığı Nedir?
Diğer para kazandıran link kısaltma servislerinde de olduğu gibi Bc.Vc sitesinde de kısaltımış linke tıklandıktan sonra 5 saniyelik geri sayım gelir. Bu geri sayım bittikten sonra "Reklamı Geç" butonuna tıklandığı takdirde kısaltılmış olan link, sizin istediğiniz adrese yönlenecektir.
(Üstteki örnek linkte görüldüğü gibi)
Bc.Vc sitesi için şuanda, her 1000 kişi için kazanacağınız ücret şuanda 2,5 dolar olarak belirlenmiştir. Bu ücret zamanla değişebilir. Ortalama olarak 1000 tıka ne kadar kazandığınızı görebilmek için anasayfada bulunan "Ort. CPM" yazılı kısma bakabilirsiniz.
Ödemeler Nasıl Yapılıyor?
Ödemeler ister PayPal hesabınıza, isterseniz de banka hesabınıza yapılmaktadır. Sitedeki "Ödemeler --> Hesap Detayları" kısmından, en alt taraftan ister PayPal hesabınızı isterseniz de banka hesabınızın IBAN numarasını yazarak ödemenizi her cuma günü sorunsuz ve otomatik olarak alabilirsiniz. Her cuma ödemenizi sorunsuz bir şekilde alabilmek için ödeme bilgilerinizi kesinlikle doldurunuz.
Alt Ödeme Limiti Nedir ve Ödemeler Ne Zaman Yapılıyor?
Alt ödeme limiti 10 dolardır. Ödemeler her hafta cuma günü yapılmaktadır. Ödeme alma konusunda sıkıntınız olmasın. Ödeme yapan bir web sitesidir. Şahsen denedim. Ödemelerde kesinti yapılmamaktadır. Kazançlar olduğu gibi hesaplarınıza yatırılmaktadır.
Bc.Vc Mi Kullanmalıyım Yoksa Adf.ly Mı?
Burada size her iki siteyi de kıyaslayacağım..Bc.Vc Sitesinin Avantajları :
- Bc.vc sitesi tamamen Türkçe'dir.
- Haftalık ödeme sistemleri ile her cuma ödemeleriniz otomatik olarak ödenmektedir.
- PayPal'ı olmayanlar için IBAN ile banka hesaplarına da ödeme yapmaktadırlar.
- Alt ödeme limitiniz 10 doları geçtiği an haftalık olarak, otomatik ödeme yaparlar. (Her cuma)
- Bir sorunla karşılaşırsanız iletişim kısmından iletişime geçeceğiniz bir destek ekibi vardır. Türk sitesi olduğu için destek alırken dil konusunda sıkıntı yaşamazsınız.
- Kullanıcıları rahatsız edecek türden reklamlar çıkabiliyor bazen.
- Sitede arada bir kapanmalar yaşanmaktadır bu sebeple kısalttığınız linkler bazen çalışmamakta ve siteye erişim problemleri yaşanmaktadır. Bu da kısa süreli de olsa kazançlarda aksamaya sebep olmaktadır.
Adf.ly Sitesinin Avantajları :
- Siteye erişim problemi kolay kolay rastlanmaz. Linkleriniz her zaman çalışır
- Adf.ly sitesinin reklamları daha temizdir. Kullanıcılarınızı rahatsız etmez.
- Alt ödeme limiti 5 dolardır. Adf.ly sitesinde paran 10 doları geçtiği an, hangi gün olursa olsun, anında paranızı talep edebilirsiniz. Eğer ödeme talebinde bulunmazsanız ay başı paranız hesabınıza otomatik olarak yatırılır.
Adf.ly Sitesinin Dezavantajları :
- Sadece PayPal'a ödeme yapmaktadırlar. IBANN hesabınıza ödeme yapmıyorlar.
- Destek ekibi ile iletişime geçecekseniz, İngilizce bilmek zorundasınız.
- 1000 tık başına kullanıcılara vaad ettiği ücret diğer link kısaltma sitelerine göre çok düşüktür. Bu da daha az kazanmanıza sebep olur.
Daha önceki yazım : Adf.ly ile Link Kısaltarak Para Kazanın! - (Ayrıntılı bilgi için tıklayın)
Benim anlatacaklarım bu kadar. Hangisini kullanacağınıza siz karar verirsiniz artık. :) Konu ile ilgili soru veya görüşlerinizi aşağı kısma yorum olarak belirtebilirsiniz. Hepinize bol kazançlar dilerim.
Tek Kullanımlık SMS Şifresi İle Google Hesabınızın Güvenliğini Arttırın!
Yazar:
Ali Arslan
Google'ın uzun zamandan beri devreye sokmuş olduğu bu sistem online bankacılık işlemlerindeki SMS sisteminin aynısıdır aslında. Sisteme giriş yapıyorsunuz, cep telefonunuza rakamlardan oluşan tek kullanımlık bir kod geliyor. Bu kodu sisteme yazmadan hesabınıza girilemiyor. Çok iyi bir özellik aslında. Kötü niyetli kişiler, şifrenizi çalsalar bile telefonunuz sizde olduğu sürece hesabınıza giremeyeceklerdir. Sisteme her girişte yeni ve tek kullanımlık kod üretilerek cep telefonunuza yollanmaktadır.
Günümüzde Google, başta Gmail olmak üzere depolama alanı, picasa fotoğraf albümünden blog oluşturmaya kadar bir çok alanda hizmet vermektedir. Bütün verilerinizin tek bir hesapta olması sebebiyle güvenliğin üst düzey olması şarttır. Bu durum göz önünde bulunduran yetkililer ise "2 adımlı doğrulama" adını verdikleri sistemi kullanıcıların hizmetine sunmuşlar.
Hadi şimdi "2 adımlı doğrulama" denen bu ek güvenlik önlemini nasıl aktifleştireğinizi görelim. İlk aşamada www.google.com adresine girerek işe başlıyoruz. Eğer oturum açmamış iseniz, sağ üst köşedeki "Oturum Açın" butonuna tıklayarak oturumunuzu açın.
Oturum açtıktan sonra ise sağ üst köşedeki "Paylaş" butonunun heme sağ tarafındaki küçük fotoğrafa tıkladıktan hemen sonra "Hesap" yazan kısma tıklıyoruz.
Bakınız :
Hesaba girdikten sonra, sol taraftaki menüden (aşağıdaki resimde de görüldüğü gibi) "Güvenlik" yazan yere tıklıyoruz. (Fotoğrafı büyütmek için üzerine tıklayın.)
Üstteki fotoğrafta da belirtildiği gibi 2 adımlı doğrulama kısmında "Ayarlar" butonuna tıkladıktan sonra sistem sizden şifrenizi girmenizi isteyecektir. Şifrenizi girdikten sonra ise açılacak olan sayfadan "Kurulumu Başlat" butonuna tıklayacaksınız..
Kurulum sırasında 4 aşamadan geçeceksiniz ve bu 4 aşama sonrasında işleminizi bitirmiş olacaksınız. Kurum aşamalarını da görsel olarak sizlerle paylaşmak istedim. Görselleri büyütmek için üzerlerine tıklamanız yeterli. Görsellerin altından ise açıklamaları takip edebilirsiniz.
![]() |
| Kısa mesaj seçeneği seçili ise telefon numaranızı yazdıktan hemen sonra "KODU GÖNDER" butonuna tıklayabilirsiniz. Eğer numaranız daha önce yazılısı ise devam edin. |
![]() | |
| Telefonunuza bir kod gelecektir. O kodu yazdıktan sonra "DOĞRULA" butonuna tıklayınız. |
![]() |
3. adımı ayrıca açıklamak istiyorum. Kurulum aşamasında "Bu bilgisayara güven" yapar iseniz, kendi bilgisayarınızda Google hesabınızla oturum açtığınızda, sistem cep telefonunuza doğrulama kodu göndermeyecektir. Bu tiki işaretlemez iseniz ve sistemden çıkarsanız, tekrar girdiğinizde sistem size hesaba giriş için doğrulama kodu yollayacaktır. İşaretlediğiniz takdirde sadece kendi bilgisayarınızdaki oturum açmalarınızda size SMS ile doğrulama kodları yollanmayacaktır fakat başka bilgisayarlarda giriş yaptığınızda SMS ile kod yollanacaktır. Bir sonraki girişinizde kod 2 adımı doğrulama ekranını görebilmeniz açısından bence bu aşamada "Bu bilgisayara güven" tikini kaldırın, o seçeneği işaretlemeyin. Zaten çıkış yaptıktan sonraki oturum açışınızda kod doğrulama ekranında bunun aynısı bir seçenek olan "Bu bilgisayarda kodları tekrar sorma" seçeneği sunacaktır size sistem..
Bakınız :
Bu sefer de "Bu bilgisayarda kodları tekrar sorma" seçeneği geldi. Bu seçenecek de "Bu bilgisayara güven" seçeceği ile aynı işlevi görmektedir. Kısaca özetlemek gerekirse, siz bu seçenekleri seçtiğiniz zaman Google o anda kullandığınız bilgisayarı güvenilen bilgisayar olarak algılar ve sisteme öyle kaydeder. Sizin "Güvenilen bilgisayar" olarak kaydettiğiniz bilgisayarlarda giriş yaptığınız zaman size SMS ile doğrulama kodu gelmez. (Başka bilgisayarlarda sorulmaya devam edecektir tabi.) Bu sebeple o seçeneceği işaretleyecekseniz sadece kendi bilgisayarınızda işaretli yapmanızı öneririm!! Başka bilgisayarlarda o seçeneği işaretlemeyin. Hatta bana kalırsa "Bu bilgisayar güven" ve "Bu bilgisayarda kodları tekrar sorma" seçeneklerini hiçbir bilgisayarda işaretlemeyin!!! Güvenliğiniz açısından daha sağlıklı olacaktır. Bu seçenekler, "ben her hesabıma girişimde sms ile doğrulama kodu kod yazmakla uğraşamam" diyenler veya yazmakta üşenenler için eklenmiş bir seçenekler diyebiliriz.
![]() |
| Son adım olan bu adımda ise "ONAYLA" yaparak işlemimizi bitiriyoruz.. |
Eğer kontrol etmek isterseniz tekrar Google'a girerek Hesap-->Güvenlik kısmından "2 adımlı doğrulama" seçeneğinin aktif olmuş olduğunu görebilirsiniz.
































